25 Agustos 2019 Pazar

Savrulmadan İlk günkü Heyecanı Taşımak

30-04-2019 19:08 Güncelleme : 09-05-2019 13:57

Savrulmadan  İlk günkü Heyecanı Taşımak

Böylece hicr sahipleri ilkelerini, şahsiyetini, değerlerini nefsin ve etrafın saptırma ve baskılarına rağmen koruyanlar olmaktadırlar. Ve fakat bunlara sahip olmayanlar onlarda hicr sahibidirler. Ama bu, taşın olumsuz manasındaki bir sıfattan olur. Çünkü bunlar ilkelere, değerlere, rüşde karşı taş kesilenlerdir.

Hicr sahipleri için ibretler vardır………………Fakat insan öyledir; Rabbi ne zaman kendisini sınayıp ona ikrâmda bulunur, ona ni'met verirse: "Rabbim bana ikrâm etti" der. Ama Rabbi onu sıkıntıya uğratıp rızkını ölçüye bağlarsa: "Rabbim bana ihanet etti!" der. Fecr Süresi 1,15-16

 

Hicr taş manasına gelir. Taştan kasıt korumaktır. Akla da hicr denir. Bu, aklın nefsin isteklerini belirli hudutlar dahilinde koruması manasındadır.

Böylece hicr sahipleri ilkelerini, şahsiyetini, değerlerini nefsin ve etrafın saptırma ve baskılarına rağmen koruyanlar olmaktadırlar.

Ve fakat bunlara sahip olmayanlar onlarda hicr sahibidirler. Ama bu, taşın olumsuz manasındaki bir sıfattan olur.

Çünkü bunlar ilkelere, değerlere, rüşde karşı taş kesilenlerdir.

Taş kesilenler olmaları hesabı ile yine bu sürede zikredilen, ad, semud, firavn gibi ne kadar sağlam binalar, kayalar içine yontulmuş evler, kalıcı gibi görünen piramitler inşaa etselerde hepsi kasırga ile savrulmuş, denizlerde (azgınlıkları içinde) boğulmuş, korumaları gerekeni korumadıklarından korunmasız halde bağıra bağıra kötü sona doğru taşlar içinde kalmışlardır.

Şu insan olmanın gereğidir ki, o  her halde sınanacaktır. Bundan kaçış yoktur. İman ettiğini söyleyenlerde sınanacaklardır. Çünkü bu iddianın samimiyetinin, test edilmesi zorunludur.

Bu minvalde Rabb:İnsanlar İman ettik, demekle terkedilecekleri üzerine mi hesaplarını yaparlar. Yemin olsun ki biz, onlardan öncekileri de fitne yoluyla denemişizdir. Allah, özüyle sözü bir olanları elbette belli edecektir. Yalan söyleyenleri de ortaya çıkaracaktır. Ankebut 2-3

 

Taş gibi sağlam olmak için bu fitneler zorunlu iken, bu fitnelerden biri bollukla sınanmaktır.

Rabb insana hicrin değerini bilmesi ve onun üzerinde sebatkar olması için lütuf ve ikramda bulunurken insanın  hicri, muhafaza için birer sınanma aracı değil de Rabbim bana lütfetti diyerek kendini kaybetmesi, o hicrin, taşının , yarılması manasına gelir.

 

Zira Karun “Bu bana bende olan bir bilgiden dolayı verildi.” Derken

Onlara örnek olarak şu iki adamı ver: Bunlardan birine, üzümlerden oluşan iki bağlık vermiş, bağların çevresini hurmalarla donatmış, aralarına da ekinler serpiştirmiştik.

İki bağ da yemişlerini vermiş o adamdan hiçbir şeyi eksik bırakmamıştı. İkisinin ortasından bir de nehir fışkırtmışız. Adamın başka bir geliri de vardı. Bu yüzden, arkadaşlarıyla konuştuğu bir sırada ona şöyle demişti: "Ben, malca senden zengin, insan unsuru bakımından da güçlü ve onurluyum." Ve böylece, öz benliğine zulüm ede ede bağlığına girdi. Şöyle konuştu: "Bunun sonsuza değin yok olacağını sanmıyorum." "Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Ama eğer Rabbime döndürülüp götürülürsem, bundan daha iyisini bulacağımdan eminim." Kehf 32-36 diyebilir.

 

Bu lütfun Rabbten olduğunu bildiği halde bundan sonrası için bir şey yapmama hatta onunla azma  içinde olan diğer bir deyişle bu lütfun onun üzerine kabus gibi çökmüş kişi karakteridir.

Çünkü bu kimse Yetime ikram etmez, fakirin doyurulmasında hassas davranmaz, Mirası haram-helal demeden yer, Mala, meyillerine karşı daima kalbinde büyüyecek bir tohumu vardır. Fecr 17-20

İşte o, bu nedenden dolayı ilkeli ve rüşd sahibi olamaz. Meyillerinin kulu olur. Malın ve lütfedilenlerin. Bu da son kertede akıllı bir şey mi?

Diğer bir sınanma unsuru ise rızkın kısılmasıdır ki bu durumda da insan “Rabbim bana sırtını döndü.” der.

Yine bunu hicr için bir sınanma olarak algılamaz. Algılamadığından savrulur. Birilerine yanaşıp, tüm ahlaki ilke ve değerler ile, onurunu ayaklar altına alabilir.

Kula kulluk edebilir. Bunu da hiçbir akıl sahibi tasvip etmez?

Hicr sahibi dengeli, ve rüşdünü koruyucu biri olarak nefsi itminana erer. Onun için cennet dünya da başlar. Razı olur ve olunan kimsedir.

Bu hali ile kendini İlke ve Rüşt, güzel melekeler üzerine korumak ve sakınmak, arzu edilen olmakla beraber, öz ve söz itibari ile de üzerimizden çıkarmamız gereken bir elbisedir.

Aksi durumda bu dünyada ad, semud, firavn gibi bir sona gidilecek iken, karşılaşma gününde de bundan çok daha kötü olarak keşke toprak olup gitse idim denecek kadar pişmanlık duyulacaktır.

Son pişmanlık ise asla fayda vermez.

Hicr üzere olmak şüphesiz bu sınanmalara düçar olmaya talip olmak iken bunun sonucunda ateşler içinde kalınıp, çok azap çekilebilir, bir çok bağın altında kalıp bunlardan vazgeçilmesi zarar gibi unsurların meydana gelmesini sağlayabilir.

Ama Rabbin azap ettiği gibi kimse azap edemez. Onun vurduğu bağ gibi kimse bağ vuramaz. Fecr 25-26

O halde bu tür saptırma ve baskılara rağmen taş gibi vakur durmak ilkelerini, rüşdünü muhafaza etmek, asıl kazanım olmaktadır.

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

ANKET - ARAŞTIRMA