19 Haziran 2019 Çarşamba

Din adamlarının bir kısmının Günah ve Harama Teşviği

02-06-2019 10:00 Güncelleme : 17-06-2019 11:40

Din adamlarının bir kısmının Günah ve Harama Teşviği

Şimdi bu kimsenin günah işlemesinin önünde ne engel vardır. Her halde namaz kılarak, abdest alarak, oruç tutarak ve hacca giderek, şefaat kurumları ile kurtulmaktadır. Bu durumda Rabbin günahlardan kaçınınız demesinin hiçbir anlamı yoktur. Bu halde esasen günahlar teşvik edilmekte ve Adiy b. Hatem’e Allah’ın elçisinin söylediği gibi Yahudi ve Hristiyanlar papazlarına ya da rahiplerine ibadet etmiyorlardı. Ama onların haram dediğini haram, helal dediğini helal kabul ederek onları dinde hüküm koyucu kabul etmelerinden dolayı Rabbler ediniyorlardı demesi daha bir anlam kazanmaktadır. Oysa insanları bunlardan uzaklaştırmak gerekirken Kendilerini Allah’a adamış kişilerin ve din bilginlerinin onları, günahı söylemekten ve haramı yemekten men etmeleri gerekmez miydi? Yapıp ürettikleri şeyler ne kötüdür! Maide 63

Eğer size yasaklanan büyük günâhlardan kaçınırsanız, sizin küçük günâhlarınızı örteriz ve sizi güzel bir yere sokarız. Nisa 31

Günahın açığını da bırakın, gizlisini de. Günah kazananlar yapıp ettiklerinin karşılığını yakında göreceklerdir. En am 120

Yüce Rab, Müslümanım diyenlere yasaklandıkları şeylerden uzak durmalarını istemektedir.

Her Müslüman bir insandır ve insan olması hesabı ile de günaha bulaşması kaçınılmazdır.

Fakat bu günahı işlememesi ve büyük günah olarak nitelenenlerden aslandan korkup kaçan zebralar gibi kaçması gerekmektedir.

Bu arada şia inancında imamların masumiyeti, ehli sünnet inancında Resullerin masumiyeti, şeyhin, hocanın, gavsın, kutbun masumiyeti gibi iddialar söz konusu kişileri insanüstü olarak görmekten , büyük günahtan kaynaklanmaktadır. Çünkü bu kimseler onlara göre haşa Hatasız olan Rabb gibidir.

Bu parantezi kapattıktan sonra, Yahudi ve Hristiyanlar ile ,kendi hayatımıza baktığımızda bir seçilmişlik ya da seçkinlik iddiasının ortalığa duman attırdığını görmekteyiz. Bu dumanda ise onlar ve bizler boğuluyoruz.

Çünkü bu niteliğin onlara ve bize verdiği ayrıcalıkla her türlü günahı kendimize meşru kılarken ne de olsa affedileceğiz diyoruz.

Arkalarından, yerlerini alan halefler geldi. Bunlar, Kitap'a varis olmuşlardı. Şu basit dünyanın geçici menfaatini esas alıyorlar ve şöyle diyorlardı: "Biz zaten bağışlanacağız!" Kendilerine, bir menfaat daha gelse onu da alıyorlardı. Bunlardan, Allah hakkında, gerçek dışında birşey söylememelerine ilişkin Kitap misakı alınmamış mıydı? O Kitap'ın içindekileri okuyup incelemediler mi? Ahiret yurdu, takvaya sarılanlar için daha hayırlıdır. Hala aklınızı işletmeyecek misiniz? Araf 169

Günahlar bizim için bu şekilde sakınılması gereken değil, işlenmesi gereken bir hal alıyordu. Zira ne de olsa bağışlanacaktık.

Bu durumda günahlar, haramlar, helal iken helaller ve emirler bizim için yasaklar oluyordu.

En büyük günahlardan olan, Allah’a şirk koşma, Allah’a iftira atma, Zina yapma, Haksız yere cana kıyma, Yapmayacağını söyleme, ifa ediliyordu.

İnsanlara bu söylendiğinde ise biz zaten bunları yapmıyoruz ki diyerek savunmaya geçiyorlardı.

Oysa Bu kişi, Mala aşırı bir sevgide bulunmuş idi, Hayatın amacını ekmek kavgası olarak görürken, yetimin ve yoksulun hakkını vermek bir kenara yanında alıkoyardı, Mal benim dilediğim gibi harcarım derdi. Hocam doğru söyler, şeyhim hak yoldadır der ve ona sorgusuz sualsiz teslim olarak, O’nun tabiat ve insan üstünde ilahi güçleri olduğuna iman ederdi.

Allah sevgisinin önüne, malı, makami, evlatları, işi, ticareti, binekleri, yatları, katları, topçu, popçu, futbolcuları geçirir ve onları Allah’ı sever gibi hatta ondan daha çok severdi.

Atalarını sorgulamaz onları Allah’ın indirdiğine rağmen tercih ederdi.

Ne de olsa bağışlanacaktı.

Kertenkele öldürerek yüz şehit sevabı alacaktı.

(Abdest alanın bütün günahları affolur.)  [Müslim]

 (Her gün üç kere, Âdem aleyhisselama  salevat getirenin yani “Salevatüllahi alâ Âdeme” diyenin bütün günahları affolur.) [Deylemi]

(Hacca giderken veya gelirken ölenin, bütün günahları affolur.) [İsfehani]

“Kim Allah için hacceder de kötü söz ve davranışlardan sakınır ve günahlara sapmazsa -kul hakları hariç- annesinin onu doğurduğu günkü gibi günahlardan arınmış olarak döner.” (Buhari, Hac, 4)

“Kim Ramazan’ın faziletine inanarak ve sevabını Allah’tan bekleyerek terâvih namazını kılarsa, geçmiş günahları bağışlanır.” (Buhârî, Îmân  37 ; Müslim, Müsâfirîn 173, 174.)

"Kim güzelce abdest alırsa, o kimsenin günahları tırnaklarının altına varıncaya kadar bütün vücudundan çıkar."

- "Beş vakit namaz işte bunun gibidir. Allah beş vakit namazla günahları silip yok eder"

"İki serinlik namazını, sabah ve ikindiyi kılan kimse cennete girer."
(Her namazdan sonra 3 kere, “Estagfirullahel azîm ellezî lâ ilâhe illâ hüvel hayyel kayyûme ve etûbü ileyh” okuyanın, bütün günahları affolur.) [İbni Sünni]

(Cuma günü sabah namazından önce, “Estagfirullahel azîm ellezî lâ ilâhe illâ hüvel hayyel kayyûme ve etûbü ileyh” okuyanın, bütün günahları affolur.) [İbni Sünni]

(Her namazdan sonra 33 Sübhanallah, 33 Elhamdülillah, 33 Allahü ekber sonra, “Lâ ilâhe illallahü vahdehü lâ şerike leh, lehül-mülkü ve lehül-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadir”diyenin deniz köpüğü kadar günahı olsa da affedilir.) [Müslim]

(İşrak vakti iki rekât namaz kılanın, bütün günahları affolur.) [İ. Ahmed]

(İki Müslüman, selamlaşıp müsafeha eder [tokalaşır] ve bir de bana salevat-ı şerife okursa, anadan yeni doğmuş gibi bütün günahları temizlenir.) [R. Nasıhin]

Ümmetimden şefaatim büyük günah işleyenleredir.

Şeyh eteklerine müridlerini doldurup, cennete götürecektir.

Hatta nakşi tarikatinin halidi kolundanım der ise ateşten kurtulacaktır.

Şimdi bu kimsenin günah işlemesinin önünde ne engel vardır. Her halde namaz kılarak, abdest alarak, oruç tutarak ve hacca giderek, şefaat kurumları ile kurtulmaktadır.

Bu durumda Rabbin günahlardan kaçınınız demesinin hiçbir anlamı yoktur. Bu halde esasen günahlar teşvik edilmekte ve Adiy b. Hatem’e Allah’ın elçisinin söylediği gibi Yahudi ve Hristiyanlar papazlarına ya da rahiplerine ibadet etmiyorlardı. Ama onların haram dediğini haram, helal dediğini helal kabul ederek onları dinde hüküm koyucu kabul etmelerinden dolayı Rabbler ediniyorlardı demesi daha bir anlam kazanmaktadır.

Oysa insanları bunlardan uzaklaştırmak gerekirken

Kendilerini Allah’a adamış kişilerin ve din bilginlerinin onları, günahı söylemekten ve haramı yemekten men etmeleri gerekmez miydi? Yapıp ürettikleri şeyler ne kötüdür! Maide 63

Bizde günah ve harama teşviğe yönelik tam tersi bir etki meydana gelmiştir.

Bu halde bu din Allah’ın dini olamaz. Bu ancak onlara kötülüğü emreden iman üzere olduklarını ve ataları ile din adamlarının dini üzere olduklarını ortaya koyar.

 

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

ANKET - ARAŞTIRMA