18 Eylul 2018 Salı

Fil Süresi Tefsiri

13-06-2018 22:18 Güncelleme : 19-06-2018 11:33

Fil Süresi Tefsiri

Onlar ne kadar yaldızlı sözler söyleseler de özgürlük, demokrasi ve insan hakları gibi kavramlar adı altında Allah’ı inkar üzere bir davranış modelleri geliştirirlerse bu görüşlerini akademik ya da siyasi organizasyonlar veya diğer bir takım kuruluşlar ile ihdas etmeye çalışsalar da bu görüşlerin tümü zayıf ve hatalıdır. Bunlar tutunamaz. Rabbani olmayan, Rabbi inkar üzere kurulan her şey sahipleri ile birlikte ancak çöp haline gelecektir. Buna göre ister düşünce ve ideoloji olsun, ister maddi imkan ve olanaklar olsun, mal ya da mülklerde olsun filleşen tüm herkes veya bunlar üzere bir araya gelenler olsun nihayetinde bu durumdan dolayı hepsi çerçöp olacaktır.

Fil Süresi

1-Görmedin mi? Rabbin fil arkadaşlarına ne yaptı.

Kimdir bu fil ashabı?

Fil sahipleri aynı şartlarda biraraya gelen bir topluluğun ismidir. Şu halde bu gerçeklik esasen onlara Rabbin yapacağının bir kanıtı olmaktadır.

Fil,çok yiyen , büyük şişman bir hayvan olmakla beraber hayvanlar aleminin en güçlü hayvanıdır da.

Kelimenin kökünden görüşü zayıf ve hatalı kişi manası da çıkar. Şu halde söz konusu edilenler bu ortak konumda bir araya arkadaşlardır.

Fil gibi olmak ve yemek sözleri de yaygındır.

Daha önceki ayetlere baktığımızda yetimi gagalayan ve miskini yedirmeye özendirme yerine sırtlanlar gibi kovan o kişi esasen kendi nefsini filleştirendir.

Bu kişinin nefsinin açlığı hiç bitmez. Sürekli olarak nefsin doyumsuz olan   isteklerini (yeme, içme, mülkiyet sahibi olma, güç, iktidar, makam mevkii v.s)yerine getirme üzere çabalar. O, hep nefsinin peşinde koşan olarak onu odağa almış nefsin isteklerini  hortumu ile içine çeken hortumculardır

Bu hali ile ona bakmaktan onun isteklerini yerine getirmekten nefsi adeta bir fil gibi genişlemiştir.

O  bunlar ile kendini güçlü hissetmektedir.

Bu şekilde bir araya gelen bir topluluk hevalarını filleştirmek üzere bir araya gelen fil ordusudur.

Bunlar aynı zamanda teknoloji, bilgi birikimi, ekonomik güç veya organizasyonlar ile ,orduları ile de filleşmiş topluluklardır.

Bu topluluk bu hali ile kendisini en güçlü görürken Rabb onlara karşı bir eylemde bulunmuştur.

Onlara bu eylemde bulunması onların hem kendi konumlarını bilmeleri, hem onlar gibi olacaklara bir uyarı hem de bireye bir uyarıdır.

Fil ashabı kendilerini güçlü hisseden olarak her türlü hakkı kendisinde gören bir topluluktur. İnsanları kendilerine köleleştiren onları çeşitli hile ve oyunlar ile boyundurukları altına alıp, filleşmelerini onları kendilerine muhtaç kılarak daha da arttırmaya çalışanlardır. Bu fil topluluğu önüne gelenleri bir karınca gibi ezip geçen bir ordudur.

Yeryüzünün kaynaklarını filler gibi yiyip tüketen çevre şartlarını filler gibi değiştiren ama fesada dönüştüren olarak ortadadırlar.

Rabb onlara terbiyevi olarak, verdiği bu imkanları gerçekten hayvan fil gibi ıslaha yönelik olarak vermiş iken onlar bu imkanları ıslahtan uzak bir amaç üzere nefis odaklı olarak kullanmaları onları, önlerindeki yenilmiş sap gibi kılmıştır.

Rabb şüphe yok ki her an gözetleme yerindedir. O hiçbir şekilde kullardan uzak değildir. O varlığa rahmet edici olarak onlara karşı fesad isteyenlere belli bir süre verir bunun akabinde onları yenmiş çerçöp haline getirir.

Bunlar bu halleri ile zayıf ve hatalı bir görüş içinde olmuşlardır.

Kafirun süresinde birey ile onlar arasında bir ayırım yapılıp bireye onları tanımlarken onların üzerinde bulunduğu konumun doğru olmadığını da izhar ediyordu. Rabb ona bunları söyletirken, onların görüşlerinin tümü ile fil görünümlü yani zayıf ve hatalı olduğunu da bildirmiş idi.

Bu zayıf ve hata içinde olduklarının kanıtı ise nihayetinde çerçöp gibi olmaları, uğradıkları bu haldir.

Onlar ne kadar yaldızlı sözler söyleseler de özgürlük,  demokrasi ve insan hakları gibi kavramlar adı altında  Allah’ı inkar üzere bir davranış modelleri geliştirirlerse bu görüşlerini akademik ya da siyasi organizasyonlar veya diğer bir takım kuruluşlar ile ihdas etmeye çalışsalar da bu görüşlerin tümü zayıf ve hatalıdır. Bunlar tutunamaz. Rabbani olmayan, Rabbi inkar üzere kurulan her şey sahipleri ile birlikte ancak çöp haline gelecektir.

Buna göre ister düşünce ve ideoloji olsun, ister maddi imkan ve olanaklar olsun, mal ya da mülklerde olsun filleşen tüm  herkes veya bunlar üzere bir araya gelenler olsun nihayetinde bu durumdan dolayı  hepsi çerçöp olacaktır.

Bu durum Rabbin bu işleri kendi üzerine aldığın şu hali ile bunlardan dolayı onu vekil tayin etmenin gereğini ortaya koyar.

Her ne kadar filleşmiş bu insanlara müdahalede birey tek başına güçlük çekiyor ya da müdahale edemiyorsa da Rabb her zaman müdahildir.

Buna göre onların sonu bundan başkası değildir. Onların sonu bu ise şu halde onlar zayıf ve güçsüz ve sonu kesik bir topluluk olarak orada durmaktadırlar.

Birey tek başına olduğu halde onlardan güçlüdür.

Rabb ona bu noktada sahip çıkacağını söylerken onun endişe etmemesini de salık vermektedir.

2-Onların hilelerini zayi etmedi mi?

Onlar filleşenler olarak hep tuzak kurdular. Bu tuzak tüm insanlığa karşı bir tuzak idi. Esasen filleşmeleri için bu tuzakları kurmaları gerekiyordu.

Ama öncelikle kendi hilelerine kendileri kapılacaklardır. İnsanları ne kadar aldatmaya çalışsalarda aslında onlar kendilerini aldatmaktadırlar.

Çünkü onlar delalet üzeredirler.

Delalet üzere olan ,  hile üzerine yapılan tüm tuzaklar boşa çıkacaktır.Bunu her kim yaparsa yapsın durum değişmez.Rabbin yasası budur.

Şu halde Rabb aslında sadece kendisine yönelen bireyi değil, tüm insanları tuzaklara karşı korumaktadır. O’nun tüm insanların Rabbi olduğu şu halde bir kez daha ortaya çıkmaktadır.

İnsanları açlığa, yoksulluğa,  yoksunluğa, kıtlığa,  hastalığa ,  hayvanlaşmaya, evsizliğe  ya da köleleştirmeye yönelik olarak yapılan tüm hileleri de Rabb boşa çıkaracaktır. Fecr süresinde fil sahipleri olan Ad,semud ,firavn’a yaptıklarını da açıkça ortaya koymuştu

Bunlar her zaman hile yapacak, tuzaklar kuracaklardır. Bunlardan da asla vazgeçmeyeceklerdir.

3-Onların üzerine ebabil kuşlarını gönderdi.

Bu hileler baştan apaçık bir uğursuzluktur. Bu uğursuzluk yapılanlara değil, yapanlaradır.Şu hali ile onlar apaçık bir şekilde uğursuzluğu çağıranlar olmaktadırlar.

Uğursuzluk ise onlara doğru havayı yararak seri bir şekilde gelecektir.

Bu uğursuzluk kelimenin anlamlarından olarak baston manası ile ilişkilendirildiğinde ceza- baston ilişkisi içinde Allah’ın sopasıdır.

O sopasını bölükler halinde sevketmektedir. Bunlar ardı ardına gelerek o insanları darb edecektir.

Bu sopa sıkıntı üzerine sıkıntı dert üzerine dert şeklinde de makes bulacaktır.

Şu halde onların bu hileleri ile istedikleri sopadan başkası değildir.

4-Onlara pişmiş çamurdan taş atıyorlardı.

Şüphe yok ki karşılık ile yapılan arasında  bir birliktelik vardır. Karşılık yapılanın eşidir.Bunlar farklı ama birbirini tamamlayan niteliklere sahiptir.

Onlar nefislerini filleştirerek nefsin asıl istediğine ve insanlığa karşı kaskatı kesilen birileri olarak kayıtlara geçmişlerdir.

Bu halde olanlar kendilerini açık bir av haline getirenler olarak avlanmışlardır.

Onların hilelerinden çıkan iş bu idi.

Diğer bir deyişle onlar hilelerini ne kadar kayıt altına alır iseler, ne kadar planlı ve en ince ayrıntısına kadar işleyip, onun olgunlaşması için bekliyor ya da olgunlaşması için eylemlerde bulunuyorlarsa aslında bu onların taşlarının olgunluğunu(pişkinliğini) , şekil ile sertlik derecelerini o derece arttırıyordu.

O halde onlar kendilerini vuracak o azap silahlarından başkasını olgunlaştırmıyorlardı.

5-Onları yenilmiş ekin yaprağı kıldı.

İşte onların hali. Tüm filleşmelerine rağmen, en üstün ve büyüğüm demelerine rağmen onların gerçek yüzü.

Tümü ile değersiz olmuşlardır. Onlar yalnızca kendilerini yiyip değersiz bir çöp olarak bir kenara atmış zavallılar olmaktadırlar. Koskoca filden yenilmiş ekin yaprağı haline gelmişlerdir.

Onu bu filleşme içinde haşa karşı konulacak ya da kendisi ile savaşılabilecek olarak görürken diğer taraftan Allah’ı bu filleşmeninde bir payandası haline de getirmeye çalışmıştır. Böylece o filleşmesini insanlar nezdinde de bu şekilde meşrulaştıracaktır.

Fakat onun bu tür bir hilesi de tutmamıştır.

Bu hile, onu zavallı bir file döndürmüştür.Ayakta durmaktan aciz bedenini taşıyamayan acılar içinde bağırarak ,  başlarını sürekli sağındaki ve solundaki taşlara vurarak acılar içinde kıvranan başında akbabaların arkasında sırtlanların olduğu bir halde yere yıkılmıştır.Sonrası ise diğer hayvanlar tarafından  , çekici bir yemek olarak  vahşice saldırısına uğramıştır.

Şu halde onların filleşmeleri imrenilecek olan değildir. Aksine bu ve bunun gibi insanlar bu sona düçar olacaklar ise onların hali ile acınacak olanlardır.Şu halde Rabbe daha da çok sığınmak ve onların bu işlerinden kendisini azletmesini istemek gerekir.

Filleşme arzusu nefisten ve şeytandan tuzaklar halinde  sinsi ama etkileri fil gibi olan tuzaklardır. Bu tuzaklara yerden filler havadan kuşlar ile düçar olacak olan birey  onlara kapıldığı anda kendisi için bunların büyük bir azap olacağı bilinci içinde olmalıdır.

Bu bilinç içinde bir kez daha sakınmalı ama onların kendisine bir şey yapamayacak kof ordular olduğunu sıkıca kavramalıdır.

Fakat öncelikle kendi içinde hevasını ,nefsini veya dünya ve onun içindekileri filleştirmemelidir.Bunlardan kendisini saracak orduya karşı mücadele etmelidir. Zira insan hevası sürekli ona böyle bir şeyi emreder.Ona karşı zorlayıcı ya da onların çekiciliği ile onu bu ordunun başına geçirmeye çalışır .

Eğer o böyle bir ordunun başına geçmiş ise zaman kaybetmeksizin Rabbten yardım isteyerek bu orduyu yenilmiş ekin yaprağı haline getirmelidir ya da böyle bir ordunun başına geçmemek için önleyici tedbirler almalıdır ki bu da yine Rabbin eğitimine girmek ile olur.

Bunun içindir ki ıslah edici amellere yönelmelidir.

Zira Rabbin katında sevapça hayırlı ve sürekli olan Salih amelden başkası değildir.

Mal ve oğullar, dünya hayatının süsüdür. Salih işler, Rabbin katında mükafat bakımından  da daha hayırlı  ve beklenti  bakımındanda hayırlıdır.Kehf 46.

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

En Çok Okunanlar

ANKET - ARAŞTIRMA