20 Ekim 2018 Cumartesi

Buruç Süresi Tefsiri-2

15-09-2018 11:37 Güncelleme : 15-09-2018 11:40

Peki Aziz olduğu halde kendisine güvenenlerin bedenlerini neden kurtarmadı? Bu onun azizliğine halel getirmediği gibi böylece o müminlerin güvenlerinin derecesi ortaya çıkararak onlar lehine şahitleri de ortaya çıkarmıştır. Zaten Allah

6-Onlar onun üzerinde oturmuşlardı.

Orayı mekan tutmuşlardı. Onlar için bekleşilen yer durma yeri orası idi. Hatta konaklama yeri idi. Zira onların hayatlarını geçirdikleri yer böylece hayatlarını mahvettikleri yer burası idi.

Onların üzerinde oturdukları yer ateşin üstü ise bu onların dünyadaki ve ahiretteki mekanlarını kendi elleri ile ateşe veren ya da kundaklayan olduklarını ifade eder. Bu hali ile onlar bu dünyada ve gelecekte bulundukları yerleri yakan olarak kalacak bir yerleri olmayan evsizler olmaktadırlar.

Zira onların yaptıkları bu işlerin tam üzerine ateşin üzerine oturmuşlardır.

O yakıtı zatlar olan o ateşin üzerinde oturarak aslında kendi bulundukları konumu izhar etmektedirler.

7- Onlar müminlere yaptıklarına şahit oluyorlardı.

Onlar imanlı olanlara bir iş yapmışlardı ve yaptıkları işi gözlüyorlardı. Bu iş onların işi ise esasen onlar kendilerine şahit oluyorlardı. Onların yaptıkları işe şahit olanlar olarak kendi konumlarını görmekte idiler.

Diğer taraftan İmanlı olanların imanlarına da bu şekilde şahit oluyorlardı. Zira imanlı olanların imanlarının derecesi ateşin hararetinden daha yüksek idi ki ateş onların iman ateşleri yanında serin kalıyordu.

İmanlı olanlar tüm dünya ve onun içindekiler ile nefsin arzu ve heveslerini iman ateşi içinde eritip onların faydalı olanın bırakırken geri kalanını atıyordu.

Bu iman ateşi ile onlar aydınlanıyor. Bu aydınlık içinde ashab-ı Uhdud gözlerini onlardan alamıyor ve onların bu güvenlerine hayretle bakıyorlardı.

Zira bu öyle bir iman idi ki candan dahi daha üstün hatta onun normal değil, acılar içinde çıkmasından dahi daha evla idi.

Bu iman göklerdeki burçlardan bakış idi. Vaadedilen günü hatırlamadan neşet etmekte idi. Şahitlerin hazır bulundurulacağı o güne dikkat edilmesinden idi.

                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                           İman edenler böyle yüksek bir bakıştan, zaman ve mekanı aşan bir bakıştan, sorumluluk bilincinden dolayı bu meseleye bakmışlardı.

Bu hali ile hikmet dolu, üstün ve Allah katında övülecek işin bu olduğuna iman etmiş ve sonuçları itibari ile Allah’a bu işten dolayı tam bir güven ile güvenmekten neşet etmişti.

8-Onları cezalandırmalarının nedeni, Onların Aziz Hamit olan Allah’a iman etmelerinden başkası değil  idi.

Zira onlar Allah’a iman etmişlerdi. Yani iman edilecek olana, güvenilecek olana. Tümü ile iman ve güven unsurlarını kendisinde toplanmış olana.

Zira o Allah aziz idi. Herşeyden üstün ve yüce. O Ulu idi. Hiç kimse onun gibi olamaz. Onun azizliği tüm her şeydendir. Bu azizlik , bağlılık ve güven de de kendini gösterir.

Aziz olan Allah tüm her şeyin üzerinde iken onun karşısında olan tüm her şey ise zelildir.

Şu hali ile kendisine güvenilecek olan o değil midir?

O aziz  olduğu halde yaptığı tüm her şeyde bu azizliğin gereği olarak övgüye layık olandır.

İman edenlerin Allahtan başkasına güvenmemeleri onların üstünlük yada övülecek olarak makam mevki türü veya asilliği görmeyip yine mallar ve oğullar ile biriktirilen paraları da bir güvence kaynağı olarak görmediklerini gösterir. Şu hali ile onlar bu tür güvenmeleri güvensizlik olarak görüp onlardan sıyrılmışlardı.

Peki Aziz olduğu halde kendisine güvenenlerin bedenlerini neden kurtarmadı?

Bu onun azizliğine halel getirmediği gibi böylece o müminlerin güvenlerinin derecesi ortaya çıkararak onlar lehine şahitleri de ortaya çıkarmıştır.

Zaten Allah’a güvenen için bu tür bir yakma acı gelmez. Bu onlar için aydınlanma ve etrafını aydınlanmadır. Zira Rabb onları kendilerinden sonra gelecek olanların yollarını aydınlatmada bir nur kılmıştır. Bu hali ile onlar ölmemişlerdir.  Allah yolunda öldürülenler ölü değildir. Bilakis onlar diridirler ve rızıklanmaktadırlar.

Kıyamete kadar olan süreçte onları insanların hayırla yad edip selam göndermesini salık vererek onları değerli kılmıştır.

Diğerleri ise Aziz ve hamit olan Allah’a güvenmiyorlardı.

Onlar zelil ve çirkin işler yapanlara güvenmiş onlardan medet ummakta idiler. Şu hali ile de bunların kendileri zelil ve hakir olanlardı.

Bunlar iman edenlerden öc alıyorlardı.

Öc alma nedeni ise Aziz ve Hamit olana güvenmeleri idi. Şu hali ile onlar iman edenleri kıskanıyorlardı.

Onların üstün ve değerli  olduklarını biliyorlardı. Fakat onlar bunları hazmedemediklerinden dolayı onlara bu acıyı tattırmaya çalışıyorlardı.

Oysa aziz ve Hamit olan Allah’a iman etmesinden dolayı insanlar cezalandırılır mı?

Ateşe atan o insanların Allah’ı bilmedikleri ya da inkar ettiklerinden dolayı değil ama onu aziz ve Hamit olarak kabul etmemelerinden kaynaklanıyordu. Zira onlara göre aziz olan nefis ya da hevaları idi. Onlara göre Allah heva ve nefsin üzerinde sözde olarak aziz olsa da eylemde olamazdı.

Allah’ın takdiri ve işleri övgüye layık idi. Ama o hayata müdahilde olamazdı. İnsanların hedef ve beklentileri ile bu beklentilere uygun yaşam tarzını belirleyici  bir iman da olamazdı. Zira onlar, onun vaadlerinin hak olduğunu belki biliyor ama işlerine sirayet ettirmiyorlardı. Bu hali ile sanki böyle yapmayarak dilediklerini elde edeceklerini zannediyorlardı. Onlar yaptıkları bu işler ya da Allah’tan başka aziz ve Hamit olarak kabul ettiklerinin bir şeylere malik olup onlara hayır vereceğini zannediyorlardı. Oysa Mülk kimindi?

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

En Çok Okunanlar

ANKET - ARAŞTIRMA