16 Temmuz 2019 Salı

Beklentilerimiz

29-06-2019 10:39 Güncelleme : 01-07-2019 12:57

Beklentilerimiz

Beklentinin yalnız alemlerin Rabbinden olması kendisine yakınlaşılacak olan merciin de kim olduğunu ifade eder. Buna göre Alemlerin Rabbinden bir beklenti içinde olmak diğer tüm herşeyin boyunduruğundan kurtulmak manasına da gelir.Bu şekilde insan yalaka ve ezik bir varlık olmaktan şeref sahibi aziz biri olabilir. Bu durumda biz gerçek bir görüş açısı ile şunu anlarız ki, herşey ancak ve ancak alemlerin rabbinden bir beklenti içindedir. Çünkü beklentiyi ortaya çıkaracak olan yaratıcıdır. Beklenti bu şekilde olması gerekirken, Burada bizlerin beklentilerini kimden ve ne olarak beklediğimizde önemlidir.

Beklentilerimiz

İnsan  hep bir beklenti içindedir.Bu O’nun yapısında vardır.Çünkü eksik,dolayısı ile muhtaçtır.Yaratma özelliği de yoktur.Bu son hali ile tüm varlıklar baştan bilinçli ya da bilinçsiz bir beklenti içindedirler.

Bundan dolayı kimse kınanamaz.Çünkü beklenti içinde olmayan muhtaç olmayan ancak Rabb iken, insan muhtaç bir varlık olarak beklenti içinde muhakkak ki olacaktır.

Beklenti kul olmanın ,muhtaç olmanın zorunlu sonucu ise, esasen her beklenti bize kul ve muhtaç olduğumuzu hatırlatmalıdır.

Bu hatırlatma bizi tuğyandan ve haddi aşmaktan da men etmelidir.

Dikkat edilirse her muhtaciyet aslında kendi içinde bir konum belirleme pusulasını da taşımaktadır.

Buna göre beklentilerin,makul ve mantıklı olması gerekirken diğer taraftan bu beklentilerin kul olma hudutları içinde kalması da akla uygun olandır.

Fakat insanlarımız bu mana da bir beklenti içinde bulunmakta değillerdir.

Onların bulunduğu beklenti öyle bir beklenti olmaktadır ki, bu beklenti , bir hedef haline gelmekte ve onu elde etmek üzere, tüm ahlaki ve insani hudutlar gözardı edilmektedir.

Beklentiler asıl itibari ile Yaratıcı tarafından belirlenen olmalıdır. Çünkü bilmekteyiz ki yaratan bilmektedir. Yaratmayan yaratan gibi olamaz.

Ayrıca yaratanın kendisi için bir şey istemeyeceği ve rahmeti de kendi üzerine alan şefkatli olduğu hakikati gereği bu beklentiyi ondan daha iyi de kimse belirleyemez.

Bu mana da o’nun belirlediği bu beklenti, dünyadan belirli bir nasibi istemek ahiret yurdunu da istemek şeklindedir.

Bizce, bunun daha derin manası her tür imkan ve olanaktan ,hesap vereceğin bilinci ile kendine ve topluma fayda üretmektir.

Bu tür bir beklenti dünyayı daha yaşanabilir hale getirmek üzere, geçici olanı değil ebedi olan mutluluğu istemek olmalıdır.

Buradan aslında beklenti Rabbani bir hüviyet kazanarak, ebedi olana talip olmak manasına gelmektedir.

Yani karşılığın yalnızca Alemlerin Rabbinden beklenmesidir.

Bu manada gelen her elçi benim beklentim ancak alemlerin rabbindendir diyerek, beklentinin kimden ve ne olduğunu da izah etmişlerdir.

Beklentinin yalnız alemlerin Rabbinden olması kendisine yakınlaşılacak olan merciin de kim olduğunu ifade eder.

Buna göre Alemlerin Rabbinden bir beklenti içinde olmak diğer tüm herşeyin boyunduruğundan kurtulmak manasına da gelir.Bu şekilde insan yalaka ve ezik bir varlık olmaktan şeref sahibi aziz biri olabilir.

Bu durumda biz gerçek bir görüş açısı ile şunu anlarız ki, herşey ancak ve ancak alemlerin rabbinden bir beklenti içindedir. Çünkü beklentiyi ortaya çıkaracak olan yaratıcıdır.

Beklenti bu şekilde olması gerekirken, Burada bizlerin beklentilerini kimden ve ne olarak beklediğimizde önemlidir.

Şüphesiz Rabbten uzaklaşma , bekleme kapısının değişmesini de beraberinde getirirken, O’nun için iş yapma ameliyesinden de uzaklaştıracaktır.

Diğer taraftan ondan amel olarak uzaklaşmayan ancak başı sıkışık bir zamanda lafzen bir beklenti içine girecekken amellerini başkasına arzedebilecektir.

Her iki durumda da bu beklentinin amelle desteklenmemesi samimiyet tuğlasının eksikliği anlamına geldiğinden bu beklenti yıkılacaktır.

Diğer taraftan dünyaya olan aşırı bağımlılığımız,bizde beklentinin sınırlarını daraltırken diğer taraftan beklentilerimiz de değiştirmiştir.

Çünkü bizler bu dünyalıkları isterken diğer taraftan sonrasını doğal olarakta hesap vermeyi unutup, sınırları aşmakta ve dar dünya içinde kendimizi dünyalıkların kölesi edinerek değersizleştirmekteyiz.

Bu mana da beklentilerin bizde bu tür bir etki yapmasına izin veren olarak bizler bu izni kendimiz çıkarıyoruz.

Çünkü veli edindiğimiz, özendiğimiz ve kendisine hayranlık ile baktığımız kimseler örnek alınacak ve veli olarak kabul edilecek olanlar değillerdir.İşi hep aşırılık, gösteriş olan, nefsini överek, insanlar arasına çıkan birileri iken, diğer taraftan metalaştırdıklarımız ile güçlü olduğumuzu kabul edip, doğrudan olmasa da zımnen bizi yaratana hasım kesilmekteyiz.

Gerçekten neyin beklentisi içindeyiz. Neyi bekliyoruz ki neyin peşindeyiz. Çünkü bir şeyin peşinde koşturmaktayız.

Beklentilerimizin oluşmasında nefsimizin ve dışarıdan empozelerin etkisi muhakkak ki vardır. Zira bunun için ıslah edilmemiş nefis sürekli olumsuz  bir beklenti içine sahibini sokmak için çabalayacak iken, diğer taraftan dışımızdaki unsurlar,kitle iletişim araçları(sosyal medya, Haberleşme ağları v.b) ile bizleri kuşatacaktır.

Buna rağmen bir mücadele içinde olarak beklentiyi en üst seviyeye Rabbani rıza ve sürekli olana doğru evirmek, bir mücadele vermeyi gerektirirken,  bizlerin bu mücadeleden haberi bile olmakta değildir.

De ki: "Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, kabileniz/menfaat çevreniz, elde ettiğiniz mallar, kesadından korktuğunuz ticaret, hoşunuza giden konutlar sizin için Allah'tan, resulünden ve Allah yolunda cihattan daha önemli bir beklenti ise artık Allah, emrini getirinceye kadar bekleyin. Allah, yoldan ayrılmış bir topluluğu doğruya ve güzele kılavuzlamaz." Tevbe 24

Diğer bir beklenti türümüzde ahirete iman ettiğimizi söylediğimiz halde orada bize yardım edip, koruyacağına inandığımız bir takım kişiler ile ne de olsa ateş bize sayılı günlerde dokunacaktır şeklinde olan inancımızdır.Bu durumda biz her türlü kötülüğün ve melanetin yolunu açmış ve tembelliğimiz için bir  gerekçe oluşturmuş oluruz. Bir de şu şefaat edecek, bu yardımcı olacak, şu tarikat ve şeyh şefaat edip, eteğine toplayacak diyenler insanları daha da güvenip, haramları adeta meşrulaştırmaları yok mu?

İşte şefaat ve yardım beklentisi içine girenlerde bu beklenti ile hayrı ne kadar bekleseler de o hayır gelmeyecektir.

Dünya bir bekleme yeri ise dönüp kendimize şunu sormalıyız? Hayattan beklentin nedir? Samimi bir beklenti içinde isen bu beklentiyi bekleme ile mi birilerinden asalaklıkla mı bekliyorsun? Yoksa bunun için akıl ve beden teri mi döküyorsun?

 

 

 

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

ANKET - ARAŞTIRMA