24 Mayis 2019 Cuma

İmanınız size ne kötü şeyleri emrediyor?

10-05-2019 23:04 Güncelleme : 14-05-2019 12:25

İmanınız size ne kötü şeyleri emrediyor?

Amele müdahil olmayan bir iman sadece görüntü de olan bir iman iken amel imanın yansıması ise o kişide başka bir iman var demektir. Başka bir iman olduğu halde hala bizler iman ettim diyorsak ancak kendimizi aldatıyoruz demektir. İmanın emrettiği şey kişinin hayatında kendisini göstermesi gerekir. İmanın artması ile bunun yansıması daha da güçlü ve hassas olurken, bunun azalması ise başka imanların açık kapıdan girmesi manasına gelir. Şu halde kendimize dönüp bu halimizi sorgulamamız elzem olmaktadır.

Eğer iman ediyorsanız imanınız size ne kötü şey emrediyor Bakara 93

İman amir konumundadır. İman eden de bu amirin memurudur. Memur bu noktada kendisine emredileni yapmakla memurdur.

Mümin olduğuna  emredilen ise tevhid ve buna bağlı olarak salihat ve hasenattır.

İman edenler bu kapsamda muvahhid, nefsini ve toplumu ıslaha memur edilmiş olanlardır.

Muvahhid bir ıslah memuru olmamız gerekirken kendi hallerimize baktığımızda bundan fersah fersah uzakta olduğumuzda aşikardır.

Yaşantımız, beklentilerimiz, ilişkilerimiz bunun kanıtlarıdır.

Fakat bu halde olmamıza rağmen hala mazeretlerimiz var iken, yine de bizi bu durumun feci sonucundan kurtaracak birilerini bulmuş iken, kendi uydurduğumuz kuruntular ile kurtulacağımıza da inanmışız.

Çünkü seçkin olmak, asalak olarak menfaat temin etmek biz de bir hastalık halini almış.

İman edenler, yaşantılarında iman edenlerden olduğunu göstermelidirler. Bunun anlamı onların özleri ile sözlerinin bir olması demektir.

Elbette doğru söyleyenleri belli edecek ve elbette yalancıları  da belli edecek. Ankebut 2

Ama nedense bu konuda fıkhi tartışmalar söz konusu olmuş ve iman amel ayırımına gidilerek, adeta amelin nerede ise zorunlu olmadığına kadar varan tartışmalar çıkmıştır.

Bu durumda iman iyi ameli emretmeyebilir. İman ettim diyen biri kötülükler üzere devamlı da olabilir.

Amele müdahil olmayan bir iman sadece görüntü de olan bir iman iken amel imanın yansıması ise o kişide başka bir iman var demektir.

Başka bir iman olduğu halde hala bizler iman ettim diyorsak ancak kendimizi aldatıyoruz demektir.

İmanın emrettiği şey kişinin hayatında kendisini göstermesi gerekir.

İmanın artması ile bunun yansıması daha da güçlü ve hassas olurken, bunun azalması ise başka imanların açık kapıdan girmesi manasına gelir.

Şu halde kendimize dönüp bu halimizi sorgulamamız elzem olmaktadır.

Dünyalıklara karşı zaafımız, mallara, oğullara, otomobillere, evlere, ticarette kar elde etmeye, makam ve mevkiiye olan düşkünlüğümüz, işçinin hakkını yememiz, israf, gösteriş bunların hepsi kendisine göre bir iman oluşturacak ve bu iman, peşinde bizleri sarmalayacaktır.

Bu durumda bizlerin uyanık olması elzemdir. Bu uyanıklığı ise uyarı olan uyandıran vahy üzerinde düşünmek ve akletmekle sağlayabiliriz. O’nu hayatın odağına koyarak emirleri ondan alarak onu iş edinmeliyiz.

Aksi halde herbir kimsenin kölesi olup çeşitli inançlar arasında gitgeller yaşar ve bu yaşam içinde şaşkın halde kalırız.

Evet amel, ifa etmek zordur. İfa edilmeyen amel sorumluluktur. Yapılmadığı zaman günah işlenir.Ama bunun yapılmama nedeni üzerinde durmak gerekir. Bu birilerine güvenmekten dolayı mı vücuda getiriliyor, yoksa gücü yetmediğinden ama bunu ifa için sarfedilen gayretin yetersizliğinden mi?

Tevhidde taviz olamaz. Şirk kabul edilemez. Amellerin tevhidi terk şirki zımnen de olsa kabul anlamına geldiği bir yaşantı ortamında dil ile ikrar kalp ile tasdik ancak lafı güzaf olabilir.

Malı, kadını, erkeği;

 topçuyu, popçuyu, siyasetçiyi,

şeyhi, hacıyı, hocayı, alimi, imamı,

Hayatın odağına kouyup bunun peşinden koşanlar,

Onların yanlış söylemeyeceğini inanarak ayet gibi onların sözlerine inanmak,

Onları Allahtan daha çok anıp, Allah’tan daha çok sevmek, Allah’ın varlık ve insan üzerindeki tasarruflarının bir kısmını onlarda görmek, onların himmeti ve şefaati ile huzur bulup, yaşantının anlamlı olduğunu söylemek, onların Allahtan söz almış gibi cennete gideceğini söylemek, onların sözlerinin en doğru olduğunu kabul edip tartışılamaz olduğuna iman etmek işte bunlardır tevhidden uzaklaşma ve şirk.

Bu durumda nasıl olur da dil ile ikrar ve kalp ile tasdikten bahsedilir.

Bu durumda bizim Müşrik gibi yaşayan insana muvahhid dememiz gerekir. Bu durumda da haksızlık yapmış zulmetmiş oluruz. Üstelik en büyük zulmü yapanı taltif bile etmiş ve onun bu hali üzerinde durmasına destek bile olmuş oluruz.

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

ANKET - ARAŞTIRMA