21 Mayis 2018 Pazartesi

Gönüllülük

M.Fatih ERGENEKON

29-03-2017 10:49

Gönüllülük

İlk gönüllüler hareketi İslam'ın ilk yıllarından itibaren mevcut idi.

Hz. Ali 12 yaşında bir gönüllüydü. Erkam gönüllüydü. Hicret gönüllülerin idi. Hicret'ten evvel Musab gönüllüydü. Kur'an gönüllüsüydü. Gönül ile feth etmişlerdi Medine'yi. Bu nedenledir ki Medine bir gönül devletiydi. Erkam öyle bir gönüllüydü ki evini dar'u-l Kur'an kılmıştı, başöğretmen de peygamberimiz idi.

Beytinizi dâr kıldığınızda Kur'an'ın dolayısıyla Hz. Peygamberin bereketinden istifade ediyorsunuz.

Hz. Hatice gibi bir gönüllü olmasaydı?. Bir gönüllü kadın çıkıyor, tüm planları alt üst ederek çok kritik ve zor zamanlarda kahraman oluyor, ümmü'l mü'minîn oluyor, Kübra sıfatıyla sıfatlanıyor, tüm mü'mînât'a kıyamete kadar ufuk oluyor.

Ya Hz. Ebu Bekir'in gönüllülüğü...

Evlatlarına Allah ve Resul’ünü bırakmak, Allah ve Resulüne gönüllülüktür. Gönül Allah'a ve Resulüne sevdalandığında geçici olan hazlardan lezzet almıyor, muhabbet üretiyor..

Anlayacağınız gönüllü olmanın ne yaşı ne dönemi ne de makamı var.

Tüm peygamberlerin ortak sünnetlerindendir gönüllülük. Onlar yaptıkları hiç bir iş için ücret istemezler, onlar gönüllülük esasına dayanıyorlar. 

               أُوْلَئِكَ الَّذِينَ هَدَى اللّهُ فَبِهُدَاهُمُ اقْتَدِهْ قُل لاَّ أَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ أَجْرًا إِنْ هُوَ إِلاَّ ذِكْرَى لِلْعَالَمِينَ      

... işte şu Allah'ın doğru yolu gösterdiği insanları... O halde sen de onların rehberliğine uy! (Ve) de ki: "Sizden bunun için bir karşılık beklemiyorum. Unutmayın ki o, bütün insanlığa bir öğütten ibarettir!  (En-âm 90)                                                                                

                                     قُلْ مَا أَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ إِلَّا مَن شَاء أَن يَتَّخِذَ إِلَى رَبِّهِ سَبِيلًا         

(Ey Peygamber!) "Ben bu (davet) karşılığında, dileyen kimsenin Rabbine doğru bir yol tutması dışında sizden herhangi bir ücret talep etmiyorum" de! (Furkan 57)

“Güneşi sağ elime, ayı sol elime verselerde davamdan vazgeçmem” diyen Allah resulünün (s) sadakati elbette gönüllülükten geçiyordu..

Gönüllü olanlar, Allah’a kulluktan öte Allah’a dost oluyorlar. İbadetleri kulluğun, muhabbeti dostluğun gereği görmeli. Hz. Ali’nin de buyurduğu üzere tüccarın ya da kölenin kulluğundan ziyade gönüllü olanların kulluğu esas kulluktur..

Gönül Allah'a bağlandı mı gayrısını görmesi ne mümkün?. İki ayaklı bir gönüllü oluyorsunuz emr-i bil ma'rûf emrini ifa eden..

Allah'a gönüllü olanlar sadece kendilerini mi yeşertirler? Gönlünüz Allah ile yeşerdiğinde o gönül mutlaka başka gönüllere değecek, değmekle kalkamayacak, yeşertecek "Hızır" misali. Gönüllü olanlar sadece kendilerine yetmeyen, başkalarınında çöle dönek yürekleri için iyiliği yayanlardır. Ki el-emr-i bi'l ma'rûf iyi olmaktan ziyade iyiliği yaymak değil miydi zaten?..

Ne diyordu Allah?.

"Allah iyi olanları değil",

"İyilik yapanları sever"...                                      

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları

ANKET - ARAŞTIRMA