27 Kasim 2021 Cumartesi

, "Eleştirmiyor rahatım, sorgulamıyor huzurluyum"

Ejder AŞİT

28-02-2021 11:44

,

Kendimi alamadım yine yazıyorum. Halbuki söz vermiştim kendime ve bir daha yazmayacaktım bu konuyu.

Gece saat üç.  28 Şubat gününün ilk saatleri. “Herhalde askeri darbesi olsaydı ve siyasi muhalefetin iktidar planı olmasaydı bu saate köprüler tutulmuş, devlet dairelerine el konulmuş, çarşı cadde ve sokaklara asker inmiş, tüm hoparlörlerden Hasan Mutlucan’ın türkülerini dinler, TRT de pırpırlı beylerin demecini beklerdik.” diye düşünüyorum. Çünkü darbeler böyle yapılıyordu.

Ha öyle ha böyle. Senarist mahlasını konuşturmuş, ustaca gizlenmişti perdenin arkasına. Aktörler köşelerine çekilmiş figüranların rolünü nasıl oynadığını izliyor, yarım ağız sarhoşlukla elleri patlarcasına alkışlıyordu karanlık perdedeki oyunu. Evet! Bu sahne ancak bu kadar güzel adımıza oynanırdı.

Deli dalgaların öfkesi su üzerinde görülen köpüktü. Sahibini altında gizler. Öfke durulduğun da dipte yalnız birkaç kayadan kopmuş zayıf taş parçası görülür. Amaç ifa olmuş, deprem yaratacak gazlar tahliye olmuştur.

Algı ve fiiliyat, iktidarı ve halkı yıldırmaya yönelikti. Dublaj kusursuzdu. Zulmün karanlık şafağı bin yıl sürer dediler. Ampulleri yakıp söndürttüler, tencere tava ile devrim marşları bestelediler. Kamuda, özelde, çarşıda, sokakta, evde, ailede terör estirdiler. Mesaj şuydu: Bizim istediğimiz kadar varsınız.

Tam da Firavuncaydı. Firavun halkını aptallaştırdı (Zuhruf,43/44), Firavun, orada zorbalığa kalktı, halkını gruplara ayırdı. Onlardan bir grubu zayıflatıyor, oğullarını kestiriyor, kadınlarını sağ bırakıyordu. Çünkü o, bozgunculardandı. (Kassas, 28/4)

Musa as. karşısına dikilince, propagandası şuydu: Dikkat edin! (Musa’nın) dininizi değiştirmesinden ve yeryüzünde bir bozgun çıkaracağından korkuyorum. (Mümin, 40/26)

Bozgunculuk yapmayın denilince “biz düzelticileriz” dediler. (Bakara 2/11)

Tasavvufi tarikatlar her devirde olduğu gibi planın icrasında ‘Truva Atı’ oldular. Yapısı gereği Tevhid dışında dinsel krallık, din istismarı, bedevilik, kölelik, haksız kazanç, istismar ve de mevcut iktidarlara göre şekillenmesi zalimlerin ekmeğine yağ sürdü.

Aynı senaryoyu Moğolların Şeyhu’l-Şuyuğ ünvanını verdiği mutasavvuf Celaddini Rumi de oynamıştı. Şemsin başını çektiği Kalenderiler, Kayseri’ye bir türlü giremeyen Moğollara yol göstermiş ve katliamın gerçekleşmesinde anahtar olmuşlardı.

Aynı yol, aynı sonuç. Zalimler mağdur, münafıklar kahraman, mazlumlar mahkûm oldu.

28 Şubat’ın yeteri kadar analiz, tahlil, sorgu ve değerlendirmesi yapıldı mı dersiniz?

Hayır… 28 Şubat arı duru bir akılla sorgulanmadı. Özellikle mağdurlar bağlamında analiz edilmediğini gördük. Hatayı ibret alacaklarına örnek aldılar.  Dönem yöneticilerinin teatral sembolik yargılanması, kudretli paşaların rütbesine mazhar olmuş sivil gazeteci ve Televizyonların göstermelik yayınları günah çıkarma ve yeni düzene eklemlenme çabasıydı. Tavşan dağ doğurdu. Yargı dönemin gücüne göre kararını verdi, geçiştirdi.

Tarihten ders çıkarmayanlar geleceklerini inşa edemez. Karanlığa itilmiş yüzleşmeyi bekleyen bir İslam tarihi var. Kabile halifeliği ve kayırmacılık var hilafet döneminde. Cemel ve Sıffin savaşında yüz bine yakın Nebiyi görmüş kişi katloldu iktidar mücadelesinde. Peygamberin eşi, amcaoğlu, silah ve dertdaşları arasındaydı savaş. Daha ilginç olanı zalimlerin (Emevi-Haşimi) yazdığı kitaplarla geleceğin din ideolojisi oluşturuldu.

Eleştirme bilinseydi; sorgulama yapılır heyecan ile öz ayrışır, bir daha hata tekrarı yapılmazdı. Yüzleşme olur, düzleşme önlenirdi. Şarlatanlar, insan simsarları, vampirler, yarasalar, çiyanlar bir daha fırsat için ellerini ovuşturmazdı.

Zora gelmeyen insan yine kolayı seçti, "Eleştirmiyor rahatım, sorgulamıyor huzurluyum" 

Geriye ne kaldı sizce? Her yıl acılara tutunmak, birkaç panel, birkaç söz…

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları

En Çok Okunanlar

ANKET - ARAŞTIRMA