24 Eylul 2018 Pazartesi

Allah'a davete Karşı Tutumumuz

03-06-2018 11:20 Güncelleme : 03-06-2018 11:20

olduklarını söylerler.Mülk 10 O halde kulak kesilenlerden olmak ve hayatımızla akıl(bağ) kurmaz isek biz nuh kavminin durumundan farklı olmayız. Her ne kadar biz bunca günaha rağmen hala başımıza azap gelmiyorsa bu bu yerde yatan şu kişilerin hatırlarından deniliyorsa da bu doğru değildir.Çünkü onlar kendilerine dahi fayda ve zarar veremez iken herkes ancak yaptığından sorulur ilkesi gereği bu azabın şu anda başımıza gelmemesi, onun birikerek korkunç bir şekilde başımıza gelebileceğini gösterir. O halde bırakalım onları şunları, kendi halimize bakalım, neye hizmet ettiğimize, kime sığındığımıza, hata ve günah olarak neyi görüp neden temizlenmek istediğimize bakalım.

Allah’ın kitabında elçilerinin davetinden bahsederken aslında bu çağrının biz muhataplara olduğu açıktır. Çünkü bu kitap bize inmiştir. Bizler o kitaptan çağımıza ve kendimize büyük paylar çıkarabiliriz.

Nuh süresinde elçinin kavmini Allah’a hizmet etmeye…Ona sığınmaya ve elçi olarak kendisine itaat ederek, günahların bağışlanmasına çağırması esasen bizlere yabancı olan bir durum değil.

Zira bizlerin hayatımızda o kadar çok hizmet ettiklerimiz var ki bunlardan Allah’a hizmet etmeye vakit bulamamaktayız.

Bazılarımız her ne kadar bizler putlara tapmıyoruz, Allah’ın elçilerinin geldiği kavimle biz bir miyiz deseler de esasen baktığımızda put denilenlerin şekilleri değişmiş, put edinilenler daha da artmıştır.

Nuh a.s’ın dediği gibi bir ortaklar grubu oluşmuş ve bunlar yeni bir din ihdas ederek bunun üzerinden şirketler ve holdingler kurarak büyük ticari kuruluşlara sahip olmuşlardır.

İnsanları kendilerine hizmet ettirirken, insanlarda onlara sığınarak bir gelir elde edeceklerini zannetmekte ve onları din konusunda tek yetkin olarak görüp onlara yönelmektedirler.

Bir din adamı adı altında bir  de ticari faaliyet adı altında, zevkler, moda ve teknolojik aletler ile, güzel konutlar, güzel araçlar adı altında insanların köle oldukları birileri ya da bir şeyler var.

Hep bunlara bağlılık adı altında insanlar esir olmakta, buna da özgürlük adını vererek yaratılışlarına aykırı hareket etmektedirler.

Oysa Allah’ın elçisi onları gerçek mana da özgürlüğe çağırmaktadır.

Onları korkulardan emin olmak üzere Rabbe sığınmaya çağırmaktadır.Çünkü bu halimizle gerçekten boğazımıza kadar günaha boğulmuşken o korkunç tufan gelmeden önce bizi bundan yine kurtaracak olan rabbimizdir.

Şu halde tüm korkularımızdan ve tehditlerden korunmak üzere kendisine sığınacağımız emin bir sığınak ancak Rabbimizdir.

Şu halde elçinin kendimizi korkulardan emin kılmak ya da tehditlere rağmen bir takım edindiğimiz sığınakların dağlar gibi de olsa dalganın alıp götürmesi kadar korunaksız olduğumuzu hatırlatması kulaklarımızın küpesi olmalıdır.

Çünkü kendisine sığınılacak yegane mercii ancak Rabbtir.O bize bir şey dilese ondan başka bunu açacak yok iken o bize bir rahmet dilese yine de bunu ondan başka engelleyecek yoktur.

Şu halde ondan gelecek olana karşı bizi kim korur.Şayet biz ona sığınmaz isek bize kim yardımcı olabilir.

Boğazımıza kadar günaha batmış iken bizi bundan temizleyecek olan nedir veya kimdir.

Şu halde ona hizmet ederek ona sığınarak günahlarımızın bağışlanmasını dilemeliyiz.

İşitir ve akleden olmalıyız.

Çünkü ateşe girenler kulak verenlerden ve akledenlerden olmadıklarından dolayı ateşler içinde olduklarını söylerler.Mülk 10

O halde kulak kesilenlerden olmak ve hayatımızla akıl(bağ) kurmaz isek biz nuh kavminin durumundan farklı olmayız.

Her ne kadar biz bunca günaha rağmen hala başımıza azap gelmiyorsa bu bu yerde yatan şu kişilerin hatırlarından deniliyorsa da bu doğru değildir.Çünkü onlar kendilerine dahi fayda ve zarar veremez iken herkes ancak yaptığından sorulur ilkesi gereği bu azabın şu anda başımıza gelmemesi, onun birikerek korkunç bir şekilde başımıza gelebileceğini gösterir.

O halde bırakalım onları şunları, kendi halimize bakalım, neye hizmet ettiğimize, kime sığındığımıza, hata ve günah olarak neyi görüp neden temizlenmek istediğimize bakalım.

Eğer bizler bunları dert edinmez isek bizlerin durumu onlardan farklı olmaz.Daha neyi bekliyoruz.

Gökte olanın sizi bir sarsıntı ile yere batırmayacağından güvende misiniz? Yoksa gökte olan Rabbinizin üzerinize taş yağdıracak şekilde şiddetli bir rüzgar göndermesinden emin misiniz? Azabımı görünce uyarımın nasıl olacağını anlayacaksınız.Mülk 18-19

Dha önceki kullar ne ise bizler de aynıyız.Aynı sorulardan sorulacağız.Bizim bu zamanda yaşamamız soyumuzun şu bu olması farketmez.Çünkü her kes ancak yaptığından bu kitaptan sorulacaktır.

Bu sorulara hazırlıklı olmak ancak bu soruların cevaplarını iyice verebilme ile mümkün ise, suskun ve boynu bükük kalırsak sınıfta bu dünyanın içinde kalan değersez bir metadan başkası olmayız.

O halde kalıcı ve devamlı olan ameller işlemek üzere,kulaklarımızdan parmaklarımızı çıkaralım, elbisemize bürünüp çağrıcıdan kaçmaya karşı ona doğru şehrin öbür ucundan gelen neccar gibi olalım.

 

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

En Çok Okunanlar

ANKET - ARAŞTIRMA