25 Agustos 2019 Pazar

Titreyip Kendimize gelmeliyiz

01-05-2019 07:45 Güncelleme : 09-05-2019 14:04

Titreyip Kendimize gelmeliyiz

İnsan sorumludur ve hesap verecektir.O halde O’nun her sözü ve eylemi de bir sorumluluk bilinci içinde olmalıdır.Hatta muhatabına da bunu iletmelidir. Bu durumda O’nun gözle görülür bir inşaa faaliyetine girmesi gerekir.Ne de olsa onun göreceği ancak yaptığıdır. Bu minvalde bir inşaa faaliyetine giren olarak çizeceği proje ve yapacağı iş Rabbin vahyetmesine uygun, ama o ölse bile toprak içinde kaybolmayan ya da çürümeyen bir sağlamlıkta olmalıdır.

Yer sarsıntı ile sarsıldığı vakit.Yer ağırlıklarını çıkardığında,Ve insan:Buna ne oluyor dediğinde.O gün haberlerini anlatır.Çünkü Rabbin O’na vahyetmiştir.İnsanlara yaptıkları gösterilmek üzere kümeler halinde ortaya fırlayacaklardır.Kim zerre miktarınca hayır yapmışsa onu görür, kim zerre miktarı şerr yapmışsa onu görür.Zilzal 1-8

Belirlenmiş bir günün vaktinde meydana geleceği haber verilen bu oluşun insan da da bir oluş meydana getirmesi gerekir.

Zira Rabb ,terbiye edici olarak vahyini bu amacı gerçekleştirmek üzere göndermiştir.

Şu halde temel yaklaşım, Terbiye odaklı olarak yeni bir oluş içine girmektir.

Bu ayetler ile yere bakışı insanın değişmektedir.Sadece üzerinde bitki ve ağaç örtüsü olan,ekilip- dikilen ve aynı şekilde insanların içine gömüldüğü bir örtü olarak bakmamak gerekir.

Çünkü o dile gelecek, içinde gizlediklerini açığa çıkaracaktır.

Bunun insanda bir karşılığı muhakkak ve şüphesiz olacaktır.

Çünkü o insanın ortaya çıkıp, kendi yaptıklarını görmesi için vazifelendirilmiştir.

O halde bizim üzerinde yürüdüğümüz, yere bakış açımız değişmelidir.

Buna göre biz toprağa karışsak bile yokolmayacak, tekrar çıkarılacağız ve diğer taraftan yaptıklarımızı göreceğiz.Orası bir hatırlatma ya da unutturmama olmalıdır.

Bu unutturmama insanda bir karşılık bulmalıdır.Bu karşılığı Rabbani bir oluş olarak tarif etmiştir.

Bunu gerçekleştirmenin yolu ise insanın sorumlu olduğunu bilmesidir.

İnsan sorumludur ve hesap verecektir.O halde O’nun her sözü ve eylemi de bir sorumluluk bilinci içinde olmalıdır.Hatta muhatabına da bunu iletmelidir.

Bu durumda O’nun gözle görülür bir inşaa faaliyetine girmesi gerekir.Ne de olsa onun göreceği ancak yaptığıdır.

Bu minvalde bir inşaa faaliyetine giren olarak çizeceği proje ve yapacağı iş Rabbin vahyetmesine uygun, ama o ölse bile toprak içinde kaybolmayan ya da çürümeyen bir sağlamlıkta olmalıdır.

Onun göreceği bu ise şu halde göreceklerini güzel ve gönüller açıcı olarak yapmalıdır.

Aynı şekilde yapacağı inşaat inşaat değil de yıkımda olabilir.Ama o bu yıkımı da her halükarda enkaz parçaları ile görecektir.

Bu da onda bir enkaz hali meydana getirip bu sefer utancından keşke kaybolup gitse idim diyecektir.

İnsan geçmiş ataların yaptıklarını görmeyip, onların yaomadıklarından dolayı da sorulmayacağı gibi, kendisi yapmadığı halde birilerinin konumundan dolayı da O’na güzel bir şeyler gösterilecek değildir.

Ne Allah’ın elçisi, ne şeyhi, ne dervişi, ne de başka birisi O’na yapmadıklarını yaptı muamelesi yaptıramaz.

Çünkü görülecek olan ancak kişinin kendisinin yaptığıdır. Zaten Rabb sorumluluk bilincini hareketlendirmeyi arzu ederken sorumsuz bir davranış içinde asalak gibi olanlar ancak şerr yapanlar olabilirler.

Şu halde yer, üzerinde ufak dahi olsa hayrı küçümsemeden ifa edilmesi gereken bir mekan olarak görülmesi gerekirken, ağırlığı her ne olursa hayrın yapılması için bir fırsat iken, bunu şerre dönüştüren hayatında büyük depremler yaşayanlar olarak kalacaklardır.

O halde içimizde depremler oluyor mu? Sorumluluklarımızı ifa edememizden dolayı içimizde fırtınalar kıyametler kopuyor mu? Bunların dönüşünün olamayacağı gün gelmeden önce titreyip kendimize gelmeli ,  üzerimizdeki şerr topraklarını atmalı, küllerimizi silkeleyip pislikten kaçınmalıyız.

Rabbi en önemli,en başta ve en büyük olarak yaşantımızın kumanda merkezine, kalbimize, indirmeliyiz.

 

 

 

 


YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

ANKET - ARAŞTIRMA