23 Ekim 2020 Cuma

İşgal Altındayız.

27-09-2020 11:07 Güncelleme : 06-10-2020 15:54

İşgal Altındayız.

Fetihten, nefsimizin meyillerine ve diğer işgallere karşı açıkça galebe çalmamız gerekirken bunların işgaline uğramamız fethin bize ne kadar uzak olduğunu gösterir. Her ne kadar vatanlar, makamlar, işgal etsekte bunların hiçbirinin bizim içinde olduğumuz işgale rağmen bir mana ifade etmediğini gösterir. Zira senin tüm zihnin ve kalbin ile bedenin ve davranışların işgale uğramış ve sömürülmüşken senin toprak fethetmen, makam fethetmen neyi ifade eder ki… O toprak ve makamda bulunanların ancak ismi ve cismi değişmiştir. Ama zihinleri, kalpleri ve davranışları işgalcininki ile aynıdır.

 

 Bedevilerden geri kalmış olanlar, sana diyecekler ki «Meyillerimiz ve ailelerimiz bizi meşgul etti.. Allah'tan bizim için bağışlanmamızı dile». Onlar kalblerinde olmayanı dilleriyle söylerler. De ki: «Allah size bir zarar vermek dilemiş, yahut size bir fayda vermek istemiş olsa Allah'ın, sizin için dilediğine kim engel olabilir? Hayır hiç kimse engel olamaz, Allah yaptıklarınızdan haberdardır. »Fetih 11

İlk bakışta bu ayetin muhatabı olarak bizler değil, çölde yaşayan araplar olduğu kanaatına varırız.

Fakat bu durumun aslında bir psikolojiyi ve yine aynı şekilde bir tavrı yansıttığını ıskalarız. Bunu da aslında kasıtlı yaparız. Çünkü insan tartışmaya ve mazeret ileri sürmeye pek hırslıdır.

Meyillerimiz, yöneldiğimiz şeyler, istek ve arzularımız ile peşinden koştuklarımız.

Eşlerimizin istekleri, çocuklarımızın arzu ve geleceği ile rahat ve huzurlu olarak tanımladığımız yaşam sürmeleri.

Gerçekten bunlar bizim dört bir yanımızdan kuşatmış ve zaman ve enerji ile yaşam tarz ve beklentilerimizi belirlemiştir.

Artık bizler bu meşguliyet ya da işgal altına girerek manda ve himayeyi kabul eden, sömürge konumuna girmişiz.

Bu ayetlerin fetih süresinde yeralması ise işin diğer bir ilginç yanını ortaya koyar.

Fetihten, nefsimizin meyillerine ve  diğer işgallere karşı açıkça galebe çalmamız gerekirken bunların işgaline uğramamız fethin bize ne kadar uzak olduğunu gösterir. Her ne kadar vatanlar, makamlar, işgal etsekte bunların hiçbirinin bizim içinde olduğumuz işgale rağmen bir mana ifade etmediğini gösterir.

Zira senin tüm zihnin ve kalbin ile bedenin ve davranışların işgale uğramış ve sömürülmüşken senin toprak fethetmen, makam fethetmen neyi ifade eder ki…

O toprak ve makamda bulunanların ancak ismi ve cismi değişmiştir. Ama zihinleri, kalpleri ve davranışları işgalcininki ile aynıdır.

Bizler kalbimizde olmayanı söyleriz. Çünkü bunlar bizi meşgul etmez. Biz onların bizi işgal etmesine fırsat verir ve kendi ellerimizi boynumuzu uzatarak onlara teslim oluruz..

Suçu başkasına ya da başkalarına atma alışkanlığımız her daim olduğu gibi bundan dolayı başkasının af dilemesi ile de kurtulacağımızı zannederiz.

Öyle ya. Ne de olsa Elçi a.s var. O bize şefaat edecek. Bizde bu durumdan kurtulacağız.

Ne de olsa seçkin bir ümmetiz. Ne de olsa seçkin bir cemaatin fertleriyiz. Ne de olsa şeyhimiz, hocamız var.

Gerçekten de Allah yolunda gayretten geri bırakılma ile bize başkası mı fayda verecek ya da Allah için gayret ederek bize biri mi zarar verecek.

Hani fayda ve zararın Allah’tan geldiğine inanıyorduk.

Aslında meselenin temel nedeni de bu. Bizler dillerimizle fayda ve zararın ancak Allah’tan olduğunu söyleriz ama kalbimizde ve hayatımızda bu, yer etmemiştir.

Yer etse idi, bu halde olmazdık.

 

 

 

 

 

 

 


 

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

ANKET - ARAŞTIRMA