16 Kasim 2018 Cuma

Hadis ve Ravilerin durumu-1

Ejder AŞİT

09-03-2017 10:23

Hadis ve Ravilerin durumu-1

Allah resulüne kuran dışında gayri metluv vahiy indirildi mi? Hadis ve sünnetin dindeki yeri nedir, ne olmalıdır? Hükümde Kuranla eşit midir? Sünnet ve Hadis ayetleri nesh eder mi? Soruları tüm zamanlar boyunca tartışılmış ve nihayete ermeyen tartışmalarla sona ermiştir. Ama bu tartışmalar bilinç seviyesinin artmasına katkı sağlamış muarızlarını da fanatikleştirmiştir.

 Kitap dışı vahiy iddiası üzerinden islam ve müslümanlara kasıtlı birçok saldırı yapılmıştır. Bazen bu müsteşrikler tarafından, bazen zorba idareciler tarafından, bazen de ön plana çıkmak isteyen veya bir konuma ulaşmayı emel eden kendini âlim addeden zatlar tarafından yapılmıştır. Dolayısıyla bunu bir devirle sınırlı tutmak yanlıştır. Zira her devirde örneklerine rastlamak mümkündür.

Şurası bir gariptir. Allah resulü yaşadığı dönemde sözlerinin yazılmasını yasaklamış, gizliden yazanların yazdıklarını imha etmiştir. Çünkü Tevrat ve İncil’in başına gelen musibetten çekinmiştir. Bazı sahabelere izin verildi deniliyorsa da, o haberlerin sıhhati yeniden gözden geçirilmelidir. Çünkü Allah resulü istemediği halde yazıldığını iddia etmek ispat ister. Hem Hz. Ali’nin hem de Hz. Osman’ın yazdığı Kuranlar bugün elimizde vardır. Şayet yazıldığına dair hadis olsaydı onlarında elimizde olması gerekmez miydi?

Aynı şekilde Raşid Halifeler döneminde de aynı tavır sürdürülmüş, inadına yazmaya devam edenler çeşitli şekillerde caydırıcı cezalara maruz kalmıştır.

Vahyin başlangıcından beri Allah resulü ile birlikte yürümüş sahabilerin yok denecek kadar rivayetlerinin olması da hayretlerimizi kamçılıyor.  Ve de nübüvvetin son 3 ayını Nebi ile geçirmiş bir zatın yüz binler hadis rivayet etmesi şaşılacak bir şey. Rey Ekolü’nün üstadı Ebu Hanife, mezkûr meşhur ravinin köpeğin su içtiği kapla ilgili rivayetini değerlendirmiş, rivayet ettiği konuyla alakalı ameline bakmış farklı olduğunu görünce de itiraz etmiş; “Bu adamın söyledikleriyle yaptıkları bir değil” diyerek rivayetlerinden uzak durmuştur.

Ayrıca müslümanlar arasında asırlık fitne tohumlarının ekilmesine neden olan ve tefrika’ya davetiye çıkaran hadis rivayetlerinin ravileri ise, bir elin beş parmaklarını geçmez. Bu da bilinçli bir sulandırmanın yapıldığı izlenimi vermektedir: Ka’b El-Ahbar, Vehb b. Münebbih, Temim Ed-Dari ve ibn Cüreyye…

Hadisler toplanıldığı dönemin siyasi çalkantılarından etkilenmiştir. Birlik ve dirlik adına Allah rızası için hadisler uydurulmuştur. Emevi dönemi olsun Abbasi olsun veya daha sonraki dönemlerde bu devam etmiştir. “Ebu Hureyre’den şöyle hadis rivayet edilmiştir: ‘ Allah’ın resulü Muaviye’ye bir ok verdi ve şöyle dedi: Bu oku al cennette beni onunla karşıla. Allah vahyini üç kişiye emanet etti: Ben, Cebrail ve Muaviye (İbn Kesir-El Bidaye Ve’n-Nihaye/ Sufi’nin Dini-Dr. Hamdi Kalyoncu S:43)

Geçen gün bir islami haber kanalında hızını alamayan eski vaiz ve milletvekillerinden biri Türkiye’nin atlattığı 15 Temmuz askeri darbesine işaret eden ‘Hadislerin’ olduğunu iddia etmiştir. Öte söze gerek yok sanırım.

Hadisler Korunmuş mudur?

 “Şüphesiz rehberlik ve karanlıklardan aydınlığa çıkarma özelliklerine sahip Tevrat’ı biz indirdik. (Hakk’a) teslim olmuş Nebiler, Yahudilere onunla hükmeder. Rabbanîler (kendilerini Rab’lerine adamış olanlar) ve Ahbar olanlar da (zahidler, yahudi âlimler, hahamlar) Allah’ın Kitabı’ndan korumakla görevli oldukları ile hüküm verirler ve onlar, onun üzerine şahitler oldular(Maide-44)”

Önceki vahiylerin korumalığı din adamlarına bırakılmıştı. Onlar ise, kelimeleri yerlerinden ettiler, ağızlarını eğip bükerek farklı anlamlar çıkardılar, nefsanî hevalarına kurban edip insanları Allah’ın dinine değil kendilerine çağırdılar, menfaatlerini ön planda tuttular. Dikkatinizi çekmek istiyorum. Üzerinde tahrifat yapılan Allah’ın kitabıydı, elçilerin sözleri(hadisleri) değildi. Allah’ın kitabı tahrifata uğratabilinirken Hadislerin korunmuşluğundan bahsetmek doğru mudur?

Muhaddislerimiz iyi bilir ki, Ahmed b. Hanbel ölmeden önce kitabında bazı rivayetleri ayırmış ve mevzu olduğu belirtmiştir. Ölümünden sonra oğlu mevzuları aynı kitaba farklı bir renkte farkları ortaya çıksın diye koymuştur. Sonraki dönemlerde renk farkı ortadan kaldırılarak kitaba dâhil edilmiştir.

Şimdi bizler bunları hangileri olduğunu nereden bileceğiz ve bunların sıhhati ne ile ölçülecektir. Rüyasında kadın görüp ihtilam olanların ben rüyamda Allah resulünü gördüm deyip sahih demesi ne derece doğru… Gelenin şeytan olmadığı nereden bilinecek…

İnsan zayıf yaratılmıştır(Nisa-28).Doğrusu o çok zalim ve cahildir(Ahzab-72). Raydan çıktığında bir sınır tanımaz. Bu yüzden insanlığın son kurtuluş reçetesinin koruma görevini Allah üzerine almıştır. “Bu zikri(Kur’anı) biz indirdik koruyacak olan da biziz(Hicr-9).”

Dolayısıyla hadislerin korunmuşluğundan bahsetmek mümkün değildir.(Devam edecek)

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Yazıları

En Çok Okunanlar

ANKET - ARAŞTIRMA