18 Eylul 2018 Salı

Kardeşlik Hukuku-2

M.Fatih ERGENEKON

16-03-2017 11:47

Kardeşlik Hukuku-2

Mü'minlerin kardeş olduğunu harika bir belagat ve i'caz örneği ile ortaya koyan Kur'an, ihbar cümlesinden sonra bunun gerektirdiği sorumluluğu emrediyor tüm muhataplarına.

 "فَأَصْلِحُوا"

Barıştırmakla kalmayın, "ıslah edin" Kur'an vermek istediği mesajı muhataplarına aynı zamanda seçmiş olduğu kelimelerle de veriyor.

Ayette Islah ve ifsad birbirinin zıddı olarak kullanılır (A'raf 7/56; Bakara 2/220). Islah iyileştirmek için değişim çabası demektir. İnsanların arasını iyileştirmeye, kinin yerine barışı koymaya sulh denir.

Kur'an ise, hem sahibini hem de üçüncü kişileri iyileştirmeye "salih amel" der ki, Kur'an'da 56 yerde iman etmenin arkasından gelir: "Ey İman edenler ve salih amel işleyenler! " (Bir sonraki yazımızın konusu da bu minvalde “salih amel” olacaktır.)

Islahın Kur'an'da, kötü ve yararsız olanı iyi ve yararlı hale getirmeyi işaret ettiği gibi iyi ve yararlı bir şeyi daha iyi ve daha yararlı bir hale getirmeye de işaret ettiği söylenebilir. (A'raf 7/85)

O halde ayet sadece mü'minlerin araları bozulduğu gibi durumlar için değil, araları iyi olan mü'minlerin de daha iyi olabilmeleri içinde emirdir.

Sevgili peygamberimizin “kişi kendisi için istediğini mü’min kardeşi içinde istemedikçe olgun mü’min olamaz” hadisi de bu ayetin bir tefsiri ve okuması olsa gerek.

Islah’ın zıddının ifsad olduğuna yukarıda değinmiştik. O halde ayet kapsamında ele alacak olursak; ıslah nasıl Allahın murad ettiği bir emir ise, ifsad o derece kaçınılması gereken bir kavram olarak çıkıyor karşımıza.

Her eylemin öznesi - nesnesi olur da ıslahın olmaz mı? Mü'minler bu ilahi emrin öznesi olabilmek için cehd-ü gayret içerisine de olmalı. Islah'ın nesnesi değil öznesi olabilmek için yarışmalı. Bunun için kötünün yaygınlaştığı ve iyinin azaldığı dönemlerde peygamberlerin vermiş olduğu mücadele biz Kur'an muhataplarına model olarak takdim edilmiştir.

Sevgili peygamberimizin (s) güzel örnekliğinin ve o muhteşem ahlakının bir tezahürü olarak peygamberimizi, ismi ne kadar harb (savaş) olan sahabe varsa ismini değiştirmiştir.

Ayetin devamının وَاتَّقُوااللَّهَ  (sorumlu olun) ile ikinci bir emir gelmesi yine biz muhataplarının gerek zihin gerekse eylemlerini bina etmesi açısından çok mühim zira ıslah aynı zamanda takvanın (sorumluluğun)  bir gereği olarak sunuluyor Manen ayet şunu fısıldıyor mü'minlere:

Takvalı olmak için ıslah ediniz. Kötüyü iyi yapmak değil, iyiyi de daha iyi yapmak takvadandır.

   لَعَلَّكُمْتُرْحَمُونَ   

Ve ilahi müjde: ki böyle yaparsanız merhamete uğrarsınız. Islah eyleminin nesnesi değil de öznesi olanlara ödül mü? Bizatihi onların ödülü Rableri katında rahmete mahzar olmak.. İmha değil ıslah etmek üzere yola çıkan yiğitler Allahın yürüyen rahmeti olsa gerek. Rahmete uğramış olan, rahimiyeti üzerine tecelli eden mü'minin, mü'min kardeşlerine nasıl muamele edip ıslah edeceğinin de parolasını Allah, ayetin sonunda müjde olarak veriyor. Siz eğer sorumluluğunuzu yerine getirirde mü'min kardeşlerinizin arasını ıslah ederseniz takvanızın gereğini yapmış olursunuz.  Takvanın da nihai ulaşacağı yer Allahın merhametidir.

Bir önceki yazımızda ayetin başındaki  اِخْوَةٌ (ihve) kelimesinin candan kandan kardeşliği vurgulamıştık. Şimdi sormalı tüm coğrafyamızın müslümanlarına:

Allahın merhametinden ne zamandan beridir vazgeçer olduk?

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları

En Çok Okunanlar

ANKET - ARAŞTIRMA