24 Haziran 2018 Pazar

Kişi O Gün Herkesi Fidye Olarak Vermek İsteyecektir

01-06-2018 20:26 Güncelleme : 01-06-2018 20:26

Peki bizler tercihlerimizi ne yönde kullanıyoruz. Hayatımız hep haddini bilmezlik içinde birşeylerin peşinde ve Allah , ahiret günü ve Onun kitabını arkamıza atmak şeklinde olmuş. Peki biz bu durumda birisine ya da birilerine mi yaslanıyoruz ki onların esiri olmuşuz. Müslüman bir toplumda olduğumuzdan dolayı mı kurtulacağız, babalarımız mı bize yardım edecek, ya da bu yerde yatan ve değerli olarak görülen o kimseler mi? Şeyhin, hocan, alimin, gavsın mı? Yoksa bizler bunların esiri olmuşuzda o gün bunları da fidye olarak mı vereceğiz.?

Suçlu olan o kişi,o günün azabından kurtulmak için fidye vermek ister, oğullarını, eşini, ve kardeşini, barındıran bütün ailesini, yeryüzünde bulunan her şeyi.Yeter ki kendisi kurtulsun.Meariç 11-14

Suçlu kimdir?

Suçlu yasaları çiğneyen, haddini bilmez kişidir. Diğer bir deyişle sorumsuzca davranan kişidir.

Bu kişi sorumsuzca davranış içinde olup, birşeyleri önceler veya birşeylere kendisini yaslar ki bunlar ile suç işleme cesaretini kazanır.

Çünkü O’nun için bunlar önemlidir.

Oğullar.

Güç ve iktidar olarak varolan herşeyi ifade eder. Bu, kişi de bilgi, tecrübe, mal, mevki, kazanılan servet olarak kendini gösterir. İşte bu kişi bunların varlığı münasebeti ile onlara sahip olmak ve onları hayatın odağına koyarak suç işler. Çünkü onun için değerleri belirleyen budur. Değeri belirleyen bu olunca hududlarını da buna göre belirler. Onlar odaklı hayatı düşündüğünden artık suç ve mübah kavramları buna göre oluşur. Dine, Allah’a ve O’nun elçisi ile kitabına ve ahiret gününe de bu ölçü ile bakar.

Zira Haşa Allah onun emrini yapandır. Din onun oğullarına zarar vermeyecek ve hatta oğul kavramı ile ifade edilenleri destekleyecek iken, ahirette de zaten şimdi bunlara sahip olduğundan o zamanda sahip olacaktır.

Eşini, kardeşini barındıran bütün ailesi ile yeryüzünde bulunan herşey.

En yakın arkadaşı. vazgeçmediği ve sevdiği kendisine yakın hissettiği.. Ama tercihler noktasında kaldığında onu dinlemesi, onu bir süre terk etmesi gerektiği ,onunla vakit geçirmemesi gereken bir tercih ile karşılaşmasına rağmen hala onu tercih eden o kişi şimdi ah neden onu tercih ettim diyerek vermek ister.

Sevdiği; kardeşim dediği, ister anababa bir, ister bundan daha yakın hissedip, beraber bir dostluk kurduğu, içinde huzur bulduğunu söyleyip, o adamlar ile kalmaktan haz alıp, güç ve iktidar sahibi olarak, kendisini güvende hissettiği, değer, izzet ve şeref sahibi olarak gördüğü,ve hayat tarzını buna göre ayarlayıp yeryüzünde olanları biriktirmek, onların güzelliklerine sahip olmak üzere, tercihlerini bu noktada kullanan, sanki hesap vermeyecekmiş gibi hareket ederek, sorumsuz davranan o kişi.

Allah’a ve ahiret gününe rağmen ona haddini bilmesi için gelen tüm herşeye rağmen bunları tercih ederek haddini aşan bu kişi şu halde, kendisini esir etmiştir.

Bunların esiri olmuştur. Çünkü suç işlemiştir.

Şimdi ise kurtulmak için fidye vermek istemektedir. Hem de daha önce tercih edip kendilerinden vazgeçmediği, hatta uğruna zamanlarını, enerjilerini ,hayatını harcadığı o şeyleri…

Peki bizler tercihlerimizi ne yönde kullanıyoruz. Hayatımız hep haddini bilmezlik içinde birşeylerin peşinde ve Allah , ahiret günü ve Onun kitabını arkamıza atmak şeklinde olmuş.

Peki biz bu durumda birisine ya da birilerine mi yaslanıyoruz ki onların esiri olmuşuz. Müslüman bir toplumda olduğumuzdan dolayı mı kurtulacağız, babalarımız mı bize yardım edecek, ya da bu yerde yatan ve değerli olarak görülen o kimseler mi? Şeyhin, hocan, alimin, gavsın mı?

Yoksa bizler bunların esiri olmuşuzda o gün bunları da fidye olarak mı vereceğiz.?     

Ama bunlarda kabul olmayacak ki.

Şu halde şimdiden tercihlerimizi özgürlük üzere kurmamız gerekir. Bunların esaretinden kurtulmak, Allah’a yönelerek hesap verme şuuru içinde haddimizi bilerek yaşam tarzımızı, Rabbani olarak kurmak zorundayız.

Bu da ancak salih ameller ile hayatı doldurmak, onda başka birşeye yer vermeyecek derece de boşluk bırakmamakla olur.

Çünkü herkesin o gün söyleyeceği şudur. Keşke bir kez daha döndürülsekte salih amel işlesek .secde 12

Ama artık ömür bitmiş, süre dolmuştur. Geri dönülmez bir yola girilmiştir.

O halde daha ne bekliyoruz. Şimdiden kararımızı değiştirip, üzerimizdeki ağırlıkları ve örtüleri atalım. Kalkıp Rabbin adının hayatımızda en yüce yere koyalım insanları da buna çağıralım.

 

 

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

En Çok Okunanlar

ANKET - ARAŞTIRMA