23 Ekim 2021 Cumartesi

Rivayetçilerin anlamadığı Kitap: Kuran...

Ejder AŞİT

19-05-2021 18:02

Rivayetçilerin anlamadığı Kitap: Kuran...

Güya Allah resulünü önemini ortaya koyan ve Kuranın yetersizliğini vurgulayan yazıları esef ve dehşetle okuyoruz. Hele sosyal medyada paylaşılıp altına yazılan yorumlara baktığımızda ise, hayretlerimiz artmakta, yorumcuların hangi dinin mensubu ve hangi kitabın mümini olduğunu anlamakta zorluk çekiyor insan.

Ne bir inkârcı nede bir müsteşrik oluşturabileceği şüpheler ve ileri sürebileceği savlarla Allah’ın kitabına bu kadar zarar verebilir. Sanki Allah’ın kitabından intikam alıyorlar: “Kur’an’ın hadislere ihtiyacı, hadislerin kurana ihtiyacından daha fazladır.”

Fıkhi ihtilaflarla dolu bir torba çeri-çöpümüminlerin başına boca etmeksuretiyle ifsat etme çalışılıyor.  Maalesef bunudindarlığı meslek, yaşamı ruhbanlık haline getirenler yapıyor. Kursaklarında geçenriba’nın haram lokması olunca parayla sofuluk taslamak ve rahat yerden din üretmek kolay oluyor. Dolayısıyla sorgulamadan ahkam kesme cüretleri artıyor.

Bu tarz tartışmaların en gözde konusu ‘Salat’tır.’ Ama onlar, kavramı dar alana sıkıştırarak Farsçadan gelen namaz sözcüğüyle ibadi yöne savurmakta, tevhidin umdesi, günlük kişisel otokontrola sahip toplumsal birlikteliğin çimentosu, Allah resulünü şüphelerden arındırma eleği, duanın bilinci, ruhun bilinçlilikle içten içe yanması gibi öncelikli fonksiyonlarını göz ardı etmekteler.Dolayısıyla Kur’an’ın mu’ciz olması ve devirden devire seslenme, insanların hayatlarına hitap etme özelliğini de ortadan kaldırmış bulunuyorlar.

Biraz komik, biraz dalga, biraz da ranta yönelik söylem ile şu soruyu sormaktalar: ‘Kur’an’da ne namazın kılınışı ne de namazı bozan haller vardır. Öyleyse insan yemek yiyebilir, bir şey içebilir, yellenebilir. Halbuki bunların hepsi hadislerde vardır. Ayrıca bir ibadetin bozan bir hal başka bir ibadeti neden bozmuyor?’

İbadi bağlamda namazın hadis kitaplarında kılınma şekli yoktur. Hodri meydan! Hadis kitaplarının hepsi ortada, buyurun gelip ortaya koysunlar.  Nisa süresi 102. Ayet bu konudaki en fasih ibaredir. Şekilsel olarak iki rekât namazın kılınışı anlatılır.

Namaz ibadeti diğer ibadetler gibi -Hac, Zekat, oruç vs.- önceki ümmetlerden bize miras kalmış bir ibadettir. Kur’an İbrahim (as), Şuayb (as). İsa (as)’ın salatından bahseder. Farklı şekillerde olmak üzere Hristiyanlık, Yahudilik ve Mecusilikte mevcut olduğunu görmekteyiz. Hatta müşriklerin namaz kıldığı dahi bize haber verilmektedir (Maun süresi, Tevbe, 9/34). Ama dar bağlamda bakıldığındaysa son devrin iman edenlerinin boynuna bir yük ve sonradan türedi bir ibadet olarak alınıyor. Rivayet kitaplarında geçen ‘Melek Cebrail gelip öğretti iddiası zayıf rivayetlerdendir.’ Gerçi hangi hadis kitabına ve imamına inanılacağı da bilinen bir husus değil. Birisinin sahih dediğine öteki merdud, zındık, kafir diyor. Rivayetçiliğin temelindeki Buhari, yine asırdaşı hadis imamı Zühli’nin fetvasıyla katledildi. Neyse, devam edelim.

Fıkıhça ileri sürülen gerekçelerin hepsi nakıstır. Mezhep ve kişilere göre değişkenlik gösterir. Örneğin yellenme konusunda Hanbeli mezhebi bozmadığını yazarken Hanefi ve Şafiler tereddüt göstermiş, abdesti bozduğunu dolayısıyla namazın bozulduğunu ileri sürmüşlerdir. (Buhari Vudu 4,36 ile Müslim Hayz,99’ da açık şekilde bozmadığı geçmektedir. Ebu Davut Salat 191,192’ de de benzer bir ibare yer alır.). Şimdi bende burada meseleye katkı vermek ve bu iddiayı savunanlara bir soru sormak istiyorum: Neden yellendiğinde yellenen yer yıkanmıyor da el-yüz yıkanıyor? Bektaşi’nin dediği gibi ‘Dinin direği kabul edilen bir ibadet bir yellenme ile yıkılabilecek kadar mı zayıf?

Dahası vakitlerde 10 dk. civarı yekûn tutan ve Rabbin huzuruna varılan bir ibadette müslümanın yeme ve içmeyi araya sokuşturmaya çalışması, fetva istemeye kalkması kişisel bozukluğun ve ciddiyetsizliğin göstergesi değil mi? Üstelik fasit, arızi durumların bir araya getirilmesiyle kitaba noksan getirmeye çalışmak akıl karı mıdır?

Haccın, orucun vs. ibadetlerin bozulma halleri farklı olduğunu görüyoruz, neden hepsi bir değil sorusuna ‘Her birinin farklı bir amaca matuf olması’ şeklinde cevap verebiliriz. Araç olmalarına rağmen uçak ile havada, gemi ile suda, araba ile de karada, hayvanlar ile patika yollarda yol alıyoruz. Hayvanı telef eden sebep gemiyi batırmıyor, uçağı düşürmüyor, arabaya da kaza yaptırmıyor. Diğerleri içinde aynı şeyi düşünebiliriz.

Kur’an’da Maide süresi 6.ayette ibadi manada salatı bozan hususlar açıklanmıştır. Farklı arızi halleri sormak dinin sahibine saygısızlıktır.

Bunları böyle yazarken Allah resulünü devre dışı mı kaldı? Kur’an’a bakıp Allah resulünün sevincini, üzüntüsünü, aile hayatını, mücadelesini, rabbiyle olan ilişkisini görmeyenler onu hakkıyla anlamış olmadıkları gibi 6236 ayete karşı kör ve sağırdırlar. Eğer Allah resulü kitabın açığını kapattığını söylüyorlarsa ‘Dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve din olarak sizin için islam’ı seçtim (Maide 5/3)’ ayetine muhalefet ediyorlar.

Dindarım diyenler vicdanlarını ceplerinde cüzdan gibi taşıdıklarından bu yana çok cüretkârlar. İnsanları hallerine bırakmak yerine sürekli yönlendirme hazzıyla coşuyor. Şeyh diye geçinenlerin pislikleri mide bulandırdı. Mehdiyim diye geçinenler katliama yeltendi…

Peki Allah’ın kitabına kucak açıp Resulünü şaibelerden ne zaman arındıracağız?

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları

En Çok Okunanlar

ANKET - ARAŞTIRMA