18 Kasim 2018 Pazar

Terbiyesizlerden miyiz?

19-08-2018 10:32 Güncelleme : 19-08-2018 10:32

Her ilim sahibi, ilmi ile terbiye olunmak zorundadır.Bu o ilmin onun hayatında bir boya olarak çıkmasını zorunlu kılar. Bununda Allah’ın boyası(sıbgatullah) olması zorunludur. Bunun yolu da Rabbin indirdiği her türlü misal(renk)den oluşan kitabın okunması ve üzerinde ders alınması ile mümkündür. Gerçekten de hayatımıza baktığımızda bu boya içimizi açıyor mu? Ya da bu boyalar içler karartıcı siyah boyalar mı?

Bir insan için Allah ona kitab, hikmet ve haber taşıyıcılık versin de sonra insanlara; Allah’ın altında olarak bana kulluk edin  desin.Bu olur şey değildir.

Fakat: Öğretmekte olduğunuz kitap ve ders görmekte olduğunuza göre terbiye olun.Al-i İmran 79

Rabbani eğitim ve ona teşvik etme herkes üzerine özellikle kendisini Rabbe hizmet eden olarak görenlere farzdır.

Bunu yapmak Rabbin verdiği nimetlerin şükrünün karşılığı olarak ve asıl önemli olan da kişinin kendi huzuru için zorunludur.

Çünkü kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.

Fakat bizler görmekteyiz ki cemaat, grup ve tarikat veya bazı kanaat önderlerinin durumlarından dolayı insanları kendilerine hizmet ettirmekte, onların palyaçoluğunu yapanlar onlara hizmeti bir yükseklik payesi olarak göstermektedirler.

Hal bu olunca çağrı doğal olarak Rabbe değil, bu kişilere olmakta ve bu kişilerde insanlar nezdinde Allah ile aradaki vazgeçilmezler olarak kabul edilmektedir.

Bu hastalığa bir çok alim, hoca, kanaat önderlerimiz karıştığı gibi, zımnen de bu durum var iken, buna doğru bir savrulmalarda bulunmaktadır.

Bu doğal olarak Vahyedilen kitabı okumak ve ondan ders almakta  geri bırakan insanların kolay yoldan terbiye olacaklarını zannetmeleri ile ilişkilidir.

Esasen terbiye nefsini ıslah unsuru bunlarda öncelikle olmakta değildir. Çünkü bunlar bir bağlılık içinde ama kendileri adına birilerinin aracılık ettiğine iman edeceklerinden nefislerini terbiye yoluna gitmezler.

Gitmedikleri gibi onların  bu vaatleri ile avunur ve doğal olarakta bunlara hizmet ve kulluk eder.

Oysa başkası üzerinden geçim , onlar üzerinden bir rant ya da başkası adına bir ödeme de bulunma Rabbin kabul edeceği bir uygulama değildir.

Her ilim sahibi, ilmi ile terbiye olunmak zorundadır.Bu o ilmin onun hayatında bir boya olarak çıkmasını zorunlu kılar.

Bununda Allahın boyası(sıbgatullah) olması zorunludur.

Bunun yolu da Rabbin indirdiği her türlü misal(renk)den oluşan kitabın okunması ve üzerinde ders alınması ile mümkündür.

Gerçekten de hayatımıza baktığımızda bu boya içimizi açıyor mu?

Ya da bu boyalar içler karartıcı siyah boyalar mı?

Okuduklarımız , kendisine verip, üzerinde adeta ders aldıklarımız, hep dünyalıklar olmuş, onlara tamah edip, onlar üzerinde çalışmışız.

Ya da öncelikle bizi terbiye edecek olan bu kitaba ne kadar  yakınız?

Oysa bu kitabı okumak, onun üzerinde ders almamız gerekmez mi idi ?

Bizler ders almış diyecekleri gibi  (Onlar sana: “Sen iyi ders almışsın” desinler diye ve bir de bilen bir toplum için o (Kur'an')ı açıklayalım diye ayetleri değişik biçimlerde işte böylece açıklıyoruz. Enam 105) başkalarının da buna şahitlik etmesi gerekir iken, bizler kendimizden uzaklaşmış ve yabancı cinler gibi olmuşuz. Kendimize, Rabbimize yabancılaşmışız.

Çünkü derslerimizin konuları hep  başka şeyler üzere olmuş, Başka Rabbler edinmişiz.

Artık kendimize gelmeli ve dersimize dönerek , hayatımızı okuyup ders aldığımız kitaba göre terbiye etmeliyiz.

Aksi halde terbiyesiz kimselerden başkası olmayız. Bu da yontulmamış olmak demektir. Yontulmayanlar ise odunlardır. Odunlarda ateşte iyi yanar.

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

En Çok Okunanlar

ANKET - ARAŞTIRMA