19 Haziran 2019 Çarşamba

Dört bir yanımızı Kuşatanlar

19-05-2019 05:07 Güncelleme : 20-05-2019 15:34

Dört bir yanımızı Kuşatanlar

İnsan yeryüzünde muhakkak ki imtihana tabi tutulacaktır. Bu onun yaratılmış olmasından ve kul olmasından dolayıdır. Ona verilen seçme hakkının kullanılması bu imtihan ortamında olabilir. Seçimini akıllıca yaptığında hakka bağlanır ve kopmak bilmeyen bir kulp ile uçurumlara yuvarlanmaktan korunur. Bu imtihanın unsurları ise, Mallar, canlar, Kitap ehli, Şirk koşanlar Olarak bu ayette sıralanmıştır

Yemin olsun ki, mallarınızda da canlarınızda da imtihan edileceksiniz. Ve yemin olsun ki, sizden önce kendilerine kitap verilenlerden de şirke batanlardan da incitici çok şey dinleyeceksiniz.

Sabreder, takvaya sarılırsanız işte bu, azmetmeye değer işlerdendir. Ali İmran 186

İnsan yeryüzünde muhakkak ki imtihana tabi tutulacaktır. Bu onun yaratılmış olmasından ve kul olmasından dolayıdır.

Ona verilen seçme hakkının kullanılması bu imtihan ortamında olabilir. Seçimini akıllıca yaptığında hakka bağlanır ve kopmak bilmeyen bir kulp ile uçurumlara yuvarlanmaktan korunur.

Bu imtihanın unsurları ise,

Mallar, canlar,

Kitap ehli,

Şirk koşanlar

Olarak bu ayette sıralanmıştır.

Mallar ile kastedilen, bir hasıla olarak elde edilen, hayvanlar, ekin veya meyve mahsulleri; Para, altın, gayrimenkul, iş yerleri, ticari karlar, otomobiller gibi dünyalıklar iken diğer taraftan kelimenin kökünden olarak meyilleri de anmak gerekir.

Zira kişinin tiryaki düzeyinde, orta düzeyde meyli olduğu gibi, ancak kendisinden mahrum kaldığında farkına varacağı meyilleri de söz konusudur.

Kişi dünyaya hiç önem vermediği halde mistik ve münzevi bir yaşam içinde de olabilir.

İşte mallar dediğimizde bunu örtmeyebilir iken, meyiller dediğimizde bunu örtebilir. Şu halde meyilleri  bu kapsamda değerlemek gerekir.

Hal böyle iken mallar ve meyiller tekrar gözden geçirilip, onlarla imtihan olunduğumuz halde bunun farkına varmadan yaşanılan hayat, gaflet içinde bir hayat olurken, bunları tespit ederek bunlar ile nasıl bir imtihan içinde olunduğumuzun kriterini yapmalıyız.

Şu halde senin meylin ne? Hangi meylin ile imtihan olunuyorsun? Güzel araba, erkek veya kadın olarak karşı cins mi?, Ev, yat mı? Makam ve mevkii mi?, Sosyal medyaya olan bağımlılığın mı?

Sigaraya olan bağımlılığın mı? Telefon bağımlılığın mı?

Yoksa canlar mı?

Nedir peki canlar ?

Nefsin ve ondan olan her şey. Ruhun ve bedenin. Kendisinden az bilgi verilen ruhun unsurları ile bedeni oluşturan parçalar.

Aynı şekilde kendisi ile hayat bulduğunu zannettiğin unsurlar. Kendisi olmaksızın yaşayamam dediğin ya da o olmazsa ben perişan olurum ya da kendisini kaybettiğinde ömrünün ölümden beter olduğunu söylediğin şey?

İşte bunlar kişinin kendisinden olan ve bir mana yükledikleri iken diğer taraftan kuşatma diğer ikili unsurla da gelmektedir.

Kitap ehli ve şirk koşanlar.

Mallar ve canlar sağ ve sol cenahtan gelirken, kitap ehli ve müşrikler arkadan ve önden gelerek bireyi kuşatırlar.

Kitap ehli,

Batı düşünce ve felsefesi ile bunları oluşturan yunan, grek ve Bizans kültürünün karışımı olarak ortaya çıkan anlayış ve bunun yansıması olarak ortaya çıkan hayat tarzı.

Hümanizm, demokrasi ve özgürlük adı altında, nefsin arzularının hudutsuzca tatmini, hırsızlığın ve gasıplığın kurallarını belirleyerek bu kurallara uygun gasp ve hırsızlık yapmak ile, insanları nefislerinin kölesi haline getirmek.

Bu düşünce yandaşları, ilericilik ve medeniyet adı altında insanlara bir takım dünyalıkları hedef göstererek onları oyalar, teknolojinin, modanın, gösteriş ve çoğaltma duygusunun da kölesi haline getirirler.

Dizi film, sinema filmleri ve sosyal medya gibi kitle iletişim araçları ile de bunu yayarlar.

Bu insanlara özenmek, onlar gibi olmak ise bizlerin hayallerinin temeli olur. Buna erişmek için ise taviz üstüne taviz verir ve nihayetinde istemesekte onların istediği kalıba girmiş oluruz.

Kitap ehli bizleri kitap ehli olmaları hesabı ile, bizi sistematik bilgi ve araştırmalar ile sarmalamaya çalışırken, bunu kendileri ve bunların yerel köleleri dillendirerek hayatta en hakiki mürşit ilimdir diyerek Rabb karşıtı ve ona düşmanlığı taşıyan ilmi mürşit olarak önümüze koyarlar.

Bunun içinde akademiler ve bunları kabul ettirmeye yönelik güzel akademik ünvan sahiplerini, profesör, Doçent vs. gibi, kullanmaktan da geri durmazlar.

Çünkü onlara göre ilim ancak bunlar vasıtası ile olur iken bunlarda ,  yaratıcıya karşıt pozisyonda olanlar olarak, yaldızlı sözler fısıldayarak kendi dünya görüşlerini zerk edeceklerdir.

Kitabi lisanı kullanarak, karşılarında kitaptan haberi olmayanları çok rahat sihir etkisine alarak büyüleyip, havalara kaldırarak, zillet içinde yerden yere  vuracaklardır.

Kitabi olanlar sadece batı değil, doğu tarafında olanlar da olabilir. Zira Mecusilerde kitap ehlinden sayılırken bu insanların beş bin yıllık kültürlerinin islam anlayışında meydana getirdikleri tahrifat insanları dehşete düşürür.

Buna göre kitabi olarak birbirlerini gerektiren harfler içinde insanların kalplerinde ve hayatlarında iz bırakan(kelimenin bir manası da derin iz bırakan) kitap ehlinin konusu olurken, işte bunlar içinden çıkanlar bizleri incitecek, pişman olacağımız işler içine bizleri çekeceklerdir.

Şirk koşanlar…

Şirk koşanlar Allah’ı yüce olarak görürken O’na yaklaşmak için aracılar edinen ve ancak bu aracılar ile O’na yaklaşılabileceğine inananlardır. Bunlar Allah’a aracı olarak gördüklerine de Allah’tan bir parça vermektedirler.

Bu parça Tabiatı çekip çevirmede, insan hayatına müdahil olmada, hüküm koymada kendini göstermektedir.

Yahut kendisine dua ettiği zaman zorda kalmışa cevap veren ve başa gelen kötülüğü kaldıran, sizi yeryüzünün halifeleri kılan mı? Allah ile birlikte başka ilâh mı var!? Ne kadar az düşünüyorsunuz! Neml 62

Bizimkilere göre, Hz. Hamza, Abdulkadir Geylani, gavs,    şeyh, hoca, haşa Allah gibi zorda kalmışa yetişir.Medet eder.

Yoksa onların, Allah'ın izin vermediği şeyleri din diye kendilerine yasallaştıran ortakları mı var? Hükmün ertelenmesine dair söz olmasaydı, onların aralarında iş çoktan bitirilirdi. Çünkü zalimlerin hakkı acı bir azaptır. Şura 21

Kuvvetli bir gelenek, bir kısmının orijinali dahi kayıp olan Fars kültürü etkisinde kalmış İranlı hadis kitapları müellifleri ile sanki hata yapmaz gibi kabul edilen oysa bir zaman sonra görüşünü değiştiren, içinde çelişkili rivayetler barındıran kişileri yol imamı olarak kabul edip, bunu zorunlu hale getirmişiz.

Bununla da kalmamış, hocalarımızı, şeyhlerimizi, cemaat önderlerimizin görüş ve sözlerini vahy gibi alıp, teslim olmuşuz.

Kendilerine Allah’ın ayetleri okunduğunda O’nun önüne bir sürü engeller koyup, adeta bundan başka kitap getir diyen bu müşrikler bizimle Allah arasına girerek Yaratıcıya kavuşmamıza mani olmaktadırlar.

Ama bizler onlara bu yetkiyi vererek teslim edip onların prangaları altında esir olmuşuz.

Onların sözleri, hareketleri ve cemaatleri öyle etkin olmuşlar ki adeta onlardan korkar hale gelmişiz.

İmtihanın bir diğer unsuru olarak bunlar var iken bizim yapmamız gereken sabır üzerinde durmak ve bu sabrı sorumluluk olarak anlamaktır.

Bu da kolay olmayabilir. Ama yapılamaz değildir. Bunu bir iş olarak kabul edip üzerinde azmederek Allah ile aramıza girenleri kurban etme sorumluluğunu ifa etmeliyiz.

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

ANKET - ARAŞTIRMA