09 Aralik 2018 Pazar

Abese Süresi Tefsiri -2

13-07-2018 21:09 Güncelleme : 20-07-2018 10:02

Abese Süresi Tefsiri -2

Onu öldürmüş ama bu ölümü onun yokolması kılmamıştır. Onu toprağın bağrına tekrar çıkarılacak olan bir ağırlık olarak sarmış sarmalamış ve koymuştur.Şu hali ile onun bulunduğu yer onun yokolacağı yer değildir. Onun için bu hayatın bir sonu vardır. Bu son nihayetinde çukura konulmadır. Şu hali ile onun takdiri onun yaşam süresi hakkında da olmaktadır. Böylece o sadece yaratan değil, öldüren de olmaktadır. Hayatı veren ve alan, hayatın süresini takdir edende odur.O kendi hayatı üzerinde dilediğini yapma hürriyeti içinde kimsenin karışamayacağını (Allahta dahil) söyleyemez. Bunu diyende apaçık bir şekilde kör ve uyarıdan nasibini almayandır.

18-Onu hangi şeyden yarattı.

Neyden yaratılmıştı. Özünü, yaratıldığı o şeyi düşünüyor mu?O kendi başına mı meydana geldi.Tabiat mı yarattı? Yoksa  Anne babası mı?

Şu hali ile o yaratılmış iken yaratılmış olmanın konumu bu mu? Onu her yönü ile ince bir tesviye ve hassas bir adalet üzere yaratan olması itibari ile onun bu yaratılmış olmaktan dolayı konumu kendini yeterli görmek mi?

Yaratanının onun üzerinde hiç mi hakkı yok? Onu neyden yarattı de ne hale geldi. Bu ona ne büyük ikramın yapıldığının apaçık kanıtları değil mi?

19-Onu bir damla sudan yarattı ve ona kudret verdi.

Bir damla su. O bu halde iken onu halketti. Onu inceden inceye ölçtü, kesti, biçti ve düzenledi .Ona büyük ikramda bulundu da bambaşka bir yaratılış ile insan haline getirdi. Herşeyi ile her yönü ile mükemmel bir sistem ve denge içinde onu halketti. Şu hali ile o insan olmasını en büyük ikram sahibine borçludur.

Onun hali bu iken şimdi o  en büyük ikram sahibine karşı kendisini müstağni görerek nankörlük etmekte değil midir?

Sadece yaratıp, mizan vermekle de kalmadı.Ona güç, şeref  verdi.Hürmete layık kıldı.ki öncelikle bunu kendisi yaptı da onun için şerefli, temiz olan sahifeleri toplayıp verdi.

İnsanlar nazarında diğer insanı ve yarattıklarının diğer bir çoğundan üstün kıldı.

20-Sonra ona yolu kolaylaştırdı.

Ona gideceği yolu gösterdi. Ama bu yolu zor kılmadı. Bu yolu kolay kıldı. Onun  kudretinin üstünde bir yol değil, aksine ona verdiği kudretle üzerinde kolayca yürüyeceği bir yol tayin etti.

Şu hali ile onun yolu kolaydır. Onun yolunun zor olduğunu söyleyen, içinde bulunduğu hali kendine zorlaştırandır.

Yüce Rabb ona kudret vermiş iken bir de bu kudreti kullanacağı kullanım kılavuzunu vererek onun için yolu kolaylaştırmıştır.

Ama o kendi yolunu kendisine zorlaştırmaktadır.

Kendisini müstağni kılarak ,kudretini kendine karşı kullanmaktadır.Kudretinin altında kendi çekişmesi içinde yoluna kör kesilecektir.

21-Onu öldürdü ve kabre koydu.

Onu bir damla sudan ikram ile insan haline getiren,şimdi onu eski haline döndürmektedir.Onu öldürmüştür.

Onu öldürmüş ama bu ölümü onun yokolması kılmamıştır. Onu toprağın bağrına tekrar çıkarılacak olan bir ağırlık olarak sarmış sarmalamış ve koymuştur.Şu hali ile onun bulunduğu yer onun yokolacağı yer değildir.

Onun için bu hayatın bir sonu vardır. Bu son nihayetinde çukura konulmadır.

Şu hali ile onun takdiri onun yaşam süresi hakkında da olmaktadır.

Böylece o sadece yaratan değil, öldüren de olmaktadır. Hayatı veren ve alan, hayatın süresini takdir edende odur.O kendi hayatı üzerinde dilediğini yapma hürriyeti içinde kimsenin karışamayacağını (Allahta dahil) söyleyemez.

Bunu diyende apaçık bir şekilde kör ve uyarıdan nasibini almayandır.

Ona göre bu hayat kendinin iken bu hayatta dilediğini yapma hürriyetinin olduğunu ama kimseye karşı da sorumlu olmayacağını söyleyerek kendisini her türlü müstağniyet içinde görmektedir.

Hatta daha çok yaşama isteği ya da daha çok yaşayacakmışcasına dünyaya yönelmekte böyledir.

Oysa son kertede bu dünyadaki mekan çukurdan başkası değildir.

 

 

Onun takdiri bu ise o halde hayatın sonunun bu olarak algılanıp, tüm kötülük ve müstağniyetin öldürülerek çukurlara doldurulması gerekir.

22-Sonra dilediği zaman onun kabrini açarak diriltti.

Hayat  ölümle nihayet bulmuş değildir. Kabre konulmak yokolmak anlamına gelmez. Zira o onun kabrini açacak ve onu ayağa kaldıracaktır.

Bu zamanı bilen odur. O zaman onun dilediği bir zamandır.

Bu hali ile açıp çıkarılacak olana, bu açıp çıkmadan önce ona inşirah vermek üzere öğüdü göndermiştir ki böylece o inşirah bulsun.Bu inşirah ile ,faydalı olanı yapsın da nefsine ve insanlara bunu neşretsin.

Üzerindeki toprağı atsın, kendisini gömdüğü kabirden çıksında yeni bir ruh ve diriliş ile kalksın.

Ama nerede.

23-Allahın emrini yapmadı.

O‘na Allah emretti. O Allahın emrini olmuş bitmiş bir kaza olarak algılayıp ifa etmeli idi.Çünkü ona emreden o hiçbir şey değilken(ölü iken) dirilten ve onu ikramları ile insan haline getiren idi.Ona en büyük ikramlarda bulunup,bilmediklerini dahi öğreten idi.

Hal bu iken onun emirleri de yine bir ikram olarak var idi. Zira onun insanın bu emirleri yapması ile hazinelerine hiçbirşey katılmaz iken insanın kendisi için temizlenme ve yücelme vesilesi olacaktı ta karanlık kabirlerden çıkacak idi.

Buna göre onun emirleri ona yine ikram iken o bunu yapmadı.

Onun yapmadığı ya da istemediği ikram idi. Şu halde o kendisini ikramdan mahrum bıraktı.

İkramdan mahrum bırakan olarakta kendi işlerini yapamadı. Zayıf ve aciz bir halde kendi üzerini toprakla örttü ve ölümü istedi.

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

En Çok Okunanlar

ANKET - ARAŞTIRMA