19 Kasim 2019 Salı

Şeytan mı ve Salat mı(Namaz)-2

20-07-2019 08:48 Güncelleme : 25-07-2019 13:40

Şeytan mı ve Salat mı(Namaz)-2

Şeytanın salattan uzak tutmak için emrettiği diğer bir unsur. Şarap, kumar putlara kesilen kurbanlar ile fal oklarıdır. Bunlar şeytan işi birer pisliktir. Nefse ve ruha tesir edip onu ciddi mana da sarsan ve zayıflatan, aslından kopararak onu kötülükle bürüyerek saptıran bir lekedir. Bu bataklığa düşen o bataklığın etkisi ile, Allah ile bağlantıyı kopartır. Çünkü bunlar aklı örten ve kolay yoldan emekleri sömürerek hakkı olmayanı gaspetmenin insanlar tarafından meşrulaştırma yöntemidir.

Bu haftada şeytanın emrettiği fuhuş ve kötülüklere değinerek bunlar üzerinden  Salatın ne olduğunu anlamaya devam edeceğiz.Çünkü şeytanın emrettikleri fuhuş ve kötülük iken Salat ise fuhuş ve kötülüğü yasaklar.

Şeytan israfı emreder.

Çünkü saçıp savuranlar şeytanların kardeşleri olurlar. Ve şeytan, Rabbine nankörlük etmiştir.İsra 72

Bir yandan vermeyerek fakirlikle korkuturken diğer taraftan eline geçince savurganlığı emreder. Çünkü o bununla hep aşırılığı ve azgınlığı emreder.

İmkanlar üzerinde hak sahiblerini unutturur, tüm hakkın kendisinde olduğunu düşünerek dilediğini yapma hakkı olduğunu bu hali ile de kimsenin ona karışamayacağını söyler.

Bu hususta Şuayp peygambere “mallarımız üzerinde dilediğimizi yapmamızı engelleyen salatın mı?” diyerek onlara diledikleri gibi tasarruf etmeyi yasaklayan bir salattan bahsetmekte idiler.

Bu hususta islami camia denen kesimde açıkça insanların yatlara ,katlara, eşlere , lüks ile şatafata girerken, har vurup harman savurması salatın onlar üzerinde etkili değil aksine şeytanların onlar üzerinde etkili olduğunu göstermekte değil midir? Bunlar mı salatı ikame edenler ya da namaz kılanlar…

Şeytan diğer taraftan önemli bir unsur olarak

Kötü söz söylemeyi emreder.

O’nun bununla amacı kullar arasını bozmaya çalışmasıdır. Şeytan insan ve insanlığa olan düşmanlığını kullar arasında kötü sözü yayarak yapmaya çalışır.

Kullar arasında ayrılık istemeyen Rahman buna karşı kullarını uyararak, salatın şeytanın bu uygulamasını yasakladığını ifa eder. Salat eden kişi bu tür birisi olamaz. o kötü söz söylemez. Kötü sözün yayılmasını engeller.

Bu hali ile salat,  fitneye giden yolların yasaklanmasıdır. Bu da açıkça şeytana karşı bir savaş olmaktadır.

Ey iman edenler! Şarap, kumar, putlara kurban kesilen sunaklar, fal okları, şeytana ait murdar işlerden başka bir şey değildir. Bunlardan geri durun ki felâh bulasınız. Şeytan; uyuşturucu ve kumara sokularak aranıza düşmanlık ve şiddetli nefret yerleştirip sizi Allah'ı anmaktan, Salattan geri çevirmek ister. Artık son veriyorsunuz değil mi? Maide 90-91

Şeytanın salattan uzak tutmak için emrettiği diğer bir unsur. Şarap, kumar putlara kesilen kurbanlar ile fal oklarıdır. Bunlar şeytan işi birer pisliktir. Nefse ve ruha tesir edip onu ciddi mana da sarsan ve zayıflatan, aslından kopararak onu kötülükle bürüyerek saptıran bir lekedir. Bu bataklığa düşen o bataklığın etkisi ile, Allah ile bağlantıyı kopartır. Çünkü bunlar aklı örten ve kolay yoldan emekleri sömürerek hakkı olmayanı gaspetmenin insanlar tarafından meşrulaştırma yöntemidir.

Bu ise tasvip edilebilir bir durum değildir.

O halde bu durumun Allah’ı tanımak için verilen aklı örtmesi hesabı ile, Allah’tan uzaklaştıracağı açık iken, diğer taraftan delil ve haktan uzaklaştıracağı da sarihtir. Bu durumda insanlar arası ilişkiler akletme üzere olmayacaktır. Akıldan uzak olan ise insan aşağısı olacaktır. Bu da ancak hayvanlara diğer bir deyişle orman kanununa uygun olacaktır.

İnsanlar arasında haksız yere malları gaspetme ve kolaylıkla onların emeklerini sömürü olması hesabı ile de Allah’ın kullarına dolayısı ile de Allah’a karşı bir eylem olması sarihtir.

Salat bu kötülüğe karşıdır.

İçki, Kumar, Fal okları, putlara adanan kurbanları salat yasaklar.

Bu durumda salattan alıkoyma ritüel olarak ifa edilen namaz değil, bizatihi kötülükten alıkoyan salattır.

Şeytanın bu salatı hedef almak üzere yaptığı en büyük saldırı adem de kendini gösteren o vesvese ile ortaya çıkmaktadır.

O, ademin şahsında tüm insanlığın zaafı olan bir vesvese ile yaklaşmış ve bu vesvesede insanın ayağını kaydırmıştır.

Şeytan  ebedi yaşama ve mülk sahibi olmayı vaad eder.

Bu, tarih boyunca da zalim ve büyük topraklar işgal etmiş olan hükümdarlarda da açıkça görülmektedir.

Bunlar ebedi yaşamak üzere diğer bir deyişle ölümsüzlüğü yakalamak üzere bilginler ve tabibler ile görüşmüş ve bunun için kendilerince bir takım tebdirler almışlardır.

Cengiz han ve Çin Şi Huang bunlardandır.

Bu, şeytanın emrettiği kötülüklerdendir. Zira Ademe size ölümsüzlüğü ve ebedi mülkü göstereyim mi? diyerek onu aldatmıştı.

Bununla onun yapmak istediği insanı ölümsüz kılarak onu ilah konumu ile aldatmak, onun sorumsuz olduğunu söylemek ve buradan hareketle hiçbir kayıt altına girmeyen biri olmaktır.

Şu halde bu durumda o herşeyi yapabilir. Her türlü kötülüğü işleyebilirdi. Çünkü o kimseye hesap vermeyecekti.

Bu, şu anda insanların çoğunda hatta kendisine Müslümanım diyen insanlarda da sözkonusu olan bir durum olmakta değil midir?

Sürekli arttırma ve mülkiyet duygusu insanlarda gelişmekte ve bu gelişme içinde, dünyalıklara daha çok tamah etmektedirler.

Bunu yapanlar namaz kılanlar iken salatı ikame edenler değillerdir.

Çünkü salatı ikame etselerdi, Salat onları bu kötülükten alıkoyardı. Fakat bunlar bu kötülükler içine dalmışlar. Asıl o zaman salatları (Namazları) bozulmuştur.

Bu dalış içinde ise, kendilerini kaybettiler.

Şu halde salat insana hudutlarını aştırarak ona konumunu unutturan, hesapsız olduğunu ilham edenleri de, yasaklar.

Medyen halkı tacir ve zengin bir toplum iken israf ve dünyalıklara o kadar yönelmiş ve malı yığdıkça yığıp, ebedi yaşayacaklarmış gibi çalışırlarken, Şuayb’ın onlara hatırlatmasına karşılık senin salatın mı mallarımız üzerinde dilediğimizi yapmamızı yasaklıyor diyerek salatın manasını ortaya koymuşlardır.

Bunlar, Allah'a ve âhiret gününe inanmazlar da halka gösteriş olsun diye mallarını dağıtırlar. Arkadaşı şeytan olan için ne kötü arkadaştır o. Nisa 38

İşte şeytanın emrine uyup onu dost edinenlerin durumu. Bunlar her ne kadar Allah’a ve ahiret gününü lisanen iman ettik deselerde bu hayata yansımaz.İyi bir temenni olarak kalır ama hayatında Allahtan daha önemli şeyler vardır. Hatta Allah yokmuş gibi davranırlar. Ama yaptıklarından sanki hesaba çekilmeyecekmiş gibi yaşar ve bunu arzu ederler.

Bu durumda Allah’a güven ve hesap verme bilincinin olmasından bahsedilebilir mi?

O, malını da dağıtır ama bu yalnızca gösteriş içindir.

Salat Allah’ı ve ahiret gününü unutmayı yasaklar, gösteriş için harcamayı da ….

Kim Rahman'ın Zikri'ni görmezlikten gelip ondan uzaklaşırsa biz ona bir şeytanı musallat ederiz de o ona can yoldaşı olur. Zuhruf 36

Aslında halimiz budur. Bizler hatırlatmayı unuttuk. Hatırlatıcıyı unuttuk. Onu unutan, şerefini ve onurunu unutur. Onu unutan kendisini kaybeder. Kendini kaybeden ise kendisini şeytanın kucağında bulur.

Salat bir hatırlatmadır. O, şan ve şerefi, iyiliği ve ahlaklı olmayı hatırlatır. Bu manada o zikirdir.

Çünkü asıl olan iyilik ve ahlak iken , kötülük ve fuhuş bunlardan sapmadır. Buna göre iyilik ve ahlakı bilen bunları tanır. Ve sınırı, kötülük ve fuhuş sınırını, bilerek onlardan uzaklaşır.

Salat bu manada kötülük ve fuhuştan alıkoyan iken aslında iyilik ve ahlak sınırı içinde tutan olmaktadır.

Yarım iyi yarım ahlak olmayacağına göre bu iyilik ve ahlak tam ve sürekli olmalıdır.

O halde salatta da süreklilik esastır.

Salat bir hatırlatma daha doğrusu bir unutturmama ise salat sabah akşam yani sürekli ikame edilmesi ayakta tutulması gereken bir nitelik olarak ortaya çıkar.

Salatın vakitli olarak yazılması ise, onun yerinde ifa edilmesidir. Buna göre o daima olarak yerinde ve zamanında yapılmalıdır.

Aynı ,

 

Bari, onların mürşitleri ve fakihleri onların günah olan şeyler söylemelerini ve haram yemelerini önleselerdi ya! Ama heyhât! Bunların yaptıkları da, ayrıca bir çirkin! Maide 63.

Ayetindeki gibi zamanında bir nehyetme mekanizmalarının yerli yerinde çalıştırılmasından bahsedilmektedir.

Yerli yerine çalıştırılmayan bu savunma silahı paslanıp çürümeye mahkumdur.O’nun vakitli olarak yapılmaması ancak bir pişmanlığı ortaya koyar.

Şu halde salatın kötülük ve fuhşu yasaklayıcı olması hesabı ile bunlara giden yolları vaktinde kapatması ve ortaya çıkması durumunda da vaktinde yasaklanmasından bahsedilmektedir.

“Keşke dünyaya bir dönüşümüz olsaydı da onların şimdi bizden uzaklaştıkları gibi, biz de onlardan uzaklaşsaydık.” Bakara 167

“Ah, keşke dünyaya geri döndürülsek de Rabbimizin âyetlerini yalanlamasak ve mü’minlerden olsak” Enam 127

Demeden önce…

Salat bu genişlik ve derinliğe sahip olan olarak, belirli bir zaman ve mekana sığmaz.

Şu halde Salat Tevhidi bir hayat tarzı olarak, bireysel ve toplumsal yaşamın tüm kılcalına kadar giren oralardaki kötülük ve fuhşiyatı temizleyerek, temizliği (Ruhsal ve bedensel) ve buradan öze dönüşü emreden vakarlı bir birey ve toplumu hedefler

YORUMLAR
  • Mehmet Toprak   25-07-2019 13:44

    Okunup ders alınacak bir yazı... Teşekkür ederim.

  • Semih bayat   20-07-2019 16:40

    Hocam şeytan bir vasıf değil mi? Çünkü iblise anılıyor ama insanlardan da bu vasıflara haiz kişiler olabilir

ANKET - ARAŞTIRMA