16 Temmuz 2019 Salı

Sevgide Şirk

14-05-2019 06:05 Güncelleme : 14-05-2019 13:04

Sevgide Şirk

Onları bir aracı ya da Allah’tan başka yardım edici, ihtiyaç giderici, sevinç ve huzur kaynağı, güç ve izzet ile garantör olarak kabul ettiklerinden durum değişmektedir. Çünkü bunlar söz konusu araç ya da aracılarla olursa o araç ve aracıları yaklaşmak, onlarla ünsiyet kurmak gerekmektedir. Bu ünsiyet ise onlara yakınlaşmayı beraberinde getirdiğinden doğal olarak bu araç ve aracılar Allah gibi görülmekte ve sözkonusu huzur ve mutluluk, izzet ve güç,garantörlük bunlarda görülmektedir. Fakat bu apaçık bir şekilde zulumdür. Zülüm adil olmanın zıddı ise Hakkı hakkı olana vermemek ise, burada da sözkonusu durumda Allah’ın hakkının Allah’a verilmemesi sözkonusudur. O’nun gibi O’nun yarattıklarının görülmesi ve onların zamanla O’na bazı yönlerden eş değer görülmesi en büyük zulmü ortaya çıkarır.

İnsanlardan kimi de Allah’ın aşağısındakileri  O’na bir şekilde benzer kıldılar da Allah’ı sever gibi onları sevdiler. İman edenlerin Allah sevgisi ise daha şiddetlidir.

Zulmedenler azabı gördüklerinde gücün tümü ile Allah’ta olduğunu, Alllah’ın azabının ise çok şiddetli olduğunu anlayabilselerdi. Bakara 165

İnsan olduğunu söyleyenler Allah’ın eşsiz olduğunu bilir.Aslında O’na ortak koşanlarda Allah’ın en yukarıda olduğunu , ancak O’na yaklaşmak için  şefaatçiler edindiklerini söyleyerek şirklerini meşru göstermeye çalışırlar.

Burada ilginç olan ,Allah’ın benzeri olmadığı halde O’nun aşağısında olanları O’nu sever gibi sevmeleridir.

Oysa onların kendileri de şunu bilmektedirler ki bunlar Allah gibi en azından mantık olarak sevilmemeleri gerekir.

Fakat onları bir aracı ya da Allah’tan başka yardım edici, ihtiyaç giderici, sevinç ve huzur kaynağı, güç ve izzet ile garantör olarak kabul ettiklerinden durum değişmektedir. Çünkü bunlar söz konusu araç ya da aracılarla olursa o araç ve aracıları yaklaşmak, onlarla ünsiyet kurmak gerekmektedir. Bu ünsiyet ise onlara yakınlaşmayı beraberinde getirdiğinden doğal olarak bu araç ve aracılar Allah gibi görülmekte ve sözkonusu huzur ve mutluluk, izzet ve güç,garantörlük bunlarda görülmektedir.

Fakat bu apaçık bir şekilde zulumdür. Zülüm adil olmanın zıddı ise Hakkı hakkı olana vermemek ise, burada da sözkonusu durumda Allah’ın hakkının Allah’a verilmemesi sözkonusudur.

O’nun gibi O’nun yarattıklarının görülmesi ve onların zamanla O’na bazı yönlerden eş değer görülmesi en büyük zulmü ortaya çıkarır.

Bu durumda bu zulum faillerini en büyük zalim kılar ki, bu da onların durumlarının ne kadar acı olduğunu ortaya koyar.

Bunlar kendilerini azaba sokacak eylemlerdir. O halde bu araç ve aracılara Allah’tan bir pay ya da parça vermek azab sebebi ise, kendi halimizi düşünelim. Her an bir azap başımızın üzerinde keskin bir kılıç gibi durmaktadır.

Hatta ölümün her an gelebileceği hakikati gereği bu halde ölür isek bu durumda geri dönüşümüz de olmaz.

Fakat durum öyle gözükmektedir ki bizler ve insanlar sanki bu azabı görmeden gücün kime ait olduğunu bilemeyeceğiz.

Çünkü bizler bu araç ve aracılara sözkonusu nitelikleri verdiğimizde aslında zayıf olana sığınarak daha da zayıf olmakta ve zayıflığımızı arttırmaktayız.

Zayıflığımızı arttırma ise yokoluşa, acı ve ızdıraplara doğru meyletmemiz demektir ki tümü ile zillet ve aşağılık damgasını yemeye aday olmaktır.

İşin ilginç tarafı  sevgiyi onlara karşı aşırı bir şekilde göstermemizdir.

Bu durum onlara gösterilen sevginin aşırı olması ile de ilişkilidir.Her zaman onları anarız. Aşağı-yukarı-sağa ve sola hep onların sevgisini anar ve onlara muhabbet besleriz. Oysa onların Allah olmadığını da söylediğimiz halde.

Bu sevgi de yukarıda sözkonusu edilen duygular şeklinde kendisini gösterir.

Fakat iman edenler olduğumuzu söylediğimiz halde bu sevgiyi neden Allahtan başkalarına yönlendirmekteyiz.

İman edenlerin sevgisi Allah’a karşı hepsinden daha şiddetlidir. Çünkü bu sevgi imandan kaynaklanır. Bu durumda imanın olduğunun kanıtı bu sevginin eşsizliğidir.

Eğer imanın varlığı bu sevginin eşsizliği ise Allah’ı herşeyden daha çok seviyor muyuz?

Parayı, malı, işimizi, ailemizi, grup veya cemaatimizi, partimizi, liderimizi, şeyh ya da hocamızı,imamımızı mı daha çok seviyoruz? Allah’ı mı?

Bunu iman eden olduğunu söyleyen kimseler kendilerine sormalılar?

Samimi olarak kimi daha çok sevdiklerinin kanıtı da her zaman andıkları kim ve kim için hayatı yönlendirip kimin peşinde koştuklarıdır.

Hayatını kime vakfettin? Kimi daha çok hatırlıyorsun? Birşeyi yapmaya seni sevkeden ya da bir şeyi yapmaktan alıkoyan kim?

Eğer bunlar Allah değilse şu halde O’nun azabının çok şiddetli olduğunu anlayamamışız demektir. Her ne kadar anladığımızı söylesekte vakıa bunun tam tersini söylemektedir.

Daha neyi bekliyoruz? illaki bu azap başımıza gelince mi bunu anlayacağız?

 

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

ANKET - ARAŞTIRMA