19 Kasim 2019 Salı

Peygamberin Kim

12-08-2019 09:50 Güncelleme : 12-08-2019 09:50

Topçu, Popçu, film yıldızı, sanatçı denilenler, sosyete mensupları, parası, malı olanlar bunlar hep rahat ve refah yaşamın elçileri olarak görülüp onlara özenilmiş, imrenilmiştir. İşte senin özenip, imrendiğin ne ise hayranlıkla baktığın kimse o senin için bir şeylerin elçisi demektir. Hayatımızda Son resulün öğretileri, taşıdığı ayetlerin yeri var mıdır? Onun taşıdıklarından daha haberimiz yok iken , üstelik onun taşıdıklarına yaklaşamıyorken nasıl olurda onu peygamberimiz olarak kabul ettiğimizi söyleyebiliriz. Hatta bizler kitabta peygamberlerini süren ya da öldürenler olarak tarif edilenlerden farklı olmamışız ki.

Peygamberin kim?

Bu sorunun cevabını kendisini Muhammet ümmeti olarak niteleyenler Muhammet Mustafa diyerek cevaplandırırlar.

Burada temel bir eksiklik vardır. Çünkü resul sadece Muhammed a.s olmadığı gibi, O’nun üzerinden bir resul milliyetçiliği de yapılmaktadır.

Oysa diğer tüm resuller de aslında bizim resullerimizdir. Onların hepsinin getirdiği hakikatler Rabbten onlara vahyedilmiş iken diğer taraftan emenerrasulu diye bilinen pasajda da Resuller arasında hiçbir fark yoktur(le nuferrigu beyne ehadin min rusulih) deriz.

Hatta eğer illaki diyeceksek İbrahim a.s demeliyiz.

Doğrusu insanların İbrâhim’e en yakın olanı, ona tâbi olanlar, şu Peygamber ve iman edenlerdir. Allah da müminlerin dostudur .Ali imran68

Onlar, “Yahudi veya hıristiyan olun ki doğru yolu bulasınız” dediler. Sen de de ki: “Hayır! Biz, Hanîf olan İbrâhim’in dinine uyarız. O, müşriklerden değildi.”Bakara 135

Bu manadan olarak hiçbir elçinin diğer bir elçiye Musa’nın a.s İsa’ya a.s, Süleyman’ın a.s Eyyub’a a.s, üstünlüğü yoktur. Tüm elçiler bizim elçilerimizdir.

Onların fazilet bakımından birbirlerinden üstünlüğü olabilir ama bu bizim onlar arasında bir ayırım yapmamız anlamına gelmez. Zamansal ya da ümmetsel bir kategori Tevhid anlayışından sapmadır.

O halde biz bu tüm elçileri bizim peygamberimiz olarak kabul edip, onları yol gösterici starlarımız olarak kabul ederiz.

Diğer önemli bir konu Resul olarak kimi kabullendiğimizdir.

Resul elçi, mesajı iletici bazen de mesajın kendisi için kullanılır.

Genel kullanım olarak Allah’tan aldığı vahyi insanlara ileten emin bir kişidir. Allah adına konuşmaya yetkili tek kişidir.

Resul Allah adına konuşmaya tek yetkili olan emin bir kişi iken, bunun böyle olması başkalarının Allah’ın dini hakkında konuşmaya yetkin olmadığını diğer bir deyişle onların konuşmalarının kendi anladıkları olup, onların eleştirilebilir olmasını gerektirir.

Bu durumda şu kişi bu kişi, şu cemaat bu cemaat kendisini Allah’ın dininin sahibi olarak göremez.

Bu bağlamda bir çok cemaat ve tarikatlerin  Resul’u insanüstü bir konuma çıkararak, yeryüzünden gökyüzüne çıkarıp yer meydanını boşaltarak buraya kendilerini koyduklarını görmekteyiz. Böylece bunlar resul yerine kendilerini koyarak dinin kendilerinden alınması gerektiğini söyler.

Hatta densizin teki tek yolun kendi yolu olduğunu söylerken diğer taraftan kendi tarikatinin de tek kurtuluş olduğunu söyleyecek kadar adi ve şeytan olmaktadır.

Şimdi buradan hareketle inanmış olduğumuz dini nereden aldık.

Kimin peşinden gidiyoruz dini kimden öğreniyoruz.

Eğer şeyhinden, Kanaat önderinden, hocandan, mezhep imamlarından, Buhari ve Müslim’den teslimiyetçi bir şekilde istişari değil öğreniyorsan o zaman sen onları elçi olarak kabul ediyorsun demektir.

Bu durumda Resulun ,  Peygamberin kim dendiğinde Muhammed a.s diyemezsin. Desen bile bununla Allah’ı kandıramazsın.

Allah’ı Rabb olarak edinmen ancak ve ancak O’nun mesajı üzerinde anlamlarına vakıf olabilmek için çaba sarfetmen ve bu çabayı hayatına yansıtmanla mümkün olabilir. Bu durumda Yürüyen Kur’an’a iman etmiş olabilirsin.

“Eğer Buhari çökerse din çöker, Müslim çökerse din çöker,” “Buhari yeri gök göğü de yer dese ve biz bunun böyle olmadığını bildiğimiz halde bunlar böyle diyor diye kabul etmeliyiz.” diyen hoca kılıklı akletmeyenlere yöneliyorsan senin elçin bu akılsız adamlardır.

Bu adamlar ise şeytanların elçileri olurlar.

Sadece elçilik bu manada değil, esasen daha da genel olarak istenen yaşam tarzlarını uygulayan adamlarda birer elçidirler.

Topçu, Popçu, film yıldızı, sanatçı denilenler, sosyete mensupları, parası, malı olanlar bunlar hep rahat ve refah yaşamın elçileri olarak görülüp onlara özenilmiş, imrenilmiştir.

İşte senin özenip, imrendiğin ne ise hayranlıkla baktığın kimse o senin için bir şeylerin elçisi demektir.

Hayatımızda Son resulün öğretileri, taşıdığı ayetlerin yeri var mıdır?

Onun taşıdıklarından daha haberimiz yok iken ,  üstelik onun taşıdıklarına yaklaşamıyorken nasıl olurda onu peygamberimiz olarak kabul ettiğimizi söyleyebiliriz.

Hatta bizler kitabta peygamberlerini süren ya da öldürenler olarak tarif edilenlerden farklı olmamışız ki.

Onlar da hayatlarından ve yurtlarından peygamberleri sürmüşler, bizlerin hayatında da peygamber önder olarak yok.

Onlar bizAtihi peygamberleri öldürmüşler.

Bizler de peygambere hayatımızda yer vermeyerek ölü muamelesi yapmışız.

Evet bir Allah var ama elçi yok gibi davranmışız da aslında sapık, dinsiz olarak nitelenen Allah’ı Rabb olarak kabul etmeyen deistlerden farklı olmamışız.

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

ANKET - ARAŞTIRMA