16 Eylul 2019 Pazartesi

Elçiyi Ciddiye Alıyor muyuz ?

24-08-2019 07:16 Güncelleme : 24-08-2019 07:18

Fakat şu bir gerçektir ki hayat “bir kez daha mı geleceğiz”, “dilediğini yap”, “mal ve servet peşinde koşarak, yatlar, katlar biriktir”, “hayat ekmek kavgasıdır” şeklinde değerlendirilerek ciddiyetsiz işler peşinde heba edilmemelidir. Bu düşünce hayatın varlık nedenini bilen kendisini “elhamdulillah Müslümanım” diye tanımlayan bizlerde de yerleşmiş ve hayatımızın odağına konuşlanmıştır.

Yazık o kullara! Kendilerine bir elçiler geldiğinde, onu ciddiye almıyorlar. Yasin 30

Yüce Rabb İnsanlara, elçilerini ve onlar ile birlikte mesajlarını iletmiştir.

Elçiler öncelikli olarak bu mesajlara kendileri uyan ve uydukları bu mesajlara insanlara ulaştırma gayreti içinde olmuşlardır.

Bu mesajın en temel özelliği ise ciddiyettir.

Çünkü elçiler insanlara hayatı ciddiye almaları ve varlık nedeninin bir amacı olduğunu hatırlatmak üzere gönderilmişlerdir.

Bilmekteyiz ki tarih boyunca insanların çok önemli bir çoğunluğu Rabbin hatırlatmalarını arkalarına atarak, sanki Rabb gökleri ve yeri oyun olsun diye yaratmış gibi söz ve eylemler içinde girmişlerdir.

Gelen her elçi ise boş işleri bırakıp, ciddi işleri hatırlatarak bunların hayatı anlamlı kılacağını söyleyerek kalıcı olanlara insanları çağırmışlardır.

Gelen her elçiye karşı bu insanların tepkisi sen de bizim gibi bir insansın, Bizi yaratan bir şey indirmemiştir, atalarımızın yolu aslında Rabbin yoludur, şayet sana uyarsak fakirleşiriz şeklinde itirazlar ile onların mesajlarına karşı tutarsız iddialar atmışlardır.

Esasen bu tavır hayatın ve varlığın ciddiyetine ermemekten kaynaklanan, umursamaz bir tavırdır.

Hayat sermayesi bir defa daha ele geçirilemez iken, diğer taraftan bu hayatın büyük bir ödül veya kötü bir karşılık için bir sınanma yeri olarak kabul edilmemesi de asıl kayıptır.

Kimi de böyle kabul eder, ama bu kabule uygun bir şekilde hayatı düzenlemez, Kimi hiçkabul etmez.Kimi ciddiyeti başka şeylerde arar.

Fakat şu bir gerçektir ki hayat “bir kez daha mı geleceğiz”, “dilediğini yap”, “mal ve servet peşinde koşarak, yatlar, katlar biriktir”, “hayat ekmek kavgasıdır” şeklinde değerlendirilerek ciddiyetsiz işler peşinde heba edilmemelidir.

Bu düşünce hayatın varlık nedenini bilen kendisini “elhamdulillah Müslümanım” diye tanımlayan bizlerde  de yerleşmiş ve hayatımızın odağına konuşlanmıştır.

Hemen herşeyde güzel şeyleri olduğu gibi söyleriz söyleriz ama hayatımızı bu söylediklerimizin tam tersi mecrada akıtırız.

Eylem ve hareket yoktur. Hareket olmayınca da hayatta bereket olmaz. .Bereket olmayınca, hep hayatın bereketin olmadığını da itiraf ederiz.

İşte bizlerin sorunu bu. Ciddiye almama. Ciddi olmama.

Hayatta iş güç sahibi olup, gecesini gündüzüne katarak, ev, araba, dükkan alan, çocuklarını iyi okullarda okutup meslek sahibi olmasına katkı da bulunanları hayatı ciddiye alıp, önemli kişiler olarak niteleriz. Çünkü bize göre bunlar büyük işler yapmışlardır.

Zira bizlerinde hedeflerinde bunlar olduğundan bu hedefleri tutturan insanlar hayatı dolu dolu yaşayan, oyun ve eğlenceye yönelmeyip, nerede akşam orada sabah serseri mayını gibi dolaşanlardan değildir.

Oysa bizim hayatı ciddiye alıp, dolu dolu yaşamamızdan kasıt bunlar değildir. Rabb hiçbir mesajında bunları emretmemiş iken, bunları da haram kılmamıştır.

Fakat bizim sorunumuz bunları en başa koyarak, önem listesinde yukarılara tırmandırarak öncelik ve sonralığı karıştırmak olmuştur. Bunların hududuna dikkat etmemek olmuştur. Böyle olunca önceliği olanları arkaya atarken, hayatın bir köşesine itip, hayatın verimsiz çağında bunu bir ritüele indirgemek şeklinde kendini göstermek olmuştur.

Oysa mesaja karşı ciddiyet, ona sıkı sıkıya sarılmak, ve onu her işte hakim, hakem tayin etmekle olur.Bu şekilde bir hakemliğin kapsama alanını hayatın tüm zaman ve mekanlarına kadar genişletmek gerekir.

Bu durumda yapılan işin salihattan olarak kalıcı işlere dönüşmesi de mümkündür. Artık dünya ve uzayı aşan, hatta ahirete de devamlılığı olan bir amel ile, işin ciddiyeti kavranmış olacaktır. Bu durumda bizlerde aslında ne mesajı ne de elçiyi ciddiye alıyoruz. Bu mesajı söyleyenler olarak onları ciddiye alsa idik bu şekilde bir yaşantı içinde olmazdık.

Ama Elçiye iman ettik, Peygamber sevdalıları olduğumuzu söyler, O’na binlerce methiye yazar ve göklere çıkarırız.

Ama onun varlık nedeni olan mesajlarını ciddiye almayız. Çünkü hayatımıza kimseye karıştırmayız.

Karışsa bile kıyıdan ve köşeden olacak şekilde olur.

Bu ayet aslında bizim ciddiyetsizliğimizi, hayatın hafife alıp, elçiye ve onun mesajına karşı tavrımızı açıkça ortaya koymaktadır.

Hayatı ciddiye almamız gerekiyor. Ciddiyetsiz ve boş şeylerden uzak durmamız gerekiyor.

Rabb defalarca gökleri ve yeri oyun ve eğlence olsun diye yaratmadım diyerek, sert vuruşlarla bizi uyarırken bizlerin hala oyun ve eğlenceye dalanlar gibi olmamız son gülenin iyi güleceğini ortaya koymaz mı?

Şimdi siz gaflet içinde eğlenerek bu söze mi şaşıyorsunuz, gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz? Necm 59-61

Boş işler içinde boş insan olarak son nefesi tüketenlerden olup dünyada ne kadar yaşadığını da dahi bilemeyen insanlardan ne farkımız olacaktır?

Ciddiyetsiz ve laçka kimseler, sulu ve gevşek kimseler olup çıkmışız.

Elçinin mesajına buna rağmen hala sahiplendiğimizi söylüyorsak yalancının en büyüğü de bizlerden başkası olamaz.


 

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

En Çok Okunanlar

ANKET - ARAŞTIRMA