18 Kasim 2018 Pazar

Abese Süresi Tefsiri -4

28-07-2018 08:43 Güncelleme : 28-07-2018 08:43

Bu dünyadaki yolculuk ancak o büyük misafirhaneye doğru olmalıdır.Bu misafirhaneye kir içinde değil,tertemiz gelmek gerekir.Bunun için kişinin kendisini arındırması ve çağrıya o büyük sese kulak vermesi gerekir.Çünkü o gün kişi misafirhanenin karşısında olan ateşe girmemek için herkesten kaçacaktır.Daha önce sevip canını vermeyi feda ettiği o kimselerden, o gün kaçar. Çünkü o günde büyük bir iş vardır.Kimse kimse ile ilgilenemez.Anne oğlu ile dahi.O halde çalışan o büyük iş için çalışsın ve o büyük işi yapmama için hiç bir mazeret ileri sürmesin.

34-O gün yiğit gibi olan kişi kardeşinden firar edecek.

O gün geldiğinde yiğit gibi görülenlerin hali nice olacaktır. İster dişi ister erkek olsun yiğitlikleri, korkusuz gibi olan halleri ya da kendisini yeter gibi gören o kişiler tek başına olarak oradadır.

O yakın olarak gördüklerini çağıramaz. Onların yanına kendisine şefaat etmek içinde çağıramaz.

Çağırmak ne demek onlardan kaçar. Onlara yaptığının kendisine gelmesinden ya da onların şikayetlerinden.  Onların kendisine bir şey yüklemesinden.

Hem de kardeşinden, kardeş gibi gördüğünden, ya da kendi kardeşinden daha da yakın gördüğünden.

Şimdi o arkasına bakmadan ondan kaçmakta.

Ondan bir yardım dileyecekti. Hani kendisine iyi günde de kötü günde de yardım edecekti. Kan kardeşi olup, o acı çektiğinde kendisi çekecek onun kanını akıttıklarında bunu kendi kanı sayacak hatta onu kendi kanı bilerek damarlarında onun kanını taşıyacaktı.

Hani nerede. Sanki onu tanımıyor , sanki ona düşman, sanki ona ondan acı gelecek imiş gibi ondan arkasına bakmadan korku ve içinde kaçıyor.

Zira o daha önce onunla çok iş yapmıştı. Öğüt dinlememişti. O kardeşi ile Allahın emrini ifa etmemişti.

Rabb ona yolu kolaylaştırmak üzere işlerini gösterdiği halde o bunları dinlemedi ve o işlerden kaçtı. Bu işlerden kaçtığı halde kendisine doğru yöneldiği yoldan da şimdi o firar etmektedir.

Kendisini müstağni görüp edindiği kardeşi ile tüm nimetlerden yararlanırken kendisine gelen hatırlatmaya kör kesiliyor, ona kulaklarını tıkıyordu. Şimdi ise suç ortağından kendisine bir şey gelmemesi için gizlice arkasına bakmadan kaçıyor.

Sadece bu mu?

35-Anasından ve babasından

Kendisini içinde taşıyan, zorluk üzerine zorluk içinde kaldığı halde ona en ufak bir zararın gelmemesi için kol kanat geren,yemeyip yediren, içmeyip içiren, giymeyip giydiren, ona karşılıksız olarak veren sevgi ve merhametin insanda doruklarda olduğu anasından ve yine onun için vesile olmak üzere çalışıp , ona sevgisini, enerjisini veren, onu kollayan ve sahip çıkan babasından,

Ya da ana gibi veya babası gibi gördüğünden ya da bunlardan daha yakın olarak gördüklerinden firar eder.

36-Arkadaşından ve oğullarından.

Beraber hayatı paylaşıp, kendisine yardımcı olacağını zannettiği, ak ve kara günde beraber olup, anca ve kanca beraber olduğu, birlikte bir çok şey paylaşıp adeta, nefsine yaptığında da daha iyi muamele yaptığı eşi, dostu veya arkadaşları ile bunlar gibi olan ya da bunlardan daha yakın olarak kabul ettiği.

Kendisine güç verdiğini düşünüp, kendisini koruyan ya da koruyacağını düşünen oğullar ya da onlar gibi yakın veya onlardan daha yakın olarak kabul edilenler.

Evet ne kardeş, ne anne ve baba, ne eş ve oğullar. Bunların fayda vermesi sözkonusu değildir. Zira yiğit olduğunu söyleyen o kişi o gün onların yanında dahi duramayacak iken aksine onlardan gizli ve hızlıca firar edecek iken onun bunlardan fayda beklemesi boştur.

Neden onlardan kaçacak?

Bunlar onun için bir dayanak idi. O bunlara dayanmış ve bunlarda nice faydaların olduğunu zannediyordu. Onları güvenli bir liman, sığınak ya da rahatlık veren kendilerine sığınılacak olan olarak kabul ediyordu.

Bu kabulu yaptığı içindir ki Allahın emirlerini(işini) yapmadı. Onu arkasına attı.

Ama onun nimetlerinden de yararlandı. Onların içinde yaşamının sürdürdü. Fakat onları verenin kendisini bu bahçede bahçıvan olarak atadığını inkar edip verilen emir ve talimatlara uymadı. Her defasında bahçesi kururken o bu kurumayı seyretti hatta bu kurumayı hızlandırdı. Nihayetinde kendisine zarar verdi.Yaşamını zorlaştırıp mahvetti.

37-O gün Onların hepsinin bir işi vardır. Çok meşgul bir haldedirler.

O gün kimse kimse ile ilgilenemez. Herkes kendi derdine düşmüştür.O gün bu dertten kurtulmak üzere yorgun olarak bir şeyler yapma telaşı içinde kendisini kurtarmak için ne yapılabilirliğe bakar.

Oysa daha önce kendisine emir gelmiş idi. Ona yapmaları gereken söylenmiş ve bu söylenenler ile meşgul olup,onlar üzere çalışması emredilmiş idi. Bunun ortamı da kendisine verilmiş gönlünü ve göğsünü açacak kendisine enerji verecek olanlarda sıralanmış idi. Ama şimdi bunların hiçbiri yok.Ne zaman var, ne sayılan bu nimetler, ne emirleri ifa edecek bir mekan.Onlar için her şey bitmiş iken şimdi son dakikalarda ne yaparım anlayışı içinde büyük meşgaleler içine girmiştir.

Bu, şu hali ile Allahın emrini ifada bunların hiçbirinin mani olacak bir konuma sokulmaması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. O emrin ifası için bunlar kurban edilmeli ve o gün düşünülerek bunların kendisine fayda veremeyeceği bilinci içinde onlardan kaçmalıdır. Onların adeta onu esir edip, ayaklarına pranga vurarak zindanlarda çürüteceği bilinci içinde emrin ifası için onların hasıl edebilecekleri bu sonuçtan kendisini firar ettirmelidir.

38-O gün yüzler vardır nurludur.

Bunların yüzleri aydınlıktır. Onlar yüzlerine bakılacak olanlardır. Çünkü onlar Göklerin ve yerin nuru olan Rabbin işlerini ifa ederek onun yüzüne bakacak nurdan bir pay almışlardır.

Onlar tertemiz olarak, karanlıktan ve onlardan kendilerini beri kılmışlardır. Elleri tertemiz katipler gibi hayatlarını temizlik, onur ve şeref üzere yazmışlardır.

Hatta hayatlarının kitabını yazmak üzere kalemi başkalarının eline vermemişlerdir.

Onlar iradelerini mal ve dünya ile verilen bilgi veya heva ve zanlar üzere satıp bunlar üzerinden kendi hayatlarını birilerinin yazıp kitaplarını karalamalarına izin vermemişlerdir.

Onlar, hayat kalemlerini Rabbin elçileri eline vererek onların yazdığı Rabbin işlerini yapmışlardır.

Böylece aslında onların bu hayat yolundaki sefirleri yaşam koçları, ne kardeşleri ne ana babalarıdır. Yalnızca ve belirleyici olarak, Rabbin emirlerini hayatları ile yazan o katipleri sefirleri olmaktadır. Onun içindir ki “Anam babam sana feda olsun ya Resulullah” derler.

Bu yüz sahiplerinin önündeki sefirlerden dolayı  onların yüzlerine toz, toprak gelmez.  Karanlıklar içinde kaybolmaz.

 

39-Gülerler , sevinç içindedirler.

Bu nurlu yüzler gülerler. Sevinç içindedirler.

Çünkü bunlar hep bir şan içinde idiler. İnşirah süresindeki gibi sürekli rabbe rağbet eden olarak bir işi bitirince diğerine girişen diğer bir deyişle her an şanı yükseltici bir şan içinde idiler.

Onlar Rabbin işlerinden firar eden değillerdi.

Onlar abes ile de iştiğal etmediler. Abeseden olmadılar.

Necm süresindeki gibi ağlamıyorsunuz da gülüyorsunuz denenlerden de değillerdi.

Bu yoğun mesai ve arındıracak bir hüzün içinde şimdi onlar neşelenmekte ve sevinç içinde olmaktadırlar.

Onlara hiçbir yerden hüzün gelmez. Kötü bir haber, şeytani bir iş yaklaşamaz. Çünkü bu sevinç her yönü ile onları kuşatmıştır.

40-O gün yüzlerin üzerinde kirler vardır.

Bunlar rabbin emrine rağmen o emirden kaçarak abes işler ile ilgilenenlerdir. Şanı yüceltici işleri değil, üzerini, beden elbisesini kirletici işler içinde olanlardır.

İşleri kendilerine bu manada fayda sağlamadı. Sadece Yağın, pasın içinde kendilerin kirlettiler.

Bunlarda dikkat edilirse boş durmadılar. Ama içinde oldukları şan Rabbin emrinden firar etmek üzere idi. Oysa o tertemiz bir ortamda, ütülü ve temiz elbiseler içinde, sıcak ve yiyecekleri temiz ve taze ortamda yolu , işi daha kolaylaştırılırken, o bundan kaçıp yağmur ve soğuğun adeta suratı kestiği bir ortamda yağın ve pasın içinde nerede ise ellerinin dahi tutmayacağı elbiselerin su içinde kaldığı,yemeklerinin soğuk bayat ve ekşidiği kolay olanın dahi zorlaştırıldğı bir ortamda çalışmayı tercih etmiştir.

41- Katran bürümüştür.

Onlara hatırlatma geldiği halde Allahın işinden teklif geldiği halde bulundukları o hal üzere kalmakta ısrar etmiş ve yüzünü kapkara bir şekilde bürümüştür. O her defasında uyarılara rağmen suratını asmış ve dönmüştü. Her dönüşünde suratına bir zift yapışmakta idi. Nihayetinde bu zift yüzünü tümü ile bürüdü. Artık yönünden sapmış, şirazesi kaymış ve büründüğü o şey onu sarmıştı.Yüzünü bürüdüğü o şey yüzünü döndüğü idi. Nasıl ki Göklerin ve yerin nuru olan Allah’a yüzünü dönenin yüzünde nur olursa ondan başkasına dönenin yüzü de tağutların nurdan karanlığa çıkaracağı temel yasası gereği onların yüzü de karanlığa bürünmüştür.

42-İşte bunlardır, nankörler sapanlar.

Bunlardır. Bunlar dikkat çekilenler olarak özellikle bunlardır denilerek dikkat çekiliyor. Çünkü o günkü hallerine şanlarına bakıldığında bu bir kez daha anlaşılmaktadır.

Bunlar emri bilmekte bundan haberdar olmakta hatırlatmanın farkına da varmaktadırlar. Ama onu kendilerini müstağni gördüklerinden dolayı gizlemektedirler. Onu gizleyerek toprağın altına gömerek kaybedeceklerini zannederler.Oysa o toprakta bir bitki gibi büyüyecek oradan bir ağaç gibi o sesin geldiği gün karşılarına çıkacaktır.

Şu hali ile onlar yolda olanlar değillerdir. Yolları kolay değildir. İşleri zordur.

Onlar yoldan sapmışlardır.

Gözleri kör ve yüz çeviren olarak, kendileri kendilerini damgalamışlardır.

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

En Çok Okunanlar

ANKET - ARAŞTIRMA