25 Agustos 2019 Pazar

Furkana Erme

04-06-2019 08:32 Güncelleme : 17-06-2019 11:46

Furkana Erme

Furkan bize vahy olarak verilmiş iken, biz vahyi okumamakta onun önüne bir çok vesveseleri geçirerek onlarla okumalar yapmaktayız. Okuduğunu söyleyenler ise furkanı tertil üzere değil, tecvid üzere okumakta, O’nun üzerinde taakkul ve tefekkür boyutunda fedakarca aklı ve kalbi yormamaktadırlar. Sorumluluk sahipliğimiz ise hak getire. Zaten baştan affolunacağız derken, ateş bize sayılı günler dokunacak, Hatta Allah bizi ateşe atsa bile ondan daha merhametli ve adil Muhammed (a.s) bizi ateşten kurtaracak, şeyhimiz, hocalarımız, alimlerimiz, şehitlerimiz, ölen küçük çocuklarımız, hafızlarımız bize şefaat edecektir.

Ey İman edenler Allah’a karşı sorumluluğunuzu yerinize getirirseniz O size iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan ayırıcı kılar. Günahlarınızı örter ve sizi bağışlar. Çünkü Allah büyük lütuf sahibidir. Enfal 29

İman iddiasında bulunanlar bu imanın gereği olarak bir niteliğe sahip olmalı ve hayatları tümü ile bunun etkisi altında olmalıdır.

Bu nitelik iyiyi kötüye karıştırmama, doğruyu yanlıştan ayırma (Furkan), onlar arasını açma kaabiliyeti ve günahlardan uzak durma.

Bu ayet bu şartı ise gayet belirgin bir özelliğe bağlamaktadır.

Bu özellik Sorumluluk sahibi olmaktır. Sorumluluk sahibi olanlar furkanı isteyenlerdir. Bu istenç sorumluluk sahibi olmaları ile açığa çıkar.

Şu halde iman edenler sorumluluk sahibi ,iyi ve kötüyü bilen ve günah ve fuhuştan uzak duran kişi olmaktadır.

Genel çerçevemiz bu iken bu çerçeve içine kendimizi nasıl konumlandırmaktayız.

Kendilerini bu dinin sahibi olarak görerek “bu din bizden sorulur.” diyenler, Arapça lisanının çok iyi bilinmesini, bir çok ilim tahsil edilmesini ve hatta önceki imam ,muhaddis ,müfessirlerin bilgilerine vakıf olmanın gereğini furkanı anlamak için zorunlu olduğundan bahsetmektedirler.

Oysa arapça ve bu tür ilim bilenlere baktığımızda bunlar arasında dahi bir birliktelik olmayıp, aynı Kur’an metinlerine dahi farklı anlamlar verdiklerini görmekteyiz.

Diğer taraftan her birimiz farklı cemaat ve gruplar içinde birbirlerimize muhalefet etmekte Allah’a , Elçisine, kitaplarına, ahiret gününe olan imanlarımız taban tabana zıt olmaktadır.

Hatta yaptıkları işler tümü ile yalan ve hile, Allah ile aldatma olanlar bu kavramı kullanarak Ruhu’l Furkan Tefsiri adı altında hakkı batıla karıştırıcı çalışmalar içine girmektedirler.

Gerçekten de furkandan ne kadar haberdarız. Hayatımızda furkanın etkisi nedir?

Furkan bize vahy olarak verilmiş iken, biz vahyi okumamakta onun önüne bir çok vesveseleri geçirerek onlarla okumalar yapmaktayız.

Okuduğunu söyleyenler ise furkanı  tertil üzere değil, tecvid üzere okumakta, O’nun üzerinde taakkul ve tefekkür boyutunda fedakarca aklı ve kalbi yormamaktadırlar.

Sorumluluk sahipliğimiz ise hak getire. Zaten baştan affolunacağız derken, ateş bize sayılı günler dokunacak, Hatta Allah bizi ateşe atsa bile ondan daha merhametli ve adil Muhammed (a.s) bizi ateşten kurtaracak, şeyhimiz, hocalarımız, alimlerimiz, şehitlerimiz, ölen küçük çocuklarımız, hafızlarımız bize şefaat edecektir.

Bu durumda sorumlulukta nedir? Esas olan sorumsuzluk olmalı değil midir?

Zina edebilirim, hırsızlık yapabilirim, malı haram ve helal demeden yiyebilirim, yetim ve yoksulun hakkını gözetmem gerekmez, dünyalıklara dalar, onları hedef haline getirerek, onların sevgisini en üstün sevgi olarak kabul ederim.

Onlardan gelecek olan azabı en acı azap, onlardan gelecek olan bağı en büyük bağ olarak kabul edebilirim.

Günahlarımızın örtülmesi için çaba sarfetmem gerekirken şimdi, günahları daha da çok yapmakta ve onları artık günah olarakta görmekte değilim.

Çünkü ben nasıl olsa affedileceğim ve nasıl olsa kurtulacağım.

O halde furkanın bir anlamı yok, hakkı batıla karıştırabilirim, sorumluluk sahibi olmamında bir anlamı yok, sorumsuzca dilediğimi yapabilirim, günahta ne imiş, koruyucu kalkanlarım var diyerek inkarcı, münafık, nankör, hain ahlakından ne farkımız olmaktadır ki?

 

 

 

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

ANKET - ARAŞTIRMA