21 Ekim 2018 Pazar

Niçin Kur'andan Hoşlanmıyorlar

14-06-2018 23:34 Güncelleme : 14-06-2018 23:34

Kuran öze dönüştür. Bunlar bizi aslımızdan döndürmeye çalışmaktadırlar. Bizleri kendimize, insanlığımıza, yabancılaştırmaya çalışmaktadırlar. Adeta bizleri akletmeyen hayvanlardan kılmak istemektedirler. Kuran bize şifa vermek için varken bunlar bizi şifamızdan uzaklaştırmaya dolayısı ile de hasta etmeye çalışmaktadırlar. Kuran bizim için kurtuluş bileti(tezkira) iken bunlar ellerimizden bu bileti almaya çalışmaktadırlar. İşte ne büyük bir lütfa sahip olduğumuz ortada iken, bizlerin bunun değerini bilmediğimiz ve bizi bundan mahrum bırakma ile nelerden mahrum kaldığımızı anlamakta güçlük çekmeyiz.

Allah’ın kitabına karşı nankörlerin cevapları çeşitli şekillerde ortaya çıkmaktadır.

Elçiye bunu değiştir ya da bundan başka Kur’an getir demektedirler,

Biz seninle gönderilene inanmayacağız, atalarımızı bulduğumuz yol üzere olacağız,

Rahman bir şey indirmemiştir, eğer indirse idi senin gibi bir adama değil, malı ve mülkü olan şerefli bir adama, ya da bir melek ile ya da o meleğin seninle beraber olması gerekirdi.

Ya da bu getirdiğin ancak bir büyüdür şeklinde bir takım sözler sarfetmişlerdir.

Sözler sarfettikleri gibi onu insanların dinlememesi içinde gürültü yapın şeklinde planlama yapmışlardır.

Bu sözler kendi çıkarlarını korumaya çalışan, mevcut halden kesesini dolduran, insanları kendilerini köle edinerek onlar üzerinde tahakküm kuran, statükodan nemalanan kişilerin sözleridir.

Bu sözler Allah’a ve onun elçisine doğrudan saldıranların sözleri iken bu sözlerin zamanımızdaki karşılıklarını da bu insanların eylemlerinden, kurdukları düzenden, insanları peşinde koşturdukları şeylerden veya hedef olarak gösterdiklerinden açıkça görmekteyiz.

Kur’an’a karşı tavırlarını çeşitli şekillerde, ortaya koyanlar onu geri kalmışlığın nedeni olarak görürken, onu beyin yıkama aracı olarakta görmekte ve hatta çağın gerisinden kalan olarak nitelemektedirler.

Onun dinlenmesine mani olmak içinde insanları başka şeyler ile uğraştırmakta, o kur’anın manalarını bilimsel bir maske altında çarpıtmaya çalışmaktadırlar.

Bunların yaptıkları alenen böyle iken diğer taraftan sağdan yaklaşarak aldatan insanlarda vardır ki, bunlar rivayet kültürünü atalarının yolunu kendileri için yol edinirken, Allah dilemese idi biz ve atalarımız bunlara hizmet etmezdik diyerek mevcut durumlarını Rabbe dayandırmaktadırlar.

Buradan hareketle Kur’an ve elçiyi devre dışı bırakarak adeta başka bir kur’an talebinde bulunmaktadırlar. Çünkü bunlar kur’andan hoşlanmazlar.

Kur’anın etkileyici ve diriltici olarak ruh olma halinde insanların uyanacağını bilerek onun dinlenmesine mani olmak üzere onun önüne bir çok engeller çıkararak, hadis, fıkıh, siyer, tefsir dersi almayı, arapça bilmeyi , icazet almayı şart koşarak onunla insanlar arasına yüksek ve kalın duvarlar örerek bizleri ondan uzaklaştırmaya çalışmaktadırlar.

Sadece bu mu? sen kimsin ki, sen izzet sahibi misin sen şu tahsili ,bu ilmi görmedin diyerekte kendilerince değerli ve koydukları kritere uygun bir insan olunmadığından dolayı engeller düzmektedirler.

Bizlerin bunların engellemelerine rağmen o kur’ana dönüş içinde olmamız gerekir.

Bunu derken onun teganni ile okunarak, gözyaşları içinde dinlenip bir anlık mesh olmayı kastetmekte değiliz.

Çünkü bu kur’an hayat kitabı olarak var iken, kendisi ile çalışmak üzere var iken onunla aramıza engeller bizi tembelleştirmekte ve örtülere, elbiselerimize bürümektedir.

Rabbin sadece “oku” emri yok, “ona sıkı sıkıya sarılın”, “onun ilkeleri ile çalışın”, “Onu daima hatırda tutun” ve “O ipten ayrılmayın” emirleri de vardır.

Bunlar ona karşı nasıl yaklaşmamız gerektiğini ifade ederken, Bizlerinde hangi durumda olduğumuzu ortaya koyar.

Şu halde bizler bizim için indirilen ve yeryüzündeki herşeyden daha değerli olan bu rızıktan faydalanma yoluna gitmemiz gerekir.

Bizlerin bu rızkını kesmeye çalışanlara karşı nasıl ki ekmeğimizi elimizden almaya çalışanlara karşı mücadele ediyorsak onlarla da aynı şekilde mücadele etmemiz gerekir.

Bu kuran rahmettir onlar bizi rahmetten zahmete sokmak istiyorlar.

Bu kur’an berekettir.Bunlar bizi bereketten kıtlığa düşürmeye çalışıyorlar.

Çünkü  bizim gücümüzün gitmesi demek, aç, susuz ve sefil kalmamız demektir.

Şu halde onda izzetimiz var ise o bizim şanımız ise ondan bizi mahrum bırakmaya çalışanlar bizi onursuz kılmaya çalışanlardır.

O halde biz onurumuza sahip çıkmalıyız. Çünkü bu bir onur savaşıdır.

Bu bir aydınlık ve karanlık savaşıdır. Rönesans, uyanış savaşıdır. Asıl Rönesans kur’ana dönmek ile olurken işte bu iki grup bizleri ortaçağın karanlığına gömmeye çalışmaktadır.

Kuran öze dönüştür. Bunlar bizi aslımızdan döndürmeye çalışmaktadırlar. Bizleri kendimize, insanlığımıza, yabancılaştırmaya çalışmaktadırlar. Adeta bizleri akletmeyen hayvanlardan kılmak istemektedirler.

Kuran bize şifa vermek için varken bunlar bizi şifamızdan uzaklaştırmaya dolayısı ile de hasta etmeye çalışmaktadırlar.

Kuran bizim için kurtuluş bileti(tezkira) iken bunlar ellerimizden bu bileti almaya çalışmaktadırlar.

İşte ne büyük bir lütfa sahip olduğumuz ortada iken, bizlerin bunun değerini bilmediğimiz ve bizi bundan mahrum bırakma ile nelerden mahrum kaldığımızı anlamakta güçlük çekmeyiz.

Esasen şimdi, hastalıklar içinde, kıtlık, acı ve hastalık,sapkınlık, onurunu kaybetmiş,karanlıklar içinde kalışımızın nedeni de açıklığa kavuşmuş değil midir?

O halde bir devrim yapmanın zamanı gelmedi mi?Nefsimizin korkularını yenmeye, hayatımızdaki putları kırmaya, Kur’andan uzaklaştırmaya çalışan bu iki kesime de tavır alma vakti hala gelmedi mi?

Müminlerin Allah'ı anmaları ve O'ndan gelen bu gerçeğe karşı kalplerinin yumuşama zamanı gelmedi mi? İnananlar, kendilerinden önce kitap verilenler gibi olmasınlar. Çünkü onların üzerinden uzun zaman geçip kalpleri katılaşmıştı. Onların çoğu yoldan çıkmışlardır.Hadid 16

 

 

 

 


 

 

 

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

En Çok Okunanlar

ANKET - ARAŞTIRMA