23 Ekim 2020 Cuma

KUR'AN'A YÖNELİRKEN

06-05-2020 13:04 Güncelleme : 06-05-2020 13:21

KUR'AN'A YÖNELİRKEN

Yazar ‘Mehmet Alagaş’ı aranızda kaç kişi tanır, bilmiyorum. Günümüz yaygın iletişim araçlarını vede sosyal medya’yı pek kullanmadığından pek tanınacağını sanmıyorum.

Dünden Bugüne Şeytan Ve Dostları,  Şafak Mektupları, Mezar Notları, Şeytanizme Rağmen İslami Uyanış, Aynalar Ve İnsanlar… ve adını yazmadığım 20’yi aşkın kitabı 90’lı yıllarda yazıldı ve müslümanların uyanışına katkı sağladı. Bende bu kitapları zevkle okudum, notlar aldım,  tavsiyede bulundum.

Alagaş’ın yeni kitaplarını duymadım. Muhtemelen yazmıyor. Ama insan dergisi yayınları sitesinde okurlarıyla iletişim halinde.

Medya sektöründe kaldığım bunca senede karşılaşmadığım nadir insanlar biridir. Biraz İzmir’de olmasının verdiği uzaklıktan kaynaklı da olabilir.

Yazar, tartışmalardan uzak Kur’ani üslubuyla tüm kesimler tarafından sevildi, sayıldı, okundu. Tartışmalara girmedi, siyasette yer almadı. Direk veya dolaylı Türkiye’de bütün müslümanların üzerinde emeği oldu. Uhrevi cihette bakıldığında ‘dünya tarlasına ahiretini mamur edecek kaliteli ürün ekip batmayacak bir mülke sahip olmuştur.’ diyebiliriz. Zannımız bu hal üzerinedir. Batını Allah bilir.

‘Kur’an’a Yönelirken’kitabını bugün bir daha okudum, yazarını hayırla yad ettim. Kitap yaklaşık 200 sayfa. Nisan 1992’de yazılmış. Tek nefeste okunabilecek sürükleyici bir kitap. Ayetler çerçevesinde Kurani yaklaşımlar bir bütün halinde tasnif edilip yazılmış, Herkesin anlayabileceği bir dil kullanılmıştır. Düşünceyi açmak için yazar, bazen soru sorup cevap vermiş bazen de örneklemelerde bulunarak tezini savunmuştur. Kitabın tamamında akademik dilden kaçınılmış, mümince Kur’an nasıl okunmalı ve idrak edilmeli sorusunun cevabı aranmıştır.

‘…Nitekim eşyayı özüne göre değerlendirmek, doğru bir değerlendirme olacaktır. Bu değerlendirmelerden kaynaklanan düşünce metodu tanımlayıcı değil, arayıcı bir metoddur. Nitekim Kur’ani Kerim’e de tanımlayıcı değil, arayıcı olan böyle bir metodla yaklaşmamız gerekir. Netice olarak düşünmekle mükellef olduğumuz bir ayet-i kerimeyle karşılaştığımız zaman, bu ayet-i kerimeyi güzel bir şekilde yorumlamak, bu ayete güzel bir mana vermek için değil, bu ayeti kerimedeki gerçek ve güzel manayı kavramak için düşünmeliyiz. Çünkü bizlerde, biz yaratılmışlarda, bu ayeti kerimelerin güzelliğine güzellik, gerçekliğine gerçeklik katabilecek hiçbir şey yoktur. S:109’

Dönemin yazarları göz önüne alındığında cesurca çıkarsamalar gözden kaçmıyor. sKitabın gerçekliği ve vahyin hakikatine dair bir elçi ve kitap olmadan Allah’ın varlığına ulaşılabileceği belirtilirken bir nevi komünizmin ateist bireyler yetiştirme çalışmalarının beyhudeliğine de cevap veriyor. mutlak anlamda ateizmin olmayacağını yazmıyordu: ‘Şanı yüce Rabbimiz peygamberler göndermeyip, insanlara okuyabilecekleri kitaplar indirmeseydi, hiç kuşkusuz ki temiz akıl sahibi olan ve düşünebilen bütün insanlarla birlikte yine Allah’a iman edecektik. Bütün bu âlemlerin bir yaratıcısı, bir yaşatıcısı olduğunu aklımızla ve kalbimizle tasdik edecektik. S:61’

Kur’an’ın amacından uzak indiriliş gayesi anlaşılmadan okunmasını ve müslümanların buna teşvik edilmesini bazı kimselerin mevkilerini parlatmak ve insanların dinle kandırılması olarak gören Alagaş, bunun sonucunda çıkan çarpıklıkları bir bir sıralıyor:: ‘Kur’an’ın indiriliş gayesi bildirilmeseydi ne olurdu? Sorunun cevabı aşikar. İndiriliş gayesini bilmeyenlerin, idrak edemeyenlerin yaptıkları gibi,

Kur’anı Kerimi kıraatle okumaya yarışmaları düzenlenecek, güzel sesli hafızların okudukları cehennem azabıyla ilgili ayet-i kerimeler, manevi bir zevk ve gönüllere huzur veren bir gafletle dinlenecek, sağlıklarında Kur’anı Kerimden bihaber olan ölülerin arkasından okutularak bağışlanmaz günahlar için mağfiret, sapık yollarda ölenleri için hidayet temennisinde bulunulacak, Rabbin koruması sanki yeterli değilmiş gibi, işlemeli kılıflara konularak çocukların ve aklı başında olmayan yetişkinlerin erişemeyecekleri raflara kaldırılacak, dinin her şeyi kuşatan bütünlüğüne değil, kendi grup veya fırkalarının dar çerçevesine talip olan kimseleri tarafından bazı kısmi hükümlar alınarak yollarına ve yöntemlerine mesnet olarak ileri sürülecek….s:43’

Önemli bir husus ve önemli bir cevap daha. Kur’an’da bulunan başkalarına ait sözler, kitabın uluhiyetine gölge düşürür mü ve bu gibi sözler ilahi kelam mıdır? : ‘Öncelikle şu hususun açıklık kazanması gerekir ki, ilahi kelamdan anlamamız gereken şey, Rabbimizin  sadece kendi zatından veya ilahi olaylardan bahsettiği kelamı değildir. Şanı yüce Rabbimiz Kur’anı Kerimde, bizlere gerekli olan ve beşer sözlerinden de bahsetmektedir. Bu gibi sözler asıl menşei itibariyle beşeri olsa dahi, rivayet ilahi kelamla yapıldığın için bunların tümü ilahi kelamın kapsamına girmektedir.

Ancak, Kuranı Kerimin tümü ilahim olmasına rağmen yine de bu durumları dikkate almamız, sözü söyleyen ile sözü rivayet edeni birbirinden ayırmamız faydalı olacaktır. S:119’

Yazar, kitabın indiriliş gayesine ilişkin başlıkları sıralarken sayının 19 ile bitmesi yanlış anlaşılmalara neden olacağını belirtip bizi gülümsetmiş konuya bir başlık daha ekleyerek kendince sorunu çözme yoluna gitmiştir. S:66

Ayrıca kitapta kelime tahlilleri, uzun uzun betimlemeler yoktur. Cümleler kısa ve net, kavramlar mefhum ve amaç çerçevesinde anlatılmıştır.

Daha fazla kritik yapıp okura hazır bilgi sunmayı bırakıyorum. Kitabın eleştirisini de okuyucuya bırakayım. Faydalanacağınızı umarım…

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

ANKET - ARAŞTIRMA