18 Kasim 2018 Pazar

Eğitim ve Terbiye

29-10-2018 17:03 Güncelleme : 29-10-2018 17:03

Kurtulmak ve kurtuluşa vesile olmak için bir eğitim zorunlu ise bizim için en hayati konum olarak bu karşımızda durmaktadır. Bizleri bu durumu unutturmak ya da bundan alıkoymak isteyen bir çok kimseler olacaktır. Batı toplumu ve değerleri ile çeşitli kitle iletişim araçları ile bizim asli eğitimimizden uzak kılmaya çalışanlar olduğu gibi sorgulama ve irdeleme gibi eğitimin hayata bağlama çelik çivilerini de bizden uzak tutmaya çalışan bazı geleneksel kabuller ve bunları temsil ettiğini söyleyen cemaat ve gruplarda olacaktır. Bu terbiye yetersiz kalması itibari ile muhafazakar ailelerde dahi gençler deizme kaymaktadırlar.

Rabbin en baştan beri bizlere söylediği ve bizim de hayatımıza işlememiz gereken bir özellik olarak “terbiye ve eğitim” çok önemli bir yerde olarak karşımızda durmaktadır.

Zira bu Allah’ı hakkı ile tanımanın ilk adımıdır.

Kur’anın ilk geldiği Mekkeli müşriklerin asıl problemi de bu değil mi idi ?

Aslında bu kendilerine tevhid ehli diyen bizlerin de bir problemi olmakta iken bizim de esasen bir eğitim problemimizin varlığı söz konusudur.

Allah’ı Rabb olarak görmediğimiz sürece bu eğitimi ya almamışız ya da bilgi düzeyinde alsak bile hayatımıza kalemle yazmamışız demektir.

Gerçekten de hayatımıza baktığımızda Rabbin hangi eğitimi ile eğitildiğimizi söyleyebiliriz ?

Mala düşkünlükle mi? Karşı cinse olan zaaflarımızla mı? Zina ederek, İçki içerek, Kumar ve bahis oynayarak, Mirası hak gözetmeden yiyerek mi? İşçinin hakkının gasbederek mi? Arkadan çekiştirip, gıybet ederek, Gündemimize topçu ve popçu ile mali gücü olanları koyarak mı? İleriye dönük hedeflerimizi Allahsız yaparak mı?

Çocuklarımızı Salih bir kul olmaktan ziyade meslek sahibi olmak üzere hedef belirleyerek mi?

Yetimi ve yoksula sahip çıkmadan, “Düşene bir tekme de sen vur” ya da “verirsen sen de muhtaç duruma düşersin” sözüne uyarak mı? Faizi alıp, hudutları gözetmeksizin nasıl olsa affedileceğiz diyerek her tür haramı kendisine meşru görerek, ateş bize sayılı günler de dokunacak bize şefaat edecek biri var diyerek mi?

İman edenler olduklarını söyleyenler olarak ciddi bir eğitimden geçmemiz gerekmektedir. Bu eğitimden bizler geçmediğinden dolayı bu eğitim yerine başka eğitimler konulmuştur ki bunlar bizi yüceltmemiş aksine battıkça daha da batmışız.

Terbiye olmayanlardan olduğumuz takdirde terbiyesiz kimseler olarak kalıp cennet ehlinden olmayacağımız da açıktır.

Şu halde bu terbiyeyi almanın yollarına bakarak “ne yapabilirimin” işlerliğini kazandırmak üzere aksiyon almamız zorunlu hale gelmektedir.

Bu bizim için kurtuluş savaşı niteliğindedir.

Çünkü geri kalmışlığımızın, ezilmişliğimizin ve sömürülmemizin en temel unsuru budur.

Kurtulmak ve kurtuluşa vesile olmak için bir eğitim zorunlu ise bizim için en hayati konum olarak bu karşımızda durmaktadır.

Bizleri bu durumu unutturmak ya da bundan alıkoymak isteyen bir çok kimseler olacaktır. Batı toplumu ve değerleri ile çeşitli kitle iletişim araçları ile bizim asli eğitimimizden uzak kılmaya çalışanlar olduğu gibi sorgulama ve irdeleme gibi eğitimin hayata bağlama çelik çivilerini de bizden uzak tutmaya çalışan bazı geleneksel kabuller ve bunları temsil ettiğini söyleyen cemaat ve gruplarda olacaktır.

Bu terbiye yetersiz kalması itibari ile muhafazakar ailelerde dahi gençler deizme kaymaktadırlar.

Esasen bizler de eğitimsizlik nedeni ile tezlerimizi iyi savunamamaktayız.

Bundan öte eğitimlerimizi hayatımıza çakamamaktayız. Çünkü bizler imanı sadece bir kabulleniş, sorgusuz sualsiz bir kabulleniş olarak görmüşüz. Bununla birlikte akletmeyi arkaya atmış ve akıl ile vahyi birbirlerine karşıt olarak görerek ilk akledenin şeytan olduğunu söyleyerek insana verilen en önemli yeteneği köreltmek için adeta çaba harcamışız.

Oysa aklı olmayanın dini de olmazdı. Vahy akla hitaben gelmekte iken, akıl sahiplerine bunun benzerini meydana getirin diyordu. Onda çelişki bulun diyordu.

Atamız İbrahim ay, yıldız ve gezegenler akıl yürütürken, tekrar diriltmenin nasıl olacağına dair Rabbten kalbinin huzur bulması için işaretler istiyordu.

Ama buna rağmen ön kabul ve cehalet ile bilgiden , ilimden bizleri uzaklaştıran ve siz bundan anlamazsın diyenler açıkça bu insanlığı cehalete mahkum etmeye hizmet eden, kibirlilerdir.

Bunlar bu durumdan kendilerine pay biçerek rant elde etmeye çalışan kitabı kendi elleri ile yazıp bu Allah katındandır diyen iftiracılardır.

Bizlerin ivedi olarak kaynaklarımızı ele alıp bunlar üzerine sadece düşünme değil, tedebbür ile arkalarındaki anlamlara da geçerek o anlamları hayatımızda önümüze getirerek muhtaç olduğumuz bu sudan kana kana içmeliyiz.

Bu su ile topraktan gelen bizler meyveler ve mahsuller vermeliyiz. Hayatımız bu şekilde terbiye olmalı ve bu su ile verimli bir yaşam sürmeliyiz.

İman eden bireyler olarak bu sorumluluk her birimizin omuzları üzerindedir. Esasen bizim bir farklılığımız olmalıdır da.

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

En Çok Okunanlar

ANKET - ARAŞTIRMA