25 Agustos 2019 Pazar

Aydınlanma mı? Karanlıklar içinde kalma mı?

27-04-2019 07:59 Güncelleme : 09-05-2019 13:27

Aydınlanma mı? Karanlıklar içinde kalma mı?

Nerede bir tanrı düşmanlığı var ise bu ilericilik, aydınlanma olarak nitelenip, Tanrıya olan samimi bağlılıklar hep gericilik ve karanlık olarak nitelendi. Bu bağlamda, Rabbten uzak ilim, teknolojik gelişmeler, felsefi kavramlar ve düşünce ile bağlantılar bu noktada aydınlanma oldu.Bunlar ile insanlar karanlıkları deldi. Kimi ise, rivayetler üzere olan inançların yolunu kuvvetli bir ışık olduğuna iman ederek onları benimsedi ve bu onun için bir aydınlanma oldu. Ve fakat insanın aydınlanması sönmez bir ışık kaynağı olan nur ile olabilirdi. Bu niteliğe sahip olan da ancak vahy idi. Çünkü o bir nur idi.

Göğe ve Tarığa, Tarığın ne olduğunu idrak eder misin? Karanlığı delen yıldızdır.

Nedir Tarık?

Karanlığı delen yıldızdır.

İnsan olarak ve özelde Müslüman olarak bizlerin hayatlarında bunun yansıması nedir? Gerçekten de bizlerin hayatında böyle bir yıldız var mı?

Yıldız ile ayetlerde söylendiği şekilde yollarını bulurlar manasından kinaye ışıktan da nur ve aydınlatma kavramlarımdan kinaye olarak ele alarak ayeti ortaya koymaya çalışalım.

İnsanın hayatı karanlıklar içinde idi. Onun bir çok yol göstericisi var idi. Ama bunlar onun karanlığını delip onu aydınlatmıyordu.

Bununla birlikte ismine aydınlanma denen bir çağ ortaya kondu. Buna da insanların kilisenin hegamonyasından kurtuluş adı altında kilisenin tanrısına karşı bir kalkışma ortaya koyarak kendilerince karanlığı deldiler.

Nerede bir tanrı düşmanlığı var ise bu ilericilik, aydınlanma olarak nitelenip, Tanrıya olan samimi bağlılıklar hep gericilik ve karanlık olarak nitelendi.

Bu bağlamda, Rabbten uzak ilim, teknolojik gelişmeler, felsefi kavramlar ve düşünce ile bağlantılar bu noktada aydınlanma oldu.Bunlar ile insanlar karanlıkları deldi.

Kimi ise, rivayetler üzere olan inançların yolunu kuvvetli bir ışık olduğuna iman ederek onları benimsedi ve bu onun için bir aydınlanma oldu.

Ve fakat insanın aydınlanması sönmez bir ışık kaynağı olan nur ile olabilirdi. Bu niteliğe sahip olan da ancak vahy idi. Çünkü o bir nur idi.

İşte tüm tarih boyunca Rabbin gönderdiği vahyler insanların içinde bulunduğu karanlıkları aydınlatmıştır.

O bunu ifa etmek üzere gelmiş iken karanlıkları sevip, insanları bu karanlıklara mahkum ederek, onların gözlerinin kör etmek, onları korku ve endişe içinde tutarak, hile ve tuzakları ile onları aç, susuz, sakat bırakan, eşlerini ve çocuklarını dul ve yetim veya zavallı hale getirenler olmuştur.

Bunlar hiçbir zaman tarığı istemezler.

Onun için ona karşı büyük mücadelelere girmiş ve onu ya değiştirmeye çalışmış ya anlamları üzerinde oynamış ya da insanların onunla hemhal olmalarına mani olmaya çalışmışlardır.

Çünkü bu vahy insanlar için bir basiret, korku ve endişelerini güvene çeviren bir teselligah,hile ve tuzaklara karşı Rabbe sığınılacak bir vesile idi.

Hal bu iken şimdi biz insanların mevcut halleri farklı mı?

Her geçen gün artan huzursuzluklar, hastalıklar, ruhi bunalımlar, tatminsizlik ve kaos açıkça bu tarığa duyulan bir ihtiyaçtan hasıl olmakta değil midir?

Evet. Ama bizlerin durumu ne? Müslüman olduğumuzu söyleyip, elimizde olan nurun değerini bizler bilmekte miyiz?

Bizlerde kilisenin insanları hapsettiği o ortaçağ gibi bir zamanda karanlık çağda yaşamaktayız.

Bizler de din adamı denen insanların dini kullanarak baskıladığı dinden soğutan bir kesime kendimizi mahkum etmişiz..

Hal bu iken insanlar hala ortaçağ karanlığını yaşarken bizler de onlardan farklı değiliz?

Ne zaman vahyi ele alıp, o bizim, gözümüze, kalbimize, zihinlerimize ve gönüllerimize inerse veya ellerimize, ayaklarımıza yön verip işlerimizde ona göre olur ise işte o zaman karanlıklardan aydınlığa fecir vaktine ereriz.

Aksi durumda karanlıklar içinde olur ve kendimizi aydınlıkta zannederiz.

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

ANKET - ARAŞTIRMA