18 Eylul 2018 Salı

Kitaptan Nasibimizi Aldık mı?

20-08-2018 13:51 Güncelleme : 20-08-2018 13:51

Kitaptan kendilerine bir nasip verilmiş olanları görmedin mi? Aralarında hüküm vermesi için Allah’ın kitabına çağrılıyorlarda sonra onlardan bir kısmı yüz çeviriyor. Onlar tümü ile sırtlarını çevirenlerdir. Bu onların şüphe yok ki ateş bize birkaç günden başka asla dokunmayacaktır demelerindendir. Uydurmakta oldukları şeyler, dinleri hususunda kendilerini aldatmıştır. Al-i İmran 23-24 Allah’ın kitabı bizlere indirilmiş iken bizler bu kitaba çağrı yapıldığı halde bu çağrıdan yüz çevirmekteyiz. Bunun önüne çeşitli engeller koymakta kendimizce bahaneler uydurmakta ve hakem olarak bu kitap yerine başka şeyleri koymaktayız. Bunun sonuçlarını hepimiz bilmekteyiz. Kitabı hakem olarak görmemenin akabinde Rabbin bizden memnun olmayıp, hayatımızın ve geleceğimizin kararacağını bilmekteyiz. Bunu bildiğimiz halde onu hakem olarak görmüyoruz. Çünkü bizler birilerinin ya da birilerinin bize yardım edeceğini umarak böyle bir davranışta bulunmaktayız. Bu durumda kitabı hakem olarak görmemiz için bir neden olmaz.Kitabı bu şekilde görmediğimiz gibi doğal olarak yaşantımızda kitaptan nasibini almış kimseler gibi de olmaz. Bu durumda kitabın indirilmesi de gereksiz olmaktadır. Elçiler de gereksizdir. Mücadeleler de . Malları ve evlatları ile, canları ile mücadele edenlerde boşuna mücadele etmiş olmaktadırlar. Bizler kavlen” iman ettim” demenin inkar edenle aynı olmayacağına iman etmiş, ama icraatta onlardan farklı olmadığımız halde sonuçların onlardan farklı olacağına inanmışız. Çünkü bizler ateşin bize birkaç gün dokunup sonrasında serinliğe ereceğimize iman etmekteyiz ya da nasıl olsa affolunacağız şeklinde bir inancımız vardır. Fakat durum asla böyle değildir. Bize Allah’tan başka hiçbir kimse yardım edemez.Allah elçisi dahi kızına yardım edemeyecek iken. Bana ve size ne yapılacağını bilemem derken, ateşte olanı sen mi kurtaracaksın denilirken, Allah sizi kurtaracak olan ancak salih amellerdir derken nasıl olurda bu kolay kurtuluşları sahiplenebiliriz. Bizi bu halde, şeyhimiz, hocamız, alimlerimiz ,yerde yatan veli denenler, tasavvuf veya sofi denen insanların kurtaracağını zannediyoruz. Bunlar Allahtan bir söz mü aldılar? Ya da bunlar kendilerine ne yapılacağını bilerek cennete gideceğini, ve müridlerini de yanına alacağını mı vaat ediyorlar, Tarikatinin ismini vererek kurtulacağını mı vaat ediyor? Oysa şeytanların vaadi hak değildir. “Mal ve oğullar, dünya hayatının süsüdür. Bakî kalacak olan iyi ameller ise, Rabbinin katında, sevabca da hayırlıdır, ümid yönünden de daha hayırlıdır.” (Kehf,18/46) Allah sizin dış görünüşünüze ve mallarınıza bakmaz. Ama o sizin kalplerinize ve işlerinize bakar." (Müslim, Birr, 33; İbn Mâce, Zühd, 9; Ahmed b. Hanbel, 2/285, 539) Yoksa kötülük işleyenler ölümlerinde ve sağlıklarında kendilerini, inanıp iyi ameller işleyen kimseler ile bir mi tutacağımızı sandılar? Ne kötü hüküm veriyorlar! Casiye 21 Bizler günah işlemek için kendimize bir yol bulmak yerine bunu affetme için bir yol bulmalıyız.Bu da ancak salih amel ile olur. "Allah'a iman edip salih amel işleyenlerin günahları affedilir. " (et- Teğabun, 64/9). Şayet bizi kitaptan uzaklaştırıyorsa, şayet bizi imandan beri kılıyorsa bu her kim olursa olsun o apaçık bir şekilde şeytandır veya ona hizmet ediyordur. Bizim adımızın , yaşadığımız yerin, bulunduğumuz cemaat veya tarikatin, hangi peygamberin ümmetinden olmamız bize bir katkı sağlamaz. Bize hiçbir kimse fayda sağlamaz. Biz ancak Allah’a güvenerek yapacağımız salih ameller ile günahlarımızın affını ister ve Rabbin rahmeti ile onu razı edebiliriz. Aksi takdirde ateşler içinde olmaktan kurtulamayız.

Kitaptan kendilerine bir nasip verilmiş olanları görmedin mi? Aralarında hüküm vermesi için Allah’ın kitabına çağrılıyorlarda sonra onlardan bir kısmı yüz çeviriyor. Onlar tümü ile sırtlarını çevirenlerdir.

Bu onların şüphe yok ki ateş bize birkaç günden başka asla dokunmayacaktır demelerindendir. Uydurmakta oldukları şeyler, dinleri hususunda kendilerini aldatmıştır. Al-i İmran 23-24

Allah’ın kitabı bizlere indirilmiş iken bizler bu kitaba çağrı yapıldığı halde bu çağrıdan yüz çevirmekteyiz.

Bunun önüne çeşitli engeller koymakta kendimizce bahaneler uydurmakta ve hakem olarak bu kitap yerine başka şeyleri koymaktayız.

Bunun sonuçlarını hepimiz bilmekteyiz. Kitabı hakem olarak görmemenin akabinde Rabbin bizden memnun olmayıp, hayatımızın ve geleceğimizin kararacağını bilmekteyiz.

Bunu bildiğimiz halde onu hakem olarak görmüyoruz. Çünkü bizler birilerinin ya da birilerinin bize yardım edeceğini umarak böyle bir davranışta bulunmaktayız.

Bu durumda  kitabı hakem olarak görmemiz için bir neden olmaz.Kitabı bu şekilde görmediğimiz gibi doğal olarak yaşantımızda kitaptan nasibini almış kimseler gibi de olmaz.

Bu durumda kitabın indirilmesi de gereksiz olmaktadır. Elçiler de gereksizdir. Mücadeleler de . Malları ve evlatları ile, canları ile mücadele edenlerde boşuna mücadele etmiş olmaktadırlar.

Bizler kavlen” iman ettim” demenin inkar edenle aynı olmayacağına iman etmiş, ama icraatta onlardan farklı olmadığımız halde sonuçların onlardan farklı olacağına inanmışız.

Çünkü bizler ateşin bize birkaç gün dokunup sonrasında serinliğe ereceğimize iman etmekteyiz ya da nasıl olsa affolunacağız şeklinde bir inancımız vardır.

Fakat durum asla böyle değildir.

Bize Allah’tan başka hiçbir kimse yardım edemez.Allah elçisi dahi kızına yardım edemeyecek iken. Bana ve size ne yapılacağını bilemem derken, ateşte olanı sen mi kurtaracaksın denilirken, Allah sizi kurtaracak olan ancak salih amellerdir derken nasıl olurda bu kolay kurtuluşları sahiplenebiliriz.

Bizi bu halde, şeyhimiz, hocamız, alimlerimiz ,yerde yatan veli denenler, tasavvuf veya sofi denen insanların kurtaracağını  zannediyoruz.

Bunlar Allahtan bir söz mü aldılar? Ya da bunlar kendilerine ne yapılacağını bilerek cennete gideceğini, ve müridlerini de yanına alacağını mı vaat ediyorlar, Tarikatinin ismini vererek kurtulacağını mı vaat ediyor? Oysa şeytanların vaadi hak değildir.

Mal ve oğullar, dünya hayatının süsüdür. Bakî kalacak olan iyi ameller ise, Rabbinin katında, sevabca da hayırlıdır, ümid yönünden de daha hayırlıdır.” (Kehf,18/46) 

Allah sizin dış görünüşünüze ve mallarınıza bakmaz. Ama o sizin kalplerinize ve işlerinize bakar." (Müslim, Birr, 33; İbn Mâce, Zühd, 9; Ahmed b. Hanbel, 2/285, 539)

Yoksa kötülük işleyenler ölümlerinde ve sağlıklarında kendilerini, inanıp iyi ameller işleyen kimseler ile bir mi tutacağımızı sandılar? Ne kötü hüküm veriyorlar! Casiye 21

Bizler günah işlemek için kendimize bir yol bulmak yerine bunu affetme için bir yol bulmalıyız.Bu da ancak salih amel ile olur.

"Allah'a iman edip salih amel işleyenlerin günahları affedilir. " (et- Teğabun, 64/9).

Şayet bizi kitaptan uzaklaştırıyorsa, şayet bizi imandan beri kılıyorsa bu her kim olursa olsun o apaçık bir şekilde şeytandır veya ona hizmet ediyordur.

Bizim adımızın , yaşadığımız yerin, bulunduğumuz cemaat veya tarikatin, hangi peygamberin ümmetinden olmamız bize bir katkı sağlamaz.

Bize hiçbir kimse fayda sağlamaz. Biz ancak Allah’a güvenerek yapacağımız salih ameller ile günahlarımızın affını ister ve Rabbin rahmeti ile onu razı edebiliriz. Aksi takdirde ateşler içinde olmaktan kurtulamayız.

 

 

 

 

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

En Çok Okunanlar

ANKET - ARAŞTIRMA