16 Eylul 2019 Pazartesi

Mısır ve Türkiye'deki Darbelerin Ortak Özellikleri

Ejder AŞİT

20-06-2019 16:39

Mısır ve Türkiye'deki Darbelerin Ortak Özellikleri

Mısırda yapılan darbe ile Türkiye’deki darbeler arasındaki fark sizinde dikkatinizi çekmiştir. Korku furyası, iftira, İşkence, zulüm, uyduruk deliller, Hukuksuz yargılamalar, adalet yoksunu uzun süreli cezalar ve idamlar.

Darbecilerin mantığı dünyanın neresinde olursa olsun demek ki değişmiyor. Biz ve ötekiler… Bizden olmayan ötekidir, yok edilmesi gerekir. Yöntem militarist, yargı taraflı, sermaye vahşetin hizmetine amade ve medyada zırva tevil götürmüyor. Bir Sağ’dan bir Sol’dan öldürerek denge oluşturuluyor.

Darbe heveslisi şarlatanlar, hacı yatmazlar el avuşturur, aile fotoğrafında bulunmaktan geri kalmazlar.

Amaca hizmet edecek her yol meşru. Ahlakilik, erdem, kişisel haklar kitapların sayfalarını süsleyen birer metindirler.

Bütün darbelerin meşruluğunu, ülkenin birlik bütünlüğünün bozulup geleceğinin tehlikede olması, hükümetlerin ekonomik ve sosyal sorunları çözmede başarısız kaldığı ve toplumu ayrıştırdıkları iddiası yatar.

Batının cumhuriyet ve demokrasi havarileri memnuniyetlerini kuklalarını haklı çıkaracak projeleri demeç verirken açıklarlar. Cuntacı rejim askeri siyasi platformlara dâhil edilir, göz boyamaya geçilir, esaret tescili yapılır, yüksek meblağ paralar hibe edilir. Ülkelerin ilericiliğini kölelik boyutuna göre zorluk derecesi seçilir. Zira ne kadar köleysen o kadar iyisindir.

Halkın terakkisi israf sofralarında dökülen şaraplarla çöpe dökülen yemeklerle ölçülür. Gecenin sonundaki yarı sarhoş nidalar kurtuluş reçetesinin ana damarını oluşturur.

Mevcut meclis kapatılır, Milli Birlik Komitesi (MBK) yâda Milli Güvenlik Kurulu (MGK) adıyla yeni yönetim kurulu oluşturulur, sıkıyönetim’e gidilir, sivil kuklalardan kurucu Meclis ihdas edilir iplerini de ellerine alarak denetimi yapılır.

Anayasa rafa tozlanmaya bırakılmıştır bahse değer değildir. Danışma meclisi hâlihazırda yeni bir yol ortaya koymuştur. Namluların gölgesinde halk ‘ya seçecek ya seçecek’ sloganıyla başka alternatifi olmayan sandıklara mecburdur.

Devrik hükümetlerin başkanları şapkasını alıp giderse rahat, karşı çıkarlarsa vatana ihanetten ‘Asmayalım da besleyelim mi?’mantığıyla ipe çekilir, çakalların maskarası yapılır.

Bizdeki Adnan Menderes, Fatih Rüştü Zorlu, Hasan Polatkan, Necdet Adalı, Mustafa Pehlivanoğlu,  Erdal Eren (17 yaşında) gibi Mısır’da Muhammed Mursi, Ahmet Taha, Ebul Kasım Ahmed, Ebubekir Seyyid Abdülecid’ler vardır. İsimleri farklı ama katlediliş şekilleri bir. Şayet 15 Temmuz darbesi başarıya ulaşsaydı Türkiye’den yeni yoldaşları olacaktı.

Bunca benzerlik tesadüf mü?

 Değil! Mısır ile Türkiye, Tahrir ile Saraçhane, Nil ile Fırat kardeşti. Gönülden gönüle yıkılmaz köprüler var aralarında. Aynı acılar yoğrulmuş, zor dönemlerde baldıran zehiri içmişlerdir. Ve hep kardeş kalacaklar.

Batı zihniyetliler bunu anlamaz ve anlayacak yetileri de yoktur. Hayâsızca elleri patlarcasına alkış tuttukları tank ve postalların altında ezilmiş, zelil olmuşlardır.

Allah’ın izniyle ufukta doğan güneş bağlarımızı kuvvetlendirsin, onlara destekçi olabileceğimiz yollar göstermeyi nasip etsin. Biliriz ki, Firavun’un çabası Musa’ların devrimine engel olamayacak Karun ve Hamanıyla batıp yok olacaklardır.MISIR VE TÜRKİYEDEKİ DARBELERİN ORTAK ÖZELLİKLERİ

Mısırda yapılan darbe ile Türkiye’deki darbeler arasındaki fark sizinde dikkatinizi çekmiştir. Korku furyası, iftira, İşkence, zulüm, uyduruk deliller, Hukuksuz yargılamalar, adalet yoksunu uzun süreli cezalar ve idamlar.

Darbecilerin mantığı dünyanın neresinde olursa olsun demek ki değişmiyor. Biz ve ötekiler… Bizden olmayan ötekidir, yok edilmesi gerekir. Yöntem militarist, yargı taraflı, sermaye vahşetin hizmetine amade ve medyada zırva tevil götürmüyor. Bir Sağ’dan bir Sol’dan öldürerek denge oluşturuluyor.

Darbe heveslisi şarlatanlar, hacı yatmazlar el avuşturur, aile fotoğrafında bulunmaktan geri kalmazlar.

Amaca hizmet edecek her yol meşru. Ahlakilik, erdem, kişisel haklar kitapların sayfalarını süsleyen birer metindirler.

Bütün darbelerin meşruluğunu, ülkenin birlik bütünlüğünün bozulup geleceğinin tehlikede olması, hükümetlerin ekonomik ve sosyal sorunları çözmede başarısız kaldığı ve toplumu ayrıştırdıkları iddiası yatar.

Batının cumhuriyet ve demokrasi havarileri memnuniyetlerini kuklalarını haklı çıkaracak projeleri demeç verirken açıklarlar. Cuntacı rejim askeri siyasi platformlara dâhil edilir, göz boyamaya geçilir, esaret tescili yapılır, yüksek meblağ paralar hibe edilir. Ülkelerin ilericiliğini kölelik boyutuna göre zorluk derecesi seçilir. Zira ne kadar köleysen o kadar iyisindir.

Halkın terakkisi israf sofralarında dökülen şaraplarla çöpe dökülen yemeklerle ölçülür. Gecenin sonundaki yarı sarhoş nidalar kurtuluş reçetesinin ana damarını oluşturur.

Mevcut meclis kapatılır, Milli Birlik Komitesi (MBK) yâda Milli Güvenlik Kurulu (MGK) adıyla yeni yönetim kurulu oluşturulur, sıkıyönetim’e gidilir, sivil kuklalardan kurucu Meclis ihdas edilir iplerini de ellerine alarak denetimi yapılır.

Anayasa rafa tozlanmaya bırakılmıştır bahse değer değildir. Danışma meclisi hâlihazırda yeni bir yol ortaya koymuştur. Namluların gölgesinde halk ‘ya seçecek ya seçecek’ sloganıyla başka alternatifi olmayan sandıklara mecburdur.

Devrik hükümetlerin başkanları şapkasını alıp giderse rahat, karşı çıkarlarsa vatana ihanetten ‘Asmayalım da besleyelim mi?’mantığıyla ipe çekilir, çakalların maskarası yapılır.

Bizdeki Adnan Menderes, Fatih Rüştü Zorlu, Hasan Polatkan, Necdet Adalı, Mustafa Pehlivanoğlu,  Erdal Eren (17 yaşında) gibi Mısır’da Muhammed Mursi, Ahmet Taha, Ebul Kasım Ahmed, Ebubekir Seyyid Abdülecid’ler vardır. İsimleri farklı ama katlediliş şekilleri bir. Şayet 15 Temmuz darbesi başarıya ulaşsaydı Türkiye’den yeni yoldaşları olacaktı.

Bunca benzerlik tesadüf mü?

 Değil! Mısır ile Türkiye, Tahrir ile Saraçhane, Nil ile Fırat kardeşti. Gönülden gönüle yıkılmaz köprüler var aralarında. Aynı acılar yoğrulmuş, zor dönemlerde baldıran zehiri içmişlerdir. Ve hep kardeş kalacaklar.

Batı zihniyetliler bunu anlamaz ve anlayacak yetileri de yoktur. Hayâsızca elleri patlarcasına alkış tuttukları tank ve postalların altında ezilmiş, zelil olmuşlardır.

Allah’ın izniyle ufukta doğan güneş bağlarımızı kuvvetlendirsin, onlara destekçi olabileceğimiz yollar göstermeyi nasip etsin. Biliriz ki, Firavun’un çabası Musa’ların devrimine engel olamayacak Karun ve Hamanıyla batıp yok olacaklardır.

YORUMLAR
  • Suzan Demir   20-06-2019 19:16

    Evet aynı geminin yolcularıyız

Diğer Yazıları

En Çok Okunanlar

ANKET - ARAŞTIRMA