19 Kasim 2019 Salı

Korku ve Endişelerimiz

22-06-2019 08:04 Güncelleme : 22-06-2019 12:40

Korku ve Endişelerimiz

Fakat geleneğimizden, atamız ibrahim’den gelen şu temel unsuru unutmuşuz. "Hakkında hiçbir delil indirmediği halde, siz Allah'a ortak koşmaktan korkmuyorsunuz da, ben sizin ortak koştuklarınızdan nasıl korkarım?" Eğer bilirseniz söyleyin, bu iki topluluktan hangisi güven içinde olmaya daha layıktır? En’am 81 Bu öteden beri uydurulmuş değil, hak olan geleneğimizde Atamız İbrahimden gelen bir hayat kılavuzudur.

İnsanoğlu yaratılmış bir varlık olarak korku ve endişe taşıyan bir varlıktır. Onun yaratılış özünde bu duygular mevcuttur.

O kendisine verilen bu duygular ile bir sınanma içinde bulunmaktadır.

O’nun bu sınanması bulunduğu, çevreye, ilişkiye ve hukukuna göre değişkenlik gösterir.

İnsanın bu tür bir etkileşimde bulunurken doğal olarak iletişimde bulunduğu bu çevreyi tanımlaması, kendisini bilmesi ve ilişkileri yönetecek bir kılavuzu olması gerekir.

Yaratıcı bunlarında bizim de yaratanımız olması hesabı ile tanım ve ilişkiyi hikmetli olarak ortaya koyarken, diğer taraftan kullanımı eskimeyen ,önünden ve ardından batılın asla kendisine yaklaşamayacağı kılavuzumuzu da hamdolsun ki elimize vermiştir.

Fakat insanoğlu yaratandan uzaklaşıp bu kılavuza bakmadığında burnu pislikten kurtulamamış, Korku ve endişelerini yönetememiştir.

Yönetilemeyen nihayetinde onu yönetmiş ve mahkum duruma düşerek gülünesi bir hal içinde kalmıştır.

Her defasında Rahmet olarak Elçilerini uyarıcı ve Müjdeci gönderen Rabb, O’na akletme yetisi vererekte, bu hususta gaflet ve delaletten kurtulması için içinden ve dışından denge terazilerini göndermiştir.

Fakat insanoğlu denge unsurunu kaybettiğinde hayatını zindana çevirerek, aşağıların aşağısına düşmekte kendisini, rezil ederek, değersiz bir hale düşürmektedir.

O’nun hayatına baktığımızda, gök gürültüsünden korkarak O’na ilahlıktan bir parça vermiştir. Hayatında kaybetmekten korktuğu, kendisi ile hayat bulduğunu söylediği, o olmadığında perişan olacağını söylediği unsurlara bel bağlamış ve bu korku ve endişe ile hayatını devam ettirmeye çalışmıştır.

Bu hususta, çarpılırsın, denilerek Allah’tan başka ilahlık atfettiği din adamı kılıklı insanları çarpıcak özellikli kabul etmiş, onların işleri yönetip, yürüttüğünü söyleyerek, onlara yanaşmak ve yaranmak gerekliliği üzerinde durulmuştur.

Makam ve Mevki kaybetme korkusu, ticaretin kesada uğrama korkusu, insanların kınama korkusu, aç kalma, sakat ya da ölüm korkusu gibi unsurlar bizim kimyamızı bozmuş, yaptığımızda güvene ereceklerimizi terketmişiz.

Fakat geleneğimizden, atamız ibrahim’den gelen şu temel unsuru unutmuşuz.

"Hakkında hiçbir delil indirmediği halde, siz Allah'a ortak koşmaktan korkmuyorsunuz da, ben sizin ortak koştuklarınızdan nasıl korkarım?" Eğer bilirseniz söyleyin, bu iki topluluktan hangisi güven içinde olmaya daha layıktır? En’am 81

Bu öteden beri uydurulmuş değil, hak olan geleneğimizde Atamız İbrahimden gelen bir hayat kılavuzudur.

Hani Yaratandan uzaklaşmaktan dolayı bu korkular bizi sarmış idi demiştik ya işte,O’na ortaklar koşmak O’nu tanıyamamak, endişe ve korkular içine düşmek demektir.

Bu durumda şirk insanı korku ve endişeler içine düşürür.

Tevhid ise cesaret ve güven içine alır.

Allah’ın elçilerinin, cesur olması ve elinizden geleni yapın bana her tür tuzak kurun diyerek toplumun önde gelenlerine meydan okumaları onların tevhidi bilinçlerindendir.

Onların korkusu, Allah’a ortak koşmaktı.

Onların endişeleri şirke giden yolların kapatmak idi.

Onlar gök gürültüsünü,  Gök gürlemesi O'na hamd ederek tespih eder.Rad 13 şeklinde değerleyerek kendilerinin de gür olarak hamd etmelerine örnek kabul eder, diğer korku ve endişeleri ise ancak Rabbi birleyerek aşacaklarına da güvenleri tamdı.

Şimdi bizler hangi haldeyiz?

Korkularımız neler? Neler üzerine endişe duymaktayız?

Tevhid endişesi üzerinde miyiz? Şirke bulaşmaktan mı korkuyoruz?

Yoksa daha tevhid ve şirk hakkında kafa yormamış iken tevhidi şehadet getirmek, şirki putlar önünde eğilmek olarak mı görüyoruz?

Herhalde bizi hak olmayan korku ve endişelerimiz yönlendirecek ve gereksiz kaygılar içinde kaygı bozukluğu hastalığına maruz kalacağız. Şu anki durumda açıkça bunu ortaya koymakta değil mi?

Zaten asrın hastalığı olan psikolojik hastalıkların çıkış nedeni bundan başka nedir ki?

 

 

 

 

YORUMLAR
  • Sait Karaçam   22-06-2019 12:28

    Maalesef Hepimiz bu duyguların içinde bocalıyoruz.

ANKET - ARAŞTIRMA