18 Ekim 2018 Perşembe

Şems Süresi -2

18-08-2018 07:45 Güncelleme : 18-08-2018 07:45

Onların yalanlamasının nedeni onların iradelerini nefislerinin emrine vererek iradelerini nefislerinin azgınlığının kölesi yapmalarıdır. Şu hali ile onlar nefsi olabildiğince örten irade kılıcını da nefsin taşına vurarak olabildiğince köreltenler olarak yalanladılar. Oysa güneş tepelerinde büyük bir ayet olarak durup hesapsızca azgınca işlerden hesaplı davranmayı onlara salık veriyordu. Onların bu azgınlık karanlığından aydınlığa ve bu aydınlığın sıcağını hissederek olgunlaşmayı onlara ilham ediyordu. Ay onların azgınlıktan bir ölçüye tabi olmalarını ilham ediyordu. Başlarındaki gök başlarının göğe eremeyeceğini, yayılan yer bastıkları yerlerin konumunda olduklarını salık verirken onları yere bağlı ama ondan yukarıda düzgün bir hale getirilişlerine bakıp felah bulmaları ilham ediliyordu.

8-Ona fucurunu ve takvasını ilham edene.

Bedensel bir olgu olan Nefisten şimdi farklı bir nefis olgusuna geçilmektedir. Zira bu nefis tercih yapabilir olan bir nefis olmaktadır.

Şu hali ile diğer nefislerden farklıdır.

Böyle bir nefis insan ve cinn de olan bir nefistir.

Söz konusu nefis asıl olarak kendisini seviyelendirene bağlıdır. Onun temel özelliği baskın meyli buna doğrudur.

Çünkü onda kendisini düzenleyene karşı bir çekim vardır. Bu hali ile de onu ister.

Fakat onun temel olarak bu niteliği olmak ile birlikte bir de ona facir, ondan ayrılma, niteliği verilmiştir. Yani o bu ayrılışta muhayyerdir.

Hal böyle iken nefsin ayrılık içinde olanı vardır.

Ama böyle bir nefis özlem içindedir. Özlem içinde olduğu gibi bu bağlanmayı arzu eder.

Zira ona takvası da verilmiştir. Bu takvaya göre o bu yaratılıştan gelen bağlılığı koruma istidadındadır. Bunu yaptığında seviyelendirene bağlı olur.

Takva şu hali ile bir muhafaza ve koruma halidir.

Buda o nefse bir ilham olarak verilmiştir. Buna göre yaratılıştan gelen bir bağlılık ve bunu sürekli hale getirecek olan takva, fucura karşı kuvvetli bir zırh olmaktadır.

Şu hali ile seviyelendiren fucur ve takvayı düzenlemiş iken bunu nefis sahibinin isteği dışında çalışan bir halde kılmamıştır. Onun kalb atışı  ya da nefes alıp vermesi nefsin seviyelendirilmesi ile ilişkili iken fucur ve takva bundan bambaşka olarak hasıl olan bir konumdadır. Zira bu ilham  olarak vardır.

9-Muhakkak ki onu temizleyen felah bulmuştur.

Bu nefiste fucur ve takva var ise şu hali ile arınıp felah bulma ile çamura gömülüp yok olmada olacaktır.

O nefsin üzerinde onu kontrol eden bir iradenin diğer bir deyişle onun bir iradeye verilmesi söz konusudur. Buna göre söz konusu iradeye onun verilmesi onun esasen felah bulması için bir vesiledir.

İradenin ortaya çıkacağı bir aygıt olarak varolan nefis bu manada bir mücadele alanı olarak varken onun takva üzere kaim kılınması onun arınması ile mümkündür. Şu halde onu arındıran felah bulur.

Onun arınması ise ona etki eden tüm unsurlardan diğer bir deyişle onu seviyelendirenle veya ilham edenle arasına giren tüm her şeyden kendini sıyırması ile sözkonusu olabilir. Şu hali ile bunlar onun arındırıp takvasını tahkim edecek olanlar değil, aksini kirleterek fucur verecek olan tüm her şeydir.

Buna göre bunların tümü nefsin düzen ve ilhamına mugayir olanlar olmaktadır. O halde bunlardan temizlenmek aslında nefsin düzen ve ilhamına uygun olmaktır.

Düzeni bozmak isteyen onu kirletir. Bunun içindir ki müddesir süresinde “elbiseni temiz tut” denirken iradenin içine üflendiği nefis elbisenin temizlenmesi onun düzen ve dirliğinin korunmasından bahsedilmektedir.

Şu halde başlangıçta dağınıklıktan bir düzene geçiş, ortalığı, nefsi temizlemek ile olur. Bu, nefse hava alabileceği bir yer, hareket edebileceği ferah bir alanın doğması anlamına gelir.

Ferahlık nefsin arınması ile olursa şu hali ile bunun karşısında nefsin isteğini ifa etmek ile ferahlık olmaz. Ferahlığı, şu dünya ve onun içindekilere sahip olmak ya da onları tüketmek veya kullanmakta aramak kişiyi rahatlatacak değildir.

Bunlar ona ne huzur verebilir ki. İşte bunlar kendilerine döşendikçe döşenenlere bakıldığında bu kimselerin bu hallerinden dolayı hastalıklara düçar olduklarına veya intiharlara sürüklendiklerini görmekteyiz. Hatta bir adım öte de korkunç bir azaba sürüklendiklerini.

Hal böyle iken birey ferahlığı kendi nefsinde(arınmasında) araması gerekir. Bu bağlamda onun bu ferahlığı yapabilecek kuvveye sahip olmasından da bahsedilmektedir. Buna göre o hiç kimseyi bu nokta da suçlayamaz. Sorumluluğu başkasına atıp arınmaması ya da felah bulmama sebebini kendi dışında arayamaz. O, insanlara ve hatta gizli şeytanlara rağmen güçlü bir irade ve donanım ile donanmışken arınmak ve felah bulma önünde tek engeli yine nefsi ile olan olumsuz münasebeti olmaktadır.

10-Onu örten ise muhakkak kaybetmiştir.

O’nun arınması ile felaha ulaşılacak iken onu arınmaktan beri kılarak örtmek ve bu örtünün içine hapsetmek ise onu bu örtüde kaybetmektir.

Oysa o kaybedilecek değildir. O arınması için verilmiş iken onu pislik ve kötülüklere bürümek ona bunu yapan iradenin kaybıdır.

Zira o iradeye dönüş nefis üzerinden olacak ise şu halde onun , nefsine yaptığı bu kapak ya da çamurdan örtüler kendisini boğacaktır.

İşte kayıp budur. Nefsi ön plana çıkaran ve nefsin isteğini kendini kaybedercesine yapan iradenin nefse sahip olmasından nefsin iradeye sahip olmasını salık vermek nefsi irade üstüne çıkararak iradeyi kirletmektir. Bu hali ile arınmak aslında nefsi ve iradeyi yerinde tutmakla olmaktadır.

Nefsin peşinde giderek onu tatmin etmek bu manada nefsi değil iradeyi örtmek o iradeyi nefsin tercihlerine boyun eğdirmektir. Bu halde insanın irade ve nefis düzeni bozulmakta ve kendisini olabildiğince toprağa gömmektedir. Artık onun iradesi kaybolmuştur.

Topraktan yaratılan insanın toprağa bürünmesi işte sözkonusu nefsin toprakvari isteklerini ifa etmekle olur. Bu halde onu toprağa gömer ve bu topraktan çıkan tohumlar ise zakkum ağacı gibi şeytan başlı olur.

11-Semud  yalanladı azgınlığından.

Vadilerde  kayaları oyan semud kavmi, işte onlar yalanladı.

Onların yalanladığı şey onların nefislerinde olan idi. Onlar takvayı yalanladı. Nefislerini alabildiğince örttüler. Zira onlar düz ovada kayaları oyan olarak yaptıkları bu iş kendi nefislerine nufuz etmiş ve öylece Güneşe ve onun aydınlığına aya, göğe ve onu bina edene, yere ve onu yayana, nefse ve onu düzenleyene, Ona fucur ve takvasını verene karşı taş kesilmişlerdi.

Şu hali ile onlar tüm bunlara rağmen, taş kavuğuna girerek bunlara ya kör kesildiler ya da bunlara karşı taşlaştılar.

Onlar yalanlanması gerekeni değil, doğru olanı yalanladılar.

Üstelik bunu yaparken hiçbir sağlam zemine değil aksine hadlerini aşarak tuğyan ederek bunu yaptılar.

Buna göre onların yalanlaması onlara gelenden kaynaklanan bir mantık hatası, uslup noksanı ya da tenakuzdan olmadığı gibi, ona karşı ileri sürdükleri bir delil ya da hüccetten dolayı da değildi.

Onların yalanlamasının nedeni onların iradelerini nefislerinin emrine vererek iradelerini nefislerinin azgınlığının kölesi yapmalarıdır.

Şu hali ile onlar nefsi olabildiğince örten irade kılıcını da nefsin taşına vurarak olabildiğince köreltenler olarak yalanladılar.

Oysa güneş tepelerinde büyük bir ayet olarak durup hesapsızca azgınca işlerden hesaplı davranmayı onlara salık veriyordu. Onların bu azgınlık karanlığından aydınlığa ve bu aydınlığın sıcağını hissederek olgunlaşmayı onlara ilham ediyordu.

Ay onların azgınlıktan bir ölçüye tabi olmalarını ilham ediyordu. Başlarındaki gök başlarının göğe eremeyeceğini, yayılan yer  bastıkları yerlerin konumunda olduklarını salık verirken onları yere bağlı ama ondan yukarıda düzgün bir hale getirilişlerine bakıp felah bulmaları ilham ediliyordu.

Allah’ın Resulunun sözleri ve işaret ettiği ayetler de onlara bir güneş gibi aydınlık, ay gibi de parlak idi.

Fakat onlar tüm bunlara rağmen fucura yöneldiler.

Karanlık bir dünyayı istediler. Güneşi ve ayı sadece bir gök cismi, göğü orada duran bir kubbe, yeri azgınlık mekanı, nefsi kirletilecek ve azdırılacak bir elbise, ayrılığı maharet sayıp, iradeyi nefsin devesi sayıp, alabildiğince onu yok eden olarak nefis ile birlikte battılar. Ama bu batış azgınlık ve isyan için daha katmerli hale geldi ki,

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

En Çok Okunanlar

ANKET - ARAŞTIRMA