27 Subat 2020 Perşembe

Korunma Anlamında Takva

08-02-2020 22:55 Güncelleme : 08-02-2020 22:55

İnsanların korktukları, ama aslında zarar gelmeyecekleri bir çok şeyi ilah edindiklerini görürüz. itibar görme ,çevre edinme, etrafta gezen hizmetçiler, güzel evler, arabalar, cebinde tomarlar ile nakitler var iken değersizleşme, çevresini kaybetme, arabasız ,evsiz kalma, nakitlerden mahrum olma gibi korkuları taşıyıp, bunları kaybetmekten kaynaklanan bir korunma olumsuz manada bir takva içine girdiklerini görmekteyiz. Çünkü o kendisinin zarar görmesini bunlara bağlamakta ve bunlar üzerinden korunmaya çalışmaktadır. Fakat insanın korkusu bunlar olmamalıdır. Bunları kaybetmekle zarar göreceğini zanneden insan, bunları el üstünde tutarak bunları yüce bir makama getirir ve bu sefer onların muhafızı konumuna gelerek, onları ilahlar ve rabbler edinir.

Takva sahibi kimdir?

Takva vikaye kökünden gelen olarak ”bir şeyi onu rahatsız edecek ve ona zarar verecek şeylerden koruma” manasındadır. Takvada bu mana ile uyumlu olarak “insanın canını korkulan şeylerden koruması”dır.

İnsanı rahatsız edecek olan ve insan için korkulacak olan nedir?

İnsan yaratılmış olarak, bir çevrede yaşar. Fakat ,zayıf ve aciz olması hesabı ile rahatsızlıklara ve zarara açık iken korkan bir varlıktır da.

Bu korku onda öyle bir seviyelere çıkmış ki, şimşeklerden gök gürültülerine  kadar korkusundan bunları ilah yerine koymuştur.

Şu anda da bu durum farklı versiyonda karşımıza çıkmaktadır.

İnsanların korktukları, ama aslında zarar gelmeyecekleri bir çok şeyi ilah edindiklerini görürüz.

itibar görme ,çevre edinme, etrafta gezen hizmetçiler, güzel evler, arabalar, cebinde tomarlar ile nakitler var iken değersizleşme, çevresini kaybetme, arabasız ,evsiz kalma, nakitlerden mahrum olma gibi korkuları taşıyıp, bunları kaybetmekten kaynaklanan bir korunma olumsuz manada bir takva içine girdiklerini görmekteyiz.

Çünkü o kendisinin zarar görmesini bunlara bağlamakta ve bunlar üzerinden korunmaya çalışmaktadır.

Fakat insanın korkusu bunlar olmamalıdır.

Bunları kaybetmekle zarar göreceğini zanneden insan, bunları el üstünde tutarak bunları yüce bir makama getirir ve bu sefer onların muhafızı konumuna gelerek, onları ilahlar ve rabbler edinir.

Oysa biz bilmekteyiz ki, bunların tümünü veren ancak Rabbtir.

Ondan ise bir zarar gelmez. Çünkü o rahmeti üzerine yazmıştır.

O halde insana gelecek olan zarar ancak insanın kendi yaptığındandır.

Şu halde takva onun elleri ile yaptığından ya da yaptıktan önce kendisini korumasıdır.

İşte bu koruma bir erken uyarı ve güvenli bölge olmaktadır.

Ama bunun yapılabilmesi için en temel unsur, korunma bilincinde olarak, hayatı bir disiplin ve güçlendirme çalışması içinde örmektir.

Fakat doğrulanması gerekenleri gerek sözlü gerekse fiili olarak yalanlayanlar onların vay haline…

Bunlar bir oyun havuzu içindedirler.

Bu havuzda hayatları boş işler ve boş şeyler içinde yüzer durur.

Bu durumda aslında onların bu havuzu su ile dolu olan bir havuz değil, bir çukurdur ama içi ateş dolu bir çukur olmaktadır.

Çünkü bunlar hayatlarını ateşler içine atıp, hayat sermayelerini yakanlar olmuşlardır.

Fakat takva sahipleri bu durumdan kendilerini koruyanlardır.

Onların hayatı uydurma ilahlar ve rablerden oluşmaz ve yine onların hayatları, boş şeyler içinde değildir.

Çünkü onlar hep kıyamdadırlar. Yürürler ya da ayakta hareket halinde olarak, zihinlerini, işlerini, ailelerini, toplumlarını, tabiatı ıslah ve iyileştirme halindedirler.

Bunlara karşı haklarını ve onlarında kendi üzerindeki haklarını bilerek bunu yerine getirmeye çalışırlar.

Şehvetlerinin kendilerine vermeye çalıştıkları zararları bilir ve onu engellemek adına çaba sarfederler.

Haramdan korunur, pis ve murdar olanın kendisine zarar vereceğini bilir, aklını örtenlerden de uzak durur, bu içecek ya da insan veya kitle iletişim araçlarındaki şeytanlarda olabilir.

Lux ve kibirin ,fuhuş ve kötülüğün, zararlarından kaçınır.

Velhasıl kelam bu kişi her zaman bir korunma içinde tetikte bekleyen biri olarak, sağlam bir karakter olarak ortaya çıkar.

Çünkü o korkar ama korkmaz.

O Rabbi üzmekten, onun kendisinden yüz çevirmesinden korkar, Zarar ve korkunun şirk, fuhuş, kötülük ve haddi aşmaktan geldiğini bilir, bunun için bunları yapan ve bunları teşvik edenlerin kınamasından , dışlamasından, lakap takmasından korkmaz.

Takva, kötülük ve zarar verene karşı korunma ise bizim öncelikli olarak korunulacak olanlar listesini sağlıklı bir şekilde çıkarmamızı gerektirir.

Yani gerçek manada korunulacak olanlar nelerdir? Çünkü bu tanımlama da korunulacak olan ile sahiplenilecek olan arasında da ölçülerimiz arasında ciddi farklar bulunmaktadır.

Şu halde bizler nelerden korunuyoruz, tehlike olarak gördüklerimiz nelerdir?

Gerçekten bu zarar ve tehlikeli olarak gördüklerimiz, gerçekten zararlı ve tehlikeli mi? Ya da bizler zararlı ve tehlikeli olanlara mı sarılıyoruz?

Zira ortalıkta ciddi manada şirk, kötülük, fuhuş virüsleri salgın halde dolaşırken bunlara karşı takva ilacından başka bir şey yoktur.

Zira takva, bir bilinci ve  bu bilince uygun olarak korunma yöntemlerini uygulamayı gerektirir. Uygulaması yapılmamış bir bilinç, sahibini ancak yük taşıyan bir merkep haline getirir.

Şu halde takva ritüel manada namaz kılmak, tesbih çekmek, sakal-cübbe-sarık takmakla olacak kadar basit bir eylem değildir.

Takva hayatı ciddiye almak, onun bir oyun ve eğlenceden öte, ıslah ve daha iyileştirme yeri olarak çabalamak demektir.

Oturmamak, sürekli ayakta olarak koşturma ve kovalama demektir.

İyilik ve ihsan ile salih amel peşinde koşturmak; kötülük, fuhuş ve bağyi ise kovalamak demektir.

Korunanların kovaladıkları üzerine kova ile su attıkları ancak ateşlerdir.

Bunun içindir ki onlar ahirette altlarından ırmak suları akan, örtülü ve korunaklı yerlerde olacaklardır.

 

 

 

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

En Çok Okunanlar

ANKET - ARAŞTIRMA