21 Temmuz 2018 Cumartesi

Gençler Neden Deizme ve Ateizme Kayıyor?

17-06-2018 18:05 Güncelleme : 19-06-2018 11:35

Gençler Neden Deizme ve Ateizme Kayıyor?

Bu gibi sorunların temel sebebi islami anlayıştaki çarpıklıktır. Zira ortaya konan islami anlayışın referanslarını geleneksel , rivayetçi ve sorgulanmayan bir kült olarak gençlerin önüne koyup onların hazmetmesini istediğimizde bu doğal olarak onlarda bir karın ağrısı meydana getirmektedir. Bu karın ağrısı ile dinden uzak ama basit mantık yürütenler ile karşılaştıklarında onların sorularına karşı ellerinde bir argüman olmadığı gibi bilgi sahibi olan bu kişilerin bu bilgiden elde etmiş oldukları kudrete de boyun eğerek deizme ve hatta ateizme kaymaktadırlar.

Gençlerin Deizme kayma gerekçesi Nedir?

Bu gibi sorunların temel sebebi islami anlayıştaki çarpıklıktır. Zira ortaya konan islami anlayışın referanslarını geleneksel , rivayetçi ve sorgulanmayan bir kült olarak gençlerin önüne koyup onların hazmetmesini istediğimizde bu doğal olarak onlarda bir karın ağrısı meydana getirmektedir.

Bu karın ağrısı ile dinden uzak ama basit mantık yürütenler ile karşılaştıklarında onların sorularına karşı ellerinde bir argüman olmadığı gibi bilgi sahibi olan bu kişilerin bu bilgiden elde etmiş oldukları kudrete de boyun eğerek deizme ve hatta ateizme kaymaktadırlar.

Şu halde burada sorun esasen bizim din algılamamızdan kaynaklandığı gibi, iman olgusunu da aklı devre dışı bırakan bir kabullenme olarak görmemizdir.

Çünkü iman sorgulamaya mani bir olgu olarak karşımızda durmaktadır.

Esasen bu konu Kur’anın baştan sona irdelediği bir konu olarak varolmaktadır. Bu yeni, ortaya çıkmış bir konu da değildir.

Zira deizmde tanrı ilk hareketi veren ve daha sonra karışmayan olarak var iken bu karışmama bireyin hayatının tüm alanları ile geniş bir yelpazede ele alınıp diğer taraftan Elçi , kitap ve sorgulanmayı da reddeden bir düşünce tarzıdır.

Bu müşrik inancında da varolan bir uygulamadır. Zira onlarda yaratıcı bir ilahın varlığını kabul ederken hayata müdahil olmayan bir ilahtan da bahsetmekte idiler.

Onlara karşı Rabbin izzet ve hakim isimlerine vurgu yapılırken onlar Rabbi kendi hayatlarının azizi ve hükmedicisi olarak kabul etmiyorlardı.

Buradan hareketle “le yusel” olarak kendilerini görüp, özgürlüğü ve hudutları belirleyen olarak kendilerini görürken, doğal olarak tanrıya karşı din (borç) anlamında bir sorumluluklarını da kabul etmiyorlardı.

Esasen Allah herşeyi onlar için yaratmış ve adeta onların hizmetkarı idi. Çünkü burada Allah onlara yaratma ile hizmet ederken onlar ona karşı bir iş tutmaz ve adeta İlah kendileri(çünkü sorgulanmaz ve hudutları tayin olunmaz) Allah ise hizmetkarları idi.

Ateizm israiloğulların da da var idi.

Mûsâ, halkından yetmiş kişi seçerek belirlediğimiz yere geldi. "Allâh'ı açıkça göstermedikçe sana inanmayız" demeleri üzerine onları şiddetli bir sarsıntı yakaladı. Araf 155

Bilmeyenler dediler ki: “Allah bizimle niçin konuşmuyor, yahut bize niçin bir âyet gelmiyor?” Onlardan öncekiler de tıpkı onların dediklerini demişlerdi. Kalpleri birbirine benzedi. Gerçekleri iyice bilmek isteyenlere âyetleri apaçık gösterdik. Bakara 118

Onlar, Allah'ın meleklerle birlikte bulutların gölgeleri arasından çıkagelmesini mi gözlüyorlar? Bu durumda iş bitirilmiş olurdu: Nihayet bütün işler Allah'a döndürülür. Bakara 210

Bu söylemler şimdiki ateistlerinde söylemleri.

Gerek deizm gerekse ateizm Kur’anda bahsedilmişken,

Bizim bu gençlere doyurucu izahatlar yapamayışımızın nedeni Kur’an üzerinden değil, rivayet ve bidat kültürü üzerinden onlara dini tanıtmaya çalışmamızdır.

Oysa Elçi olan Musa rabbi görmek istemişken, İbrahim Yeniden dirilişin kendisine gösterilmesini isterken, Melekler yeryüzünde fesat çıkaracak ve kan dökecek birini mi yaratacaksın derken birşeyleri sorgulamışlardı.

Hatta Yüce Rabb Kur’an’ı sorgulamak üzere eğer o Allahtan başkasından gelse idi onda çelişkiler bulunurdu,  şayet iddianızda samimi iseniz onun benzerini getirin diye sorgulamalara karşı cevaplar verirken, bu esasen her Müslümanın da yapması gereken bir olgu idi.

Zira ayetlerde görüyoruz ki insanlar sorguladıkça, Sana kadınların aybaşından soruyorlar. Bakara 222

Sana Hilalleri Soruyorlar Bakara 189

Sana Yetimlerden Soruyorlar Bakara 220

Hatta Sana Ruhtan Soruyorlar İsra 85

Sana Dağlardan Soruyorlar Taha 105

Bunlar hep sorgulamalardan , düşünme ve tefekkürden ortaya çıkan sorulardır.

Bu hali ile bu sorulara karşı cevapların verilmesi  ve özelde gençlerin ve genelde insanların tatmini zorunludur.

Zaten iman da aslında bunu gerektirir. İman aklı olan içindir. Aklı olanın ise aklını kullanması gerekir.

Aklı olmayanın dini yok iken din konularında akıl devreye girmeyecekse orada imandan da bahsedilemez.

Zaten içimize sürekli şüphe düşüp iman düzeyinde bir inancımızın olmayışı aklederek o şüpheleri izale etmeyişimizdendir.

Diğer taraftan üzerinde akledilmeyen bir şeyin bilgisel bir karşılığı da yok ise onun neyinden şüphe edilebilir ki..

Şayet aklı kullanarak gerekli izahat ve kabul yapıldığında evrensel gerçekler üzerinde şüphe söz konusu olamaz.

Ama bunun Kur’an üzerinden alınan bilgi ile oluşturulması gerekir.

O'na ne önünden ve ne de ardından bâtıl bir şey gelemez. Hakîm, hamîd olandan indirilmiştir. Fussilet 42

Diğer taraftan onda her türlü misallerde getirilmiştir.

Ve biz, bu Kur'an'da, insanlara her çeşit örneği getirdik ve sen, onlara bir delil göstersen: Siz derler, ancak aslı olmayan şeyleri öne sürenlersiniz. Rum 58

Her itiraza karşı en güzeli ve en güzel açıklaması vardır.

Sana hangi örnekle gelseler, biz sana onun gerçeğini ve konuyu daha iyi açıklayanını getiririz. Furkan 33

Şu halde bizim sorunumuz Allah’ın evrensel kitabını tertil üzere okumamamızdır. Doğal olarak ta kendimiz ve insanlara tatmin edici cevaplar verememekteyiz.

Aklı örten, icma ile sorgulanamayan ya da şeyh, alim, hoca’nın sözünü Allah’ın sözü gibi kabul etme alışkanlığımızı bırakmadıkça bu sorunları yaşayacağız.

Fakat bu tür sorgulamalari geleneğin sapkın ve batıl kabullerine rağmen gençlerin yapması bir ilerleme olduğu gibi açık bir şekilde rivayet ve bundan mülhem geleneksel anlayışın yıkım sesleridir.

Sorgulamadan korkmamalıyız. Korkmamız gereken sorgulamanın olmaması ve sorulara çözümler üretemeyişimizdir.

 

 

 

 

 

 

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

En Çok Okunanlar

ANKET - ARAŞTIRMA