19 Kasim 2019 Salı

Rabbi Tesbih mi? Başka bir şeylerin etrafında dönmek mi?

12-10-2019 23:47 Güncelleme : 12-10-2019 23:47

Bu durumda geçekten neyin etrafında dönüyoruz, neyin pervanesi olmuşuz, neyin uydusu olmuşuz, neye bağlı olarak yaşıyoruz. İplerimiz kimin ya da neyin elinde? İşte ben neyi tesbih ediyorum ? sorusunun cevapları buradadır. Bunun en acısı da bunu Rabbi tesbih olarak kabul etmemizdir.

Her biribir yörüngede yüzer. Enbiya 33

Ben size onu tesbih edin demedim mi? Mümin 55

Sabah akşam Rabbini överek tesbih et. Kaf/40

Tesbih anmak , suda ve havada  hızlı gitmek, yıldızların yörüngelerindeki geçişleri manasına gelir ve kullanılır.

Bu kavramın bizdeki karşılığı ise anmak olarak çevrildiğinde bu da dar bir anlayış içinde dil ile ifade etmek oradan da tesbih taneleri ile Allah’ın isim ve sıfatlarını terennüm etmek olarak kabul edilmiştir.

Oysa tesbih belirli bir çekim içinde akıp gitmek manasında alındığında üstelik bunun sabah akşam zaman kavramları ile ilişkilendirildiğinde hayatın tümüne ait bir tarzı ifade ettiğini anlamak için zeki olmaya gerek kalmaz.

Tesbih Rabbani bir anış ise -ki Rabbini hamd ile tesbih et der ayeti kerime- şu halde bu tesbihin bizi terbiye edecek bir manada olması gerekliliğini ifade eder.

Bu terbiye bizim, anlayış, kavrayış, düşünce ve amellerimize akmalıdır.Bunları sulayan olarak bunlardan ortaya çıkacak olan mahsuller bu sulama suyunun mahsulü olmalıdır.

Bizim hayatımıza etki eden olarak, anlayış, kavrayış, düşünce ve amellerimizi ayağa kaldırmalı, bunları diriltmelidir.

Yeryüzünün ölümünden sonra su ile hayat bulması gibi.

Tesbihin Rabbani olması dudaklardan kalbe ve oradan da amele dökülerek mahsulunu vermesi döngüsünü oluşturmalıdır.

Bu döngü bireyin hayat bulma  ya da yaşam döngüsüdür.

Tesbihin bu şekilde olması aslında ona bir mana vermeyi asrın ve zamanın idrakine göre yeni bir mana vermeyi gerektirir ki bizce bu bir çekim ve yörüngedir.

Tesbih, kişinin bir bağlılık içinde olması olarak bir çekim etkisi içinde olması iken bir hudut olarakta haddini bilme unsurları içinde hareket etmesidir.

Buna göre biz tesbihi,Kişinin Rabb ile irtibatını koparmaksızın, O’nu unutmaksızın haddini bilmesi ve ilerlemesi olarak niteleyebiliriz.

Buna göre o azan, isyan eden olamaz, Rabbi ve O’nun ayetlerini unutamaz.

Her zaman-tabiri caizse boynunda Rabbani bir yuların olduğunu bilen at olarak- Rabbin çevirdiği yöne doğru son surat koşar.

Rabb terbiye eden,

Yular, Hablullah (Allah’ın ipi) Kur’an,

Son surat koşma ise uyuşukluktan ve gevşeklikten sıyrılan, işini ciddiye alarak O’nu kovalayan ve mesaisini bunun için harcamayı ifade eder.

Koştukça koşan, ateş çıkaran, kıvılcımlar saçan olarak, nefes nefese kalanlar işte bu tesbih içinde olanlardır.

Şimdi bizim bu tesbihin neresinde olduğumuzu değerler isek,nasıl bir kanaate varırız.

Biz gerçekten Rabbani bir tesbih içinde miyiz? Bizim yörüngemiz hablullahın belirlediği bir yörünge mi? Bizler hudutlarımı bu belirlenen çekim içinde tutuyor muyuz?

Bizce hayır…

Çünkü bizler Rabbin yerine başkalarını koymuş ve onları Rabb edinerek onların istediği -belki biz istemesekte- eğitimi alıp terbiye olmuşuz.

Çünkü bizler alim, din adamı denen kesimin sözlerini Rabbin sözleri gibi şüphesiz iman etmişiz,

Paraya, mala, işe, ticarete, servete, makama, ırka ve kadına zaaf göstermişiz ki, paragöz olmuşuz,

malı istedikçe isteyen olmuşuz,

 ticarette banka ve kasaya arttırmayı hedef haline getirmiş bunu aramızda övünç ve saygınlık vesilesi kılmışız,

şeref ve izzeti makamlarda aramış, ırkımızı en seçkin ırk görüp, kendimize böyle kimlik vermişiz. Kadına ya da erkeğe olan düşkünlüğümüzden bunlara karşı zafiyet göstermiş ve bunlardan hadsizce istifade etmeyi -milli olma ya da yapılacak bir iş olarak-büyük bir iş olarak görmüşüz.

Hablullah (Allahın ipi) yerine, sorgulanmayan geleneği, toplumsal kabulleri, uzman denen adamların, filozof denen kişilerin söz ve düşünceleri ile

Yaşantımızı adadığımız o şeylerden şeytanın girerek bize verdiği vesveseleri, tutunacak ip olarak kabul etmişiz.

Kendimize bunlara göre sınırlar belirleyerek, tesbihimizi bu şekilde ifa etmişiz.

Bu durumda geçekten neyin etrafında dönüyoruz, neyin pervanesi olmuşuz, neyin uydusu olmuşuz, neye bağlı olarak yaşıyoruz. İplerimiz kimin ya da neyin elinde?

İşte ben neyi tesbih ediyorum ? sorusunun cevapları buradadır.

Bunun en acısı da bunu Rabbi tesbih olarak kabul etmemizdir.

Heyhat, bizler neyi tesbih ediyormuşuz, neyin etrafında Mevlevi gibi dönüyor, neyi kırmızı çizgilerimiz ve sınırlarımız olarak kabul ediyormuşuz da haberimiz yokmuş?

Haberimiz olmaması normaldir. Çünkü gafiliz. Bizi uyandıracak uyaracak kitabı arkamıza atmış çalar saatin üzerine büyük bir tokat atarak onu susturmuşuz.

Hal böyle olunca gaflet ve delalet uykusu içinde kalmış ve işimize(Belirli bir yörüngede hızlıca gitme) yetişememişiz.

Bu durumda geride kalmış, gerici olmuş ve zamanın ruhunu kavrayamayan olarak yobaz ve gericilerden olmuşuz.

Neden mi?

Ben size Rabbinizi tesbih etmeli değil miydiniz demedim mi? Kalem 28

 

 

 

 

 

 

YORUMLAR
  • Mehmet Akif Çalışkan   13-10-2019 07:24

    Evet Kurani kavramların nasıl içinin boşaltıldığına şahidiz. Maalesef Tesbih kavramı da nasibini almış

ANKET - ARAŞTIRMA