19 Kasim 2019 Salı

Din, İlkeli ve Kurallı Yaşamdır.

22-10-2019 01:55 Güncelleme : 22-10-2019 01:55

Açıkça kuralsızlığın ve ilkesizliğin içinde yüzmekteyiz. Peşinden koştuğumuz şeyler Dünyalıklar ve körü körüne kendisine bağlı olduğumuz kişiler olarak bunlara olan bağlılığımızla bir takım kurallar geliştirmiş ve bunu da Allah’ın dini gibi görerek bu kuralsızlığı benimsemişiz. Neremiz ilkeli ,ilke nedir biliyor muyuz? Bunları öğrenme için gayret sarfediyor muyuz? Bilsek bile Gemiye binip fırtınalara yakalandığımız zaman ki gibi mi Allah’ın kurallarına sarılıyoruz, yoksa Allah’ın izin vermediği kuralları koyanları yasa koyucu olarak kabul ediyoruz da onların kurallarına göre mi oyun oynuyoruz ?

Dinin bir anlamı da ilkeler, kurallar ve yasalardır.

Bunlar tüm varlık alemine teşmil olup esasen onların tabi olduğu yasadır.

Bu mana da tüm varlık aleminin tabi olduğu yasa Allah’ın yasasıdır.

Allah’ın dininden başkasını mı arıyorlar? Oysa göklerde ve yerde olanlar isteyerek ya da istemeyerek ona teslim olmuşlardır. Ve hepsi ona dönecektir.Ali imran 83

Gökleri ve yeri yarattığı gündeki yazısına göre, Allah katında ayların sayısı onikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. Eskimez din işte budur. Ayet

Bu ayetler açıkça göstermektedir ki Rabbin varlık aleminde koyduğu yasa ve kurallar vardır.Ve bunlar sürekli olarak işlemektedir. Bu süreklilik zaman ve mekan ile değişime ve değişikliğe uğramaz.

Hiçbiri  esasen bu dinin dışına çıkamaz.

Buna göre tüm varlık Allah’ın yasasına tabi olduğu gibi ister istemez de ona tabi olarak akıp gitmektedir.

Varlıktan bir parça olan insan içinde bu durum farklılık arzetmez. Esasen O’nunda tabi olduğu bir takım yasalar vardır ki o bu yasaların dışına çıkamaz. Çünkü bu yasalar onun varlığını sürdürmesi için zorunludur.

Nefes almak, kalbin çarpması, organların işlevlerini ifa etmesi gibi.

Bununla birlikte onun yaratılışının üzerine olduğu bir takım ilkelerde vardır ki o bu ilkelere tabi olmalıdır.

İstemese de tabi olduğu yasalar var iken şimdi isteyerek tabi olması gereken ilkeler de vardır.

Bu ilkeler O’nun yaratılışından gelen ve doğal olarakta ona uygun olan ilkelerdir.

Artık sen de yüzünü hanif olan dine çevir ki. insanları onun üzerine yaratmıştır. Allah’ın yaratmasında bir değişiklik yoktur. Bu değerli ilkelerdir. Fakat insanların çoğu bilmez. Rum 30

Allah’ın dini, O’nun yasalarını ve kurallarını ihtiva eder ise O’nun geldiği kavimlerde bir anarşi ve Azgınlığın olduğu söyleyebiliriz. Zira bu insanların yakaladıkları zaman zorbalar gibi yakalaması, ölçüde ve tartı da hile yapması, insanları kendilerine köle edinmesi ve kendisini insanların kölesi kılması, dünyalıklardan hadsizce yararlanıp, değerlerini(değersizliklerini) bunlara göre belirlemesi gibi unsurlara karşı insanın bir değerler sahibi olması ve belirli kurallara göre hayatını tanzim etmesi için gelmiştir.

Tabii doğal olarakta bundan hoşlanmayanlar hemen ,hevasına uyarak kuralsızca işler yapma hakkını kendisinde gören, dini ve din gününü yalanlayan kimseler olmuşlardır.

Bunlar her ne kadar ağızları ile yalanladıklarını söylemeseler de eylemleri ile onu yalanlayanlarla aynı tavrı sergilemişlerdir.

Bunlar refah içinde yaşayan işadamı, tüccar, medya patronları, siyasetçiler, sanat ve akademisyen olduğu gibi, din adamı adı altında ortaya çıkanlarda olabilir.

Bunların ortak özelliği dini yalanlamalarıdır?

Diğer bir deyişle kendilerini sınırlayan ve kendilerine de kurallar getiren bu ilkeleri kabul etmeyenlerdir.

Dini yalan sayanlar,kendilerine Rabbin tarafından kural koyulmasından hoşlanmayanlardır.

Hatta bazıları aleni bir şekilde bu kuralları aştıklarını söyler. Kendilerini bağlamayıp, hikmetinden sual olunmaz sözü arkasına gizlenenleri de vardır.

Çünkü bu tür insanlar kimseye borçlu olmadıklarını ve kendi kendilerine yeterli olduklarını zanneden azgın, anarşistlerden başkası değildir.

Oysa bu kurallar haktır. Yaratılışa uygundur.

Rabb dinde size güçlük kılmadı diyerek bu kuralların kolaylığından bahsederken, diğer taraftan yaratıcı olması hesabı ile de bu kuralları en iyi bileninde kendisi olduğunu ortaya koymuştur.

Zira yaratan bilmez mi?

Yaratıcı bu kuralları koyarken burada kendisine yönelik bir istemde de bulunmaz iken onun isteği, hayatı azgınlık ve başıboşluktan düzen ve intizam içine  sokmaktır.

Herşeyin bir kurala tabi olduğu şu alemde kurallara uygun olarak yaşamak, nefsin birey üzerindeki hakkı iken varlığında hakkıdır.

Çünkü bu kurallar hakk olarak ihdas edilmiştir.

Hakklar gözetilerek ihdas edilen bu kurallara uymak hayatı tümü ile düzene sokmak için var ise gelin kendi hayatımızda bu kuralların ne kadar işlediğine veya bu kuralların hayatımızın neresinde olduğuna bakalım.

Açıkça kuralsızlığın ve ilkesizliğin içinde yüzmekteyiz. Peşinden koştuğumuz şeyler Dünyalıklar ve körü körüne kendisine bağlı olduğumuz kişiler olarak bunlara olan bağlılığımızla bir takım kurallar geliştirmiş ve bunu da Allah’ın dini gibi görerek bu kuralsızlığı benimsemişiz.

Neremiz ilkeli ,ilke nedir biliyor muyuz? Bunları öğrenme için gayret sarfediyor muyuz? Bilsek bile

Gemiye binip fırtınalara yakalandığımız zaman ki gibi mi Allah’ın kurallarına sarılıyoruz, yoksa Allah’ın izin vermediği kuralları koyanları yasa koyucu olarak kabul ediyoruz da onların kurallarına göre mi oyun oynuyoruz ?

Oyun oynuyoruz çünkü Allah’ın kurallarını ciddiye almıyoruz.

Nerede bir oyun ve eğlence var ise O’na sarılıyoruz.

Oysa din ya da ilkeler ve kurallar bizim içindir. Bunlar bizim huzur içinde barışık halde yaşamamız içindir. Azgınlığın ve anarşinin, fitne ve fesadın engellenmesi için bunlar vardır. Çünkü ancak kural koyucu olarak tek Allah’ın kuralları ile kalpler tatmin olur.

Bunun kanıtı varlık aleminde onun kuralları ile mükemmel bir işleyişin varolmasıdır.

Aynı durum insan içinde sözkonusu iken, fesadın ve anaşinin, haksızlığın olmasının nedeni Allah’ın kural ve ilkelerinin olmamasıdır.

Bu, içinde bulunduğumuz aileden, okuldan, işyerinden, topluma ve fesada bürüdüğümüz karaya ve denize kadar da böyledir.

Yaşantımız ilkeler ve kurallar üzere değilde savrulmalar üzere iken hala Allah’ın dini üzere olduğumuzu söylüyorsak ya Allah’ın dinini bilmiyoruz ya da kendimizi kandırıyoruz demektir. Çünkü Allah’ı asla kandıramayız.

O halde ilkeli ve kurallı, düzenli bir hayata geçmek savrulmamak için gerekli iken bunun eğitimi içine ivedi girmemiz gerekmektedir.Ölümü her an ensemizde hissedenler olarak acele etmeliyiz.

Aksi halde din gününde ödeyemeyeceğimiz borç altında çukurlarda kıvranır dururuz.

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

ANKET - ARAŞTIRMA