23 Ekim 2020 Cuma

Hayatımızın Yol Gösterici Levhaları

26-01-2020 07:24 Güncelleme : 26-01-2020 07:26

Buna göre bizim perçinlenmiş levhalarımız nedir? Birilerinin sırtına binerek ya da birileri bizi eteklerinde taşıyıp cennet bahçelerine savrulacağı umudu ile mi yaşıyoruz? Ya da ayrıcalıklı bir konumda olduğumuzu düşünerek,her türlü kötülük ve ahlaki olmayanları kendimize yakıştırarak içine dalıyoruz. Eleştirip, uzak durmamız gereken insanların ahlakı ile mi ahlaklanıyoruz? Rabbe karşı, para , mal, cep telefonu, moda, binek araçlar, evler, Spor takımları için en büyük, canım feda gibi şirki sözler ile cinsel arzular, karşı cinse olan hadsiz ilgi gibi konularda Rabbe ortak koşanlardan farkımız var mı? Neyin peşinden gidiyoruz. Hayatımızda örnek ve önder aldığımız kişiler, hatasız olarak kabul edip peşinden gittiğimiz ilahiyatçı veya tarikat, cemaat liderleri: topçu, popçu,sinema veya dizi yıldızları, mal yığmış iş adamları, güzel endamla yaratılan bayanlar, yakışıklı yaratılan erkekler, topraktan oluşan vatan, siyasi parti liderleri, Çeşitli ideolojiler(Kemalizm vs. gibi) değil mi? Bunların hepsi azgın dalgalı denizlerden başkası değildir. Levhalar olarak onları elimizde tutup onlara sarılırsak vay halimize…

Nuh’u da levha ve çiviler üzerinde taşıdık.Biz de nehir gibi akan bir su ile göğün kapılarını açtık.Kamer 13-14

Biz Musa için levhalarda herşeyi yazdık: Öğüt olarak, herşeyin ayrıntısı olarak. "Kuvvetle tut bunları ve emret toplumuna da onları en güzel şekliyle tutsunlar. Fasıklar yurdunu göstereceğim size.Araf 145

 

Nehir gibi akan ve sürükleyen hayata dair hepimizin bir bakışı var iken onun sürükleyiciliği içinde savrulmamak ve değerler üzerinde kalmak gibi bir hedefimiz vardır.

Çünkü şunu biliyoruz ki,hayat gerçekten rüzgarlı ve fırtınalı bir deniz gibidir.

Bu deniz azgın dalgaları barındıran,savuran, kimi zaman dalgası ile insanı içine alıp azgınlığı içinde yutan bir vahşiliği de sergiler.

Fakat bizler bu duruma karşı hazırlıklı ve donanımlı mıyız?

Buna birçoğumuz “Evet” derken diğer bir kısmımız samimiyetle “Hayır.” diyecektir.

Evet diyenlerden bir kısmı ise bu azgınlığa karşı ,cübbe giymek, sarık takmak, namaz,oruç hac,zekat ve elinde tesbih ile  karşı duracağını zannederken, bunu yaptıktan sonra Müslüman ya da mümin iddiasında bulunan olarak  nasıl olsa affedileceğiz demektedir.

Bu af ismimizin bize verdiği ayrıcalık iken,böyle bir toplumda yaşamamız ya da De ki: “Ben peygamberlerden ilk defa gelmiş biri değilim. Onların hepsi gibi ben de, bana ve size ne olacağını bilemem. Ben ancak bana vahyolunana uyarım; çünkü ben, sadece bir uyarıcıdan başkası değilim.”Ahkaf 9

Diyen elçinin kendisini kurtaracağını ve hatta sanki Rabbimizden söz almış gibi, hocasının, şeyhinin, tarikatinin şefaat makamında veya ayrıcalıklı bir konumda olduğunu düşünenler olmuşuz.

Ve ardından kitabın mirasçısı oldukları halde, bu değersiz dünyanın, geçici tadlarına sarılan yeni kuşaklar aldı onların yerini; ve “Nasıl olsa sonunda affedileceğiz” diyerek karşılarına çıkan bu geçici şeylere sarılan günahkar kimseler olup çıktılar. Oysa onlardan Allah'a yalnızca doğru ve gerçek olanı söyleyeceklerine dair teminat alınmamış mıydı? Onda yazılı olanı, tekrar tekrar okumamışlar mıydı? Yolunu Allah'ın kitabıyla bulan herkes için, iki hayattan en iyisi, en üstünü ahiret hayatı olduğuna göre, artık aklınızı hâlâ kullanmayacak mısınız? Araf 169

Ya da biz nasıl olsa affedileceğizi hem yukarıda sıraladığımız nedenlerden hem de ateş bize sayılı birkaç gün dışında dokunmayacak diyerek hayatın azgın sularına kendilerini bırakarak bir yaprak misali savrulmuşuz.

Diğer bir kısmımız ise zaten hazırlık içinde olmaz iken dini değerleri kültürün bir zenginliği ve milli bir olgu olarak görerek, yaklaşmakta hayatın azgınlığına ve yönlendirmesine karşı üzerine binilecek bir gemi olarak görmemektedir.

Oysa Musa’ya(A.S) verilen levhalar ve Nuh’un(A.S) çivilerle perçinlenmiş levhalarla azgın suların üzerinde durması manidardır.

Buna göre bizim perçinlenmiş levhalarımız nedir?

Birilerinin sırtına binerek ya da birileri bizi eteklerinde taşıyıp cennet bahçelerine savrulacağı umudu ile mi yaşıyoruz? Ya da ayrıcalıklı bir konumda olduğumuzu düşünerek,her türlü kötülük ve ahlaki olmayanları kendimize yakıştırarak içine dalıyoruz.

Eleştirip, uzak durmamız gereken insanların ahlakı ile mi ahlaklanıyoruz?

Rabbe karşı, para , mal, cep telefonu, moda, binek araçlar, evler, Spor takımları için en büyük, canım feda gibi şirki sözler ile cinsel arzular, karşı cinse olan hadsiz ilgi gibi konularda Rabbe ortak koşanlardan farkımız var mı?

Neyin peşinden gidiyoruz. Hayatımızda örnek ve önder aldığımız kişiler, hatasız olarak kabul edip peşinden gittiğimiz ilahiyatçı veya tarikat, cemaat liderleri: topçu, popçu,sinema veya dizi yıldızları, mal yığmış iş adamları, güzel endamla yaratılan bayanlar, yakışıklı yaratılan erkekler, topraktan oluşan vatan, siyasi parti liderleri, Çeşitli ideolojiler(Kemalizm vs. gibi) değil mi?

Bunların hepsi azgın dalgalı denizlerden başkası değildir.

Levhalar olarak onları elimizde tutup onlara sarılırsak vay halimize…

Bizi hayatın azgın sularına karşı koruyacak, azgın suların her daim üzerinde tutacak ama o azgın sulara rağmen O’nun önünden ve ardından suların ona giremeyeceği şekilde perçinlenmiş bir levha üzerinde olmamız gerekir.

Bizler bu tür bir levha üzerinde olduğumuzu söyleyebilir miyiz?

Hayatımızın her anı bir deprem ve sarsıntı içinde.Her an değerlerimizi kaybetmekte, değerlerimiz ve onlar ile birlikte bizler suların içine gömülmekteyiz.

Çünkü bizler levhi mahfuzda (Buruc 81-82) olanı (Korunmuş levhaları) duvarda bir bez içinde korur, hafızların ezberinde korur, güzel ses sahiplerinin dillerinde koruruz.

Oysa O’nun korunmasını Rabb kendi üzerine almışken (Hicr 9) bizler kendimizi korumuyoruz.

İşin kolayına kaçıp, haşa Rabbi aldatacağımızı zannediyorsak ancak kendimizi aldatırız.

Şu halde yapılması gereken, levhaları yolumuzun üzerine koyarak onlara göre istikameti belirlemektir.

Yoksa yoldan çıkıp, uçurumdan kayalıklar ile dolu denize düşmekten kurtulamayız.

 

 

 

 

YORUMLAR
  • Ercan Elif   26-01-2020 18:08

    Maalesef dindarlık bize böyle anlatıldı... 😢

ANKET - ARAŞTIRMA