23 Haziran 2018 Cumartesi

'Şirk'in Çocuklukta Atılan Temelleri

Dr.Hamdi KALYONCU

26-09-2017 14:21

'Şirk'in Çocuklukta Atılan Temelleri

Tanrı fikri, toplumun önemli bir kesiminde, çocuklara öncelikle bir dini eğitim konusu olarak verilmez. Çocuklar bu fikirle, okul öncesi dönemde, daha çok anneleri tarafından tanıştırılır. Ve bu, çoğunlukla da korku üzerine kurulu yanlış otorite benimsemesi şeklinde olur.

Esas amacı çocuk üzerinde otorite kurmak ve kendini saydırmak olan anne, amacına ulaşmak için; 'öcü' veya babasına söylemeyle başlattığı tehdidini tanrı ile korkutmaya kadar vardırır.
"O'nu yapma", "Şunu yeme", "Bunu elleme"; "Allah seni çarpar, yakar, öldürür", "Allah gözlerini kör etsin", "Allah seni kahretsin", "Cehennemde yanarsın" gibi tehditler, Tanrı ile ilgili ilk telkinlerdir. Bunlar çocuğun gözünde Tanrı ile öcüyü eş anlamlı hale getirir.
Bununla, esas amacı kendisini çocuğa saydırmak olan anne, çocuğun ruhsal yapısı üzerinde ne derece tahribatta bulunduğunun farkında bile değildir. Öyle bir şartlanma oluşur ki; Allah kelimesi Cehennem'le birlikte birçok kötülükleri çağrıştırır ve her anıldığında kişiye stres yükler.
İnsanların ekseriyetinin dinden, Kur'an'dan, Allah'tan bahsedildiğinde sıkılmaları ve huzursuz olmalarının ardında, nefsinin ve Şeytani telkinlerin yanında korku üzerine kurulmuş Tanrı figürünün şuur altında yer etmiş olmasının çok önemli etkisi vardır.
Kutsal değerlerden bahsedildiğinde pek çok kişi, sebebini izah edemediği bir sıkıntı ve korku hissinin rahatsız edici etkisiyle konu değiştirmek ister. Sevgi dolu olsaydı böyle mi olurdu!
Cehennem tehdidi ile Yaratıcı fikri aynı anda telkin edilince tahribat büyük oluyor.

"Cehennem, kurtuluşu kaçışı olmayan, ana babanın elinin eremeyeceği kadar uzakta ve bir çocuğun hayal edebileceği korkuların en büyüğünü yaratabilecek niteliktedir."(73)

Bu tarz telkinler, kişinin zihninde ölümü de asla kabullenemeyecek bir konuma sokar
Bu şekilde kokutulan çocuklar için ölüm, bırakılmışlığın ve yalnızlığın sembolüdür.
Tehdit edici tekinler, çocuğun ruhsal yapısı üzerinde ürkütücü, korkutucu ve nefret duyguları uyandırıcı bir sonucu ortaya çıkarır. Çocuk, en müsait çağında olumlu bir tanrı fikri ile tanışması gerekirken, tam tersi bir şekilde yıkan, yakan, azap eden, ürkütücü, soğutucu ve olumsuz bir tanrı imajı ile karşı karşıyadır.
Halbuki Tanrı, öncelikle 'çok seven ve sevilen' (Vedud) olduğuna göre ve telkinlerin de bu yönde yapılması gerekirdi. Çünkü, O, sevmeseydi yaratmazdı; kimse tanrıyı istemediğini yapmaya mecbur edemeyeceğine göre..! Daha baştan yaratıp vücut vermekle ve bahşettiği nice nimetlerle, lütufkar olduğu anlatılması gereken Yüce Tanrı yerine; sevimsiz, ürküten, korkutan, kaçınılması gereken, kötülük yapmak ve cezalandırmak için fırsat kollayan bir korkunç Tanrı telkini, kişide; yanlış otorite benimsemesine yol açılır ki, bu da; kişinin hayatı boyunca taşımakta zorluk çekeceği psikolojik bir yüktür. Ve pek çok olumsuzluklara temel teşkil edecek niteliktedir.
Böyle bir otorite benimsemesine maruz kalmış çocuk ileride, birbirinden farklı normal dışı birçok davranışları sergilemeye namzettir.

Zihni, otoriteye karşı ürkütücü telkinlerle dolu kişilerin bir kısmı, bütün otoriteler karşısında çekingen, pasif ve ürkek bir davranış sergiler. Toplumda, genel bir tavır halinde gözlenen ürkekliğin ve 'sorgulamadan itaat etme' kültürünün temelini teşkil eden sebeplerden biri ve belki başta geleni bu psikolojik özellikler olsa gerektir.

Yanlış otorite benimsemesi bu kimselerin bazılarında hak ve adaletten uzak bir yaltaklanma ile otoritenin hışmından ve zararlarından korunma yolunu tercih etmeye sebep olur.

Yetenekçe müsait olanlar ise, bu şuur altı birikim ile, bütün otoritelere karşı negatif bir tutum içine girer. Mesela böyle bir genç, anne-babasından öğretmenine, amirinden tanrısına kadar, otoriteyi temsil ve ifade eden her makama karşı dik kafalı, isyankar bir tavır sergilemeye meyillidir. Bunlardan bir kısmı okul otoritesine karşı çetelere girerken, bazıları da toplumun geleneksel kültür örgüsüne ve toplumsal otoritelere karşı antisosyal (topluma karşı zıt) gruplara katılarak isyankar duygularını tatmin etmenin yolunu bulurlar. Bu tavrın en üst ifadesi de terörist örgütlere katılarak topluma ve yasal düzenlere karşı savaşmaktır.
Geliştirilebilecek bir başka davranış ise korkutucu tanrı figürünün meydana getirdiği anksiyete karşısında negasyon (inkar) mekanizmasını kullanmak.Tanrıyı yok farz ederek, cezalandırılma korkusunun meydana getireceği sıkıntı ve nahoş duygulardan kurtulma yolunu seçmek, ateist olmaktır.

Korkuya dayalı sevgisiz otorite benimsemesi sonucu gelişebilecek bir diğer tavır da, sıkıcı tanrı imajı karşısında bir başka objeye sığınma şeklinde görülür. Sığınılacak yer sevgi ve dostluk objesi olmalıdır. Bu, kişiye sevgi gösteren her hangi bir şahıs, bir sevgili hatta bir genel kadın olabileceği gibi; cinselliğin, sıra dışı gençlik akımlarının, uyuşturucu kullanımının ya da 'uç' inançların öne çıkarıldığı bir cemaat, tarikat, örgüt ve toplum dışı sapık bir grup da olabilir. Kişiliği tamamen pasifize eden bu sığınma olgusu, şahsın sığındığı yeri ya da objeyi hayatı pahasına müdafaa ettirir. Onsuz hayatın asla düşünülemeyeceği bir haleti ruhiye oluşturur. Bu ise nihai tahlilde 'sığınılan'ı ilah edinmekten başka bir şey değildir. Eğer kişinin kafasında asla inkar edemeyeceği ve savaşamayacağı ölçüde güçlü bir tanrı fikri oluşmuşsa, o zaman buna karşı geliştirilebilecek bir olumsuz tavır da, cezalandırıcı, korkunç ama çok güçlü ve reddi mümkün olmayan tanrıya karşı kendisine yardım edecek; kendisini, bu tanrının elinden kurtaracak bir yardımcı, aracı olacak ilahını arar. Bu yardımcı tanrı, bazen bir put, bazen bir sahte şeyh hatta peygamber olabilir. Putuna, liderine, şeyhine ya da peygamberine bir kurtarıcı olarak sarılan kişi, böylece kafasında kendini sürekli rahatsız eden korkunç tanrının hıncından ve gazabından, onlar tarafından kurtarılacağına inanarak rahatlar.

Sağlıklı bir sevgi üzerine kurulmuş otorite benimsemesi olmadığı için, peygamberler dahil tüm şefaat edicilerin yardımlarının ancak sevgi dolu Tanrı'nın sonsuz rahmetiyle ve çok merhametli Tanrının izni ile olabileceğini akla bile getirilemez.

Tanrı'nın cezalandırmasından kurtaracak; o hınç dolu tanrı ile aralarını düzeltecek, barıştıracak bir vasıta, aracı ve yardımcı bulduğuna inanan kimseyi koruyucu, yardımcı tanrılarından soğutmak ya da koparmak öyle kolayca mümkün olmaz. Çünkü onlardan ayrılmak, 'korkunç tanrı'nın gazabı ile doğrudan karşılaşmak demektir ki, bunu hayal etmek bile zordur. Ancak büyük ölçüde şok etkisi yapacak olayların meydana getireceği değişimler büyüyü bozup, kopmaları sağlayabilir. Ama kişi yine de sevgi ve merhamet dolu olumlu bir Tanrı anlayışına varamaz ise başka sığınacak tanrılar arar. Bu yeni tanrı bir başka kurtarıcı lider, sahte şeyh ve bir sevgili olabileceği gibi içki ve her nevi uyuşturucu madde de olabilir.


-----------
73. Artur T.Jersıld, (Çev.Gülseren Günce) Çocuk Psikolojisi, Ank.Üni. Eğitim Bölümleri Fakültesi yay. Ank. 1983, s.388

 

kaynak: www.hamdikalyoncu.com

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları

ANKET - ARAŞTIRMA