23 Ekim 2020 Cuma

Yoksa onlara Allah’ın yaşam tarzında (Din) izin vermediklerinin yolunu açan(Şeriat) ortaklarımı var. Şura 21

20-09-2020 17:21 Güncelleme : 06-10-2020 15:43

Yoksa onlara Allah’ın yaşam tarzında (Din) izin vermediklerinin yolunu açan(Şeriat) ortaklarımı var. Şura 21

Allah’ın yaşam tarzında izin vermediklerinin yolunu açanların durumunu ortaya koymaya çalışacağız. Bu konumda ortaya çıkan -Şefaat , Ateş bize sayılı bir kaç günde dokunacaktır.Al-i İmran 24 Ne de olsa affedileceğiz. Meryem 59 Biliyorum, inanıyorum ama yapmıyorum, Kalbim temiz.Hucurat 14 Hacca giden anadan doğmuş gibi temiz olur, Anlayışların insanları nasıl hudut tanımaz haramzade yaptığını tartışmaktır

Yoksa onlara Allah’ın yaşam tarzında (Din) izin vermediklerinin yolunu açan(Şeriat) ortaklarımı var. Şura 21

Yaşamın tümünü ve buradan da tarzını belirleyecek olan yaşamı en iyi bilen, ve belirlemenin tüm sıfatlarını kendisinde toplayan Allah’tan başkası olamaz.

Ki o en iyi bilen, en iyi hükmeden, merhametli ve Kerimdir.

Allah’ın ortağı hiçbir şeyde olmadığı gibi haram ve helal belirlemede de olamaz.

Şayet olsa idi o Allah olmazdı. Çünkü bu, onun tekliğinin gereğidir.

Fakat insanlar Allah’ın tek olduğunu ağızları ile söyleselerde fiilleri ile bunun tam tersini söylemektedirler.

Şüphesiz bu Allah’a zerre miktarınca zarar vermediği gibi ancak bunu yapana zarar verir.

... Allah'a ortak koşan kişi, göktendüşmüş de kendisini kuşlar kapışıyor veya rüzgâr onu uzak bir yere fırlatıp atıyor gibidir. Hacc 31

İnsanların Allah’a ortak koşmaları çeşitli totemler, atalar, büyükler, kanaat önderleri, dünyalıklar ve onun içindeki mallar ve oğullar ile iktidar, makam, şöhret, binek araçlar, evler,

Heva ve tutkular,

Yaşam tarzını belirleyen Film ,dizi,sinema,futbol yıldızları ile,

Belirli bir ideolojinin kurucuları ve Rabb adına konuştuğunu söyleyenlerden de olmaktadır.

Biz özellikle son kısım ile ilgili olarak Allah’ın yaşam tarzında izin vermediklerinin yolunu açanların durumunu ortaya koymaya çalışacağız.

Bu konumda ortaya çıkan

-Şefaat ,

Ateş bize sayılı bir kaç günde dokunacaktır.Al-i İmran 24

Ne de olsa affedileceğiz. Meryem 59

Biliyorum, inanıyorum ama yapmıyorum, Kalbim temiz.Hucurat 14

Hacca giden anadan doğmuş gibi temiz olur,

Anlayışların insanları nasıl hudut tanımaz haramzade yaptığını tartışmaktır.

1-Şefaat İnancı: Bu inanç gelenekte öyle bir yere konulmuştur ki, bir veya birkaç şefaatçiden bahsedilerek bunların kişi veya grubu kurtaracağından bahsedilmektedir.

Bunlar ben de sizin gibi bir beşerim, bana ve size ne yapılacağını bilemem ve sen uyarıcıdan başkası değilsin denen elçi, ölen küçük çocuklar, Allah yolunda öldürülenler, hafızlar, Abdulkadir Geylani, Belirli bir grubun şeyhi, efendisi…

Şefaatim büyük günahlar işleyenleredir diyerek elçiye iftira atanlar, Rabbin affetmeyeceği olarak söylediği o büyük günah olan şirkinde elçi tarafından affettirileceği söylenerek haramın yolu açılmış olmakta değil midir?

İşte şefaat inancı haramları helal helalleri yapan masum gibi görünen bir “ihlal” inancı olarak ortada durmaktadır.

Bu, açıkça yaşam tarzında olmaması gerekenlerin önün açmakta değil midir?

Bu inanca sahip olan kişi, Allah’a ortak koşmaz mı? Zina yapmaz mı? Adam öldürmez mi? Hırsızlık yapmaz mı? İşçisini sömürmez mi ? Mala ve dünyanın içindekilere düşkün olmaz mı? Güce , makama, şöhrete kul olmaz mı?

Helali haram kılan bir yaşam tarzının yolunu (Şeriatını) kendisine meşru görmüştür.

İşte bu manada şefaat inancı Rabbin dininden insanları saptırmanın sağdan yanaşma hali olarak ortaya çıkar.

O halde Allah’tan başka her kim ben şefaat edeceğim diyorsa bilinmelidir ki o, Rabbin belirlediği yaşam tarzından “Gördün mü hevasını ilah edinen.” ayetindeki kişiye döndürmek istemektedir.

2-Ateş bize sayılı bir kaç günde dokunacaktır.:

Çünkü onlar: “Ateş yani cehennem bize birkaç günden fazla dokunmayacak” diye iddia ederler. Uydurdukları şeyler dinleri hakkında kendilerini aldatmıştır. Al-iİmran 24

Yahudi, Hristiyan inancı ile emevi kökenli geleneksel dinde insanlara haramın önünü açmak üzere ortaya atılmış bir diğer aldatmada ayetin ifade ettiği gibi budur.

Bunlara göre ateşe girsek bile orada ebedi kalmayacağız. Çünkü biz seçkin ve soylu bir milletiz, ümmetiz, grubuz diyerek her türlü haramı yaşam tarzlarına sokmaktadırlar.

Zira birkaç günden sonra ateşten zaten çıkılacak.O halde her türlü melanetin, haramın yolu(Şeriatı) meşru.

Bu durumda bu kişi Allah’a şirkten uzak durur mu? Zinadan uzak durur mu? Öldürmekten kendini alıkoyar mı? İşçinin, yetimin, yoksulun hakkını gözetir mi? İnsanların, tabiatın ve Rabbin de hakklarını gözetir mi?

Bu kişiden ne beklenir? Her tarafı günaha bürünen, başından aşağıya pislik boca edilen bir çöp, pislik yığını olan bu kişiler ateşin içinde olgunlaşarak çıkacak olanlar değil, onun içinde kararmış halde ebedi olarak kalacaklardır.

Hayır! Kim bir kötülük işler de kötülüğü kendisini çepeçevre kuşatırsa işte bu kimseler ateşlerde olanlardır.; onlar orada ebedî olarak kalırlar.Bakara 81 Ayeti onların bu inançlarını ateşe atıyor.

3-Nasıl olsa bağışlanacağız:

Onların yerine, kitaba mirasçı olan nesiller geçti. Ancak, "Nasıl olsa bağışlanacağız," diyerek aşağılık ve geçici menfaatleri seçtiler. Kendilerine, benzeri geçici menfaatler gelse yine bunları seçerler. Onlardan, kitaba bağlı kalacaklarına ve ALLAH hakkında ancak gerçeği söyleyeceklerine dair söz alınmamış mıydı? Onu okuyup öğrenmediler mi? Sorumluluk sahipleri için  ahiret yurdu daha hayırlıdır. Akletmiyor musunuz? Araf 169

Rabbten bir söz almış gibi kendilerine her türlü torpil ve ayrıcalık sağlandığını söyleyen bu inanç sahipleri bu inançtan dolayı hangi durumda olduklarını da açıkça kendi ağızları ile söylemektedirler.

Çünkü bunlar bağışlanacağız diyenler olarak günah ve kötülük üzere olan her türlü menfaat ve geçici dünyalıklara sarılıyorlar. Bunların kötü ve haram olduğunu bildikleri halde de nasıl olsa bağışlanacağız diyorlar.

Bu durumda da bu kişiler her türlü haramı , laneti, büyük günahı, kötülüğü, haksızlığı, azgınlığı , isyanı açıkça kendilerine meşrulaştırmaktadırlar.

Oysa Allah salih amel işleyenlerin kendi katında değerli olduğunu söylerken bunların fesat ve fitne çıkarıcı, haddi aşanlar olması ile saygınlıklarından dolayı affedileceklerini söylemeleri de açıkça onları yanıltmıştır.

Bağışlanacak olanlar ancak nasuh (nasihat  ve samimiyet) tevbesi ile tevbe edenlerdir. Tahrim 8

4-Biliyorum, inanıyorum ama yapmıyorum, Kalbim temiz.

Bedevîler, "İman ettik" dediler. Şunu söyle: "Henüz iman kalplerinize girmedi. sadece boyun eğdiniz. …….." Müminler ancak, Allah’a ve resulüne iman eden, sonra şüpheye düşmeyen, Allah yolunda malları ve nefisleri ile gayret eden kimselerdir. İçleri dışları bir olanlar işte bunlardır. Hucurat 14-15

Rabb imanın kalbe girmesi ile iman eden olunacağını söylerken imanın kalbe girmesinin ise şüphesiz bir imanın ortaya çıkardığı mal ve Nefis  gayreti ile olacağını söylemektedir.

Oysa bu insanlar Sözün veya dil ile ikrarın kabulünün yeterli olduğunu söyleyerek işlerinde hep aşırılığa gitmekte ve günah işlemektedirler.

Zira şüphesiz bir iman ile Nefis ve mal gayreti hayatta olmaz ise hayatta başka şeylerin imanının gayreti olur.

Bu insanların özleri ile sözleri bir olmaz.

Bu durumda “imanınız size ne kötü şey emrediyor.” ayetinin muhatabı olunmaktan kurtulunamaz.

Çünkü onların imanı haksızlığı, haramı, zulmü, çalmayı, hırsı, açgözlülüğü, ahlaksızlığı emretmektedir.

Buna göre bu insanların dilleri ile söyledikleri iman ile, amelleri ile şahitlik ettikleri iman başka bir şey olarak ortaya çıkar.

Bu halde nasıl olurda bu kimselerin kalpleri iman ile dolar. Nasıl olur da bunlar iman edenlere vaad edilenlere nail olabilirler.

Bazı ritüellerin yapılması ile Anadan doğmuş gibi tertemiz olmak.:

Samimi olmak, yönünüzü doğu medeniyetine ya da batı medeniyetine çevirmeniz de değildir.Fakat samimiyet Allaha güvenmek ve ahiret gününü tasdik edici davranış içinde sürekli olmaktır……

Sevdiği meyillerinden,   akrabaya, yetimlere, aç kalmışlara, evsizlere, köleleştirilmişlere vermektir. Onlar kötülükten uzak tutacak işler içinde olurken, temizliklerini arttıracak olanı da verirler. Söz verdiklerinde sözlerine vefa gösterirler. Darlıkta, hastalıkta ve savaş zamanlarında dahi sabrederler.

Onlar özü ve sözü doğru olanlardır. Onlar sorumluluk sahibidirler. Bakara 177

İşimiz hep kaytarmak ve sıyrılmaktır. Rabb ayetinde hayatın tümünde bir yöneliş ve hayatı tümü ile bir kavrayıştan bahsederken bizler ramazan orucu ile, gece namazı ile, yılda bir kez yapılan hac ile, kandil olarak nitelenen gecelerdeki dua ve kılınan namazlar ile haram ve kötülüklerimizin her defasında affolunacağına inanarak ta haram ve kötülüğe doğru bir yol açmışız. Çünkü zaten sözkonusu olan gecelerde ve ritüeller ile tüm günah ve kötülükler affolunacaksa, benim yetimin hakkını gözetmeme, yoksulu kollamama, haram ve helali gözetmeme, mirası haram ve helal demeden yememe, mal, makam ve şöhret peşinden geri gelmeme, hevamı ilah olarak edinmeme mani bir durum yoktur ki.

O halde neden ben kötülükten uzak durayım neden iyilik yapayım, neden hayat tarzımın işaretlerini Allah belirlesin.

Neden sorumluluk sahibi olayım?

İşte bizlerin hali.

Allah’ın dinini eğitim amaçlı, Yaşam tarzımızı belirleyici değil, birilerine ihale ederek bizim olanı başkalarından almaya çalışarak aldanmışız. Onlar emanetlerine dahi ihanet etmişlerken biz hala bu hainlere dünya ve ahiretimizi belirleyecek olan en değerli varlığımızı teslim ederek, üzerimize pisliğin boca edilmesine izin veriyoruz.

Artık işin kolayına kaçarak mazeretler ile sıyrılamayız.

İnsan kendi nefsine şahittir.Bir takım mazeretleri öne sürse de..Kıyamet 14

Bu tavırlar bu dini oyun ve eğlenceye almaktan onu değersiz görmekten başka bir mana ifade etmez.

Allah kendisine yardım edenlere yardım edeceğini ve onların ayaklarını sabit kılacağını vaadederken,

Bizler kaçmanın peşindeyiz, o halde bizler kime yardım ediyoruz.Allah’a yardım etmeyenler olarak bizler şeytanların yardımcılarından başka ne olabiliriz?

Her tarafımızı şeytanlar sarmış biz de onlara fırsat vermişiz.Onların çukurunun içine girmiş ve her geçen gün ateşin sıcaklığı artarak huzursuzluk içinde yaratıkların en aşağısına doğru hızla yol almaktayız.

Artık “Allah’ın kopmak bilmeyen kulpuna (Bakar 256)” sarılma zamanı gelmedi mi?

Neyi bekliyoruz? Neye talibiz?

Yoksa hiç ummadığımız bir anda ayaklarımızın altından gelecek olan bir depremi mi, ya da korkunç bir hastalık ile helak olmayı mı bekliyoruz?

 

 

 

 

 


 

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

ANKET - ARAŞTIRMA