15 Ekim 2019 Salı

Şüphesiz bunda hicr sahipleri için birer yemin vardır. Fecr 5

06-10-2019 11:15 Güncelleme : 06-10-2019 11:15

O halde biz neyi koruyoruz.Koruduğumuz nefsimiz arzuları ile batı kültürü ile geleneğin dayattığı hurafelerden edinmiş olduğumuz değersizlikleri değerli hale getirdiklerimiz mi? İşimiz hep azgınlık ve haddi aşmak olmuş. Çocuklarımızı iyi meslek sahibi olmak üzere yetiştirmeye gayret edip, Lokman gibi (lokman süresi 13-19) dünya ve ahiretini kurtaracak olan kişiler olarak yetiştirmeye talip olmamışız. Evlerimizde Allah’ın adı yerine,dedikodular, gıybetler, kıskançlıklar, diziler ve futbol maçları tezahüratları yükselmiş, İş yerimizde, kaytarma ve birbirimizin ayağını kaydırma peşinde, işçinin hakkından kısmayı öncelikli seçenek olarak görmeyi ilke edinmiş,Onu köle olarak kabul ederek karını en yükseğe çıkarma peşine düşmüşüz, Toplumun üzerimizdeki haklarını hiçe sayarak, ben ve ailem diyerek başkalarının durumlarına karşı kayıtsız kalmayı, kendi halinde halim selim, kimseye karışmaz diyerek bunu büyük bir değer olarak görüp meşrulaştırmışız. Allah aşkına hangi değerlerimiz var ,hangi değerlerimiz korumuşuz.

Şüphesiz bunda hicr sahipleri için birer yemin vardır.Fecr 5

Hicr taş anlamına gelir. İçinde olan koruyucu nitelikten dolayı akla da hicr denilmiştir.Çünkü insan aklı ile hevasının her istediği arzuları yapmaktan kendisini koruma imkanına kavuşur.

Hicr sahiplerinden miyiz?

Bu hususta semud kavmi için hicr halkı ibaresi kullanılmıştır. Çünkü bunlar, kum tepeleri üzerine evler yapan Ad kavminin devamı olarak onların yıkımını mimari yapıya bağlayarak kum yerine taşı kullandıklarında korunacaklarını zannederek yerleşim yerlerini bu malzemelerden yapmışlardır.

Fakat bu toplum mimarinin herşeyi kendilerine sağlayacağını düşünerek, azgınlıklarına devam etmiş ve nihayetinde toplumsal bir çöküş ile çökerek son kertede,Hiç ummadıkları bir yerden kökleri kesildi.

Hicr sahibi olmak, nefsin arzularına rağmen değerleri korumak manasına geliyorsa,bizlerin kendimize öncelikle şunu sormamız gerekir.

Değerlerimizi nereden alıyoruz, Bu değerlere ne kadar uyuyoruz?

Bu sorgulamayı yapmamız, değersizleşmemiz ve dolayısı ile Rabbin yanında değerli olmayı istiyorsak yapmamız gereken bir sorgulama olmalıdır.

Diğer yandan,şayet ben zaten değersizim, beni kurtaracak birileri Muhammed (a.s), Şeyhim , hocam v.s var diyorsak şunu bilelim ki Rabbin yanında kayırmacılık olmaz.

Kişiye ancak mesaisini neye harcadı ise o vardır.

Hicr sahipleri için büyük bir dikkat çekici unsur iken bizler bu hicr sahiblerinden miyiz?

Korumaya çalıştığımız değerlerimize baktığımızda bunları nerelerden almaktayız?

Batı kültürü. Batı hayranlığı, onlar gibi olmak, onların hayat tarzına imrenerek, moda ve dünya nimetlerinde israf derecesine varan savurganlık ve kimseye hesap vermeme üzere kurulu bir özgürlük anlayışı içinde başıboşluk.

Bu bizim için bir değer olmuş ve gençlerimiz arasında yaygınlaşarak onlar için dizi ve film yıldızları ile daha da popüler hale gelerek,firavnın erkek çocuklarını öldürmeleri gibi bunlarda gençlerimizi yaşayan ölüler haline getirmişlerdir.

Kendi hayatımıza baktığımızda ise, durum pek farklı değildir. Hayatı ekmek kavgası olarak görmüşüz, bazı ibadet ritüelleri ile Yaratıcıyı razı edeceğimizi zannetmemiz, hayatın hedefi ve buna bağlı olarak yaşamımızdaki şirk unsurları bizleri değersizleştirmiştir.

Hatta gelenekten, grek kültürü , şaman,eski iran, hint kültürleri ve arap kültürü ile bulanmış olan kültürün kabulü da biz de bir değerler manzumesi oluşturmuş ve bunlara uymayı şahsiyet kazanma olarak nitelemişiz.

Zaten değerlerimizi oluşturması gereken Rabbin hitabı olan Kıymetler ile dolu olan kitabı okumayız, okusakta tecvitli ve makamlı okuruz, anlamaya çalışsak, illaki bir hacı, hoca ve imam ve alim denilen kimselerle anlamaya çalışırız, kafa yorma ve fedakarlık, olmadığı gibi olanlarımızda onu yaşantılarına indirmediğinden “hakkı ile okumazlar(bakara 121)”

O halde biz neyi koruyoruz.Koruduğumuz nefsimiz arzuları ile batı kültürü ile geleneğin dayattığı hurafelerden edinmiş olduğumuz değersizlikleri değerli hale getirdiklerimiz mi?

İşimiz hep azgınlık ve haddi aşmak olmuş. Çocuklarımızı iyi meslek sahibi olmak üzere yetiştirmeye gayret edip, Lokman gibi (lokman süresi 13-19) dünya ve ahiretini kurtaracak olan kişiler olarak yetiştirmeye talip olmamışız.

Evlerimizde Allah’ın adı yerine,dedikodular, gıybetler, kıskançlıklar, diziler ve futbol maçları tezahüratları yükselmiş,

İş yerimizde, kaytarma ve birbirimizin ayağını kaydırma peşinde, işçinin hakkından kısmayı öncelikli seçenek olarak görmeyi ilke edinmiş,Onu köle olarak kabul ederek karını en yükseğe çıkarma peşine düşmüşüz,

Toplumun üzerimizdeki haklarını hiçe sayarak, ben ve ailem diyerek başkalarının durumlarına karşı kayıtsız kalmayı, kendi halinde halim  selim, kimseye karışmaz diyerek bunu büyük bir değer olarak görüp meşrulaştırmışız.

Allah aşkına hangi değerlerimiz var ,hangi değerlerimiz korumuşuz.

Bizim öncelikle bir değerler edinmemiz ve bu değerleri korumamız gerekiyor. Şu anda değersiziz.

Değersizlikten şeref ve izzet sahibi olmaya ne zaman başlayacağız?

Yoksa sadece adı Müslüman olarak son nefesini veren,toprağa karışıp hesab günü keşke diyenlerden mi olacağız?

 

 

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

ANKET - ARAŞTIRMA