09 Aralik 2018 Pazar

Allahın Elçileri İnsanlık Semasının Yıldızlarıdır.

30-05-2018 21:15 Güncelleme : 30-05-2018 21:17

Nebi ve Resuller birer yıldız olarak var iken insanlar kendilerine esasen yıldız olamayan bir takım insanları seçmişlerdir ki onlar bunları isteyerek te olsa istemeyerek te olsa hayatlarında peygamberlerden daha etkin kılmışlardır.Esasen onlar peygamber yıldızlarını dünyalarında ancak yanıp sönen fakat sönmeye yüz tutan bir yıldız konumuna koymuşlardır.

 

Allah kitabında, yarattığı bir çok nimetlerden bahseder.Bu nimetlerin çeşitli özellikleri yada onların bazı nitelikleri  vardır ki bu nitelikler söylendiğinide o nimet insan zihnine gelir.Zira o nimet bu özelliği ile tanınır.

Yıldızlarda bir gök cismi olarak bilinirken onlar insanların lisanlarında bariz özellikleri ile bir karşılık bulmuştur.Hatta insanlardan bir kısmı yıldızlara uluhiyyet niteliği atfaderlerken diğer taraftan onları bir takım anlamların konsantresi halinde dahi kabul etmişlerdir.

Yüce Allah bize kitabında yıldızları salt bir gök cismi olarak değil,bunun ötesinde derin ve geniş manaları içeren bir nimeti olarak görmemizi ister.

Tabii bunun için onun varlığından öncelikle haberdar olmak gerekir.Haberdar olma diyoruz.Çünkü,insanlar onların varlığını bildikleri halinde kafalarını kaldırıp onlara doğru bakarak “ibrahimi” bir işlem(düşünme,amel etme)yapmakta değillerdir.

Esasen Allah, kitabında nimetlerine alışılmış olandan farklı olarak yeniden ama alakalı olarak “ibrahimi”  bir eyleme sevkedecek şekilde bakılmasını salık vermektedir.

Şu halde yıldız nedir,ona nasıl bakılmalıdır,insan varlıktan bir parça olarak ve aynı zamanda da küçük bir dünya olarak onun yıldızları nelerdir, nasıl olmalıdır,onlara nasıl bakmalıdır.

Yıldızlar, İnsanlara yol göstermek için varolan nimetlerdir.

O'dur ki size, karanın ve denizin karanlıklarında, yıldızlardan yararlanıp yol bulma imkânı verdi. Gerçekten biz, bilen bir toplum için âyetleri geniş geniş açıkladık. En’am 6

İşâretler de .Onlar yıldızla da yol bulurlar.Nahl 16.

Yıldızlar yol gösterici olarak vardır.Rabbin onları tanıtması bu şekildedir.Şu halde onları bu şekilde görmek ve bu şekilde olanları da yıldız olarak isimlendirmek gerekir.

Yıldızlar böylece yol gösteren olarak kabul edilecekse,onlar yolun kendisi olarakta kabul edilemez..Ya da onların kendilerini işaret etmekte olduklarından da bahsedilemez.

Çünkü onlar başka biri yada başka bir şeyiçin vardırlar.Bu hali ile onlar kendilerini dahi gizleyebilirler.

Yemin olsun gizlenmekte olanlara. Tekvir 15

Bir gök cismi olarak yıldızlar bu nitelikte olduğu halde birtakım insanlar onlara uluhiyyet ve rububiyyet özelliği atfederek yıldızları yerlerinden başka bir yerlere taşımışlardır.Bu taşıma o yıldızların konumunda bir değişiklik yapamasa da insanlar kendi dünyalarında onlara bu konumu vererek o yıldızları kaydırmışlardır.Bu hal sadece daha önceki zamanlarda yaşamış insanlara özgü değildir.Şimdiki zamanlarda da yaşayan insanlar da  yıldızlara bir kısım eski zaman insanları gibi dünyalarında yer vererek gericilik içinde dünyalarını karartmaktadırlar.

Buradan biz, yıldızların hayatı etkileyecek bir konumda olduğundan bahsediyoruz.Şu hali ile yıldız dediğimiz olgu hayatta yol gösterici olandır.

O halde yıldız olabilmek ancak onun gösterdiği mercii ile mükündür.Buna göre Yaratılış itibari ile yıldız ancak Alemlerin Rabbine giden yolu gösteren olmalıdır.

Rabbiniz o Allah'tır ki; gökleri ve yeri altı günde yarattı, sonra Arşa istivâ etti (tahta kuruldu. O), geceyi, durmadan onu kovalayan gündüzün üzerine bürüyüp örter. Güneşi, ayı ve yıldızları buyruğuna boyun eğmiş vaziyette (yaratan O'dur). İyi bilin ki, yaratma ve emir O'nundur. Âlemlerin Rabbi Allâh, ne uludur! Araf 54

Genel anlamda herşey bir yıldızdır.Şu halde varlık alemine baktığımızda yaratılan olarak onların hepsinin Allahı işaret ettiğini görmekteyiz.Buna göre hiçbirşey yoktur ki onu gösteren bir yıldız olmasın.

Küfür ehli,münker ehli,fuhuş ehli içinde bu böyledir.Zira onların içinde bulunduğu durum insana yakışan bir durum olamaz.İnsan bu halde olmaktan dolayı ya kalbinde bir acı duyar ya da çeşitli psikolojik ve bedeni rahatsızlıklara düçar olurken,kimi intiharlara kadar sürüklenmektedir.

Ya da kimi bolluk içinde iken kimi darlık içindedir.Şu halde bunların herbirinin durumu farklı bir yıldız gibidir.

Onların herbiri Allahı;sağdan,soldan,yukarıdan,aşağıdan,çarprazdan ışığı ile işaret eder.Bu hali ile insanlar acıklı hale Allahtan uzaklaşmalarından  dolayı düşmüşlerken bu halleri bir kez daha ona muhtaç olduklarını ifade etmektedirler.Bu halde onlar, onun zikri ile huzur bulunulacağının apaçık bir yıldızı olmaktadırlar.

Bolluk içinde olan ise ona bunu verene şükretmelidir.

Darlık içinde olan bu darlığı ona daha yaklaştıran güçlü ışığa sahip bir yıldız olarak görmelidir.

Bu hali ile onların her birinin hali hicreti,şükrü veya sabrı  farklı renk ve canlılıkta saçan bir yıldız olmaktadır.

Allah, göklerin ve yerin nurudur. O'nun nurunun misali, içinde çerağ bulunan bir kandil gibidir; çerağ bir sırça içerisindedir; sırça, sanki incimsi bir yıldızdır ki, doğuya da, batıya da ait olmayan kutlu bir zeytin ağacından yakılır; (bu öyle bir ağaç ki) neredeyse ateş ona dokunmasa da yağı ışık verir. (Bu,) Nur üstüne nurdur. Allah, kimi dilerse onu kendi nuruna yöneltip-iletir. Allah insanlar için örnekler vermektedir. Allah, her şeyi bilendir.Nur 35

Allahın biz insanlara gönderdiği tüm nebi ve resullerde birer yıldızdırlar.Onların her biri Allahı işaret eden bunu hayatlarındaki  güçlü ışık ile gösterenlerdir.Onların güçlü ışıkları insanlık hayatının tüm alanlarında parlak bir şekilde ortaya çıkmıştır.

Ve işte bu kavmine karşı İbrahim’e verdiğimiz hüccetimizdir. Biz dilediğimizi derece derece yükseltiriz. Muhakkak Rabbin Hakîm’dir, Alîm’dir. Ve o’na İshak’ı ve Yakub’u verdik. Hepsini hidayete erdirdik. Daha önce de Nuh’u ve onun soyundan Davud’u, Süleyman’ı, Eyyub’u, Yusuf’u, Musa’yı ve Harun’u da hidayete erdirdik. Biz iyilik yapanları işte böyle mükafatlandırırız. Ve Zekeriyya’yı, Yahya’yı, İsa’yı ve İlyas’ı da... Hepsi de salihlerdendi. Ve İsmail’i, Elyesa’yı, Yunus’u ve Lut’u da. Hepsini alemlere üstün kıldık. Ve babalarından, soylarından ve kardeşlerinden kimini de... Onları seçtik ve onları dosdoğru yola ilettik. Bu, Allah’ın hidayetidir. Kullarından dilediğini onunla hidayete erdirir. Eğer onlar da şirk koşsalardı yaptıkları boşa gitmiş olurdu.Enam 83-88

 

Bu peygamberlerden kimi sabırda bir yıldız iken,kimi hükümdarlıkta,kimi şefkatte,kimi yıllarca süren azim ve mücadelesinde,kimi insanları eğitme de,kimi en büyük zulmü işleyene karşı kıyamda,Kimi kavmini ıslahta,Kimi insanları dert edinmede,Kimi tertemiz olmakta,kimi ana-babaya olan davranışta,kimi umutta.Şu hali ile onlar insanlık göğünün semasında parlayan birer süreyya yıldızı olarak vardırlar.

 

Her bir nebi veya resul bu manada birer yıldız iken, , insanlardan birçoğu onların parlaklığını onların insan üstü olduklarının  yıldızı olarak görmüşlerdir.Bu noktada İsa (a.s), Allah’ı işaret eden bir kelime olarak yıldız iken bir takım insanlar İsa(a.s)’ı  işaret ettiğine ortak görmüşlerdir.

Bu mana son nebi içinde sözkonusudur.O da aynı şekilde Allahı ve ahiret gününe anan ve Allahı çok zikredenler için(Ahzab 26) süreyya yıldızı iken bazı insanlar  kendi dünyalarında onun ışığını kırmışlardır.Onlar bunu,onun yıldız olduğu konumdan ya aşırı yücelterek ya da dünyalarından sürerek veya onu öldürerek yapmışlardır.

Biz onlar gibi olamayız .onlar bizden fersah fersah uzakta iken biz nasıl onlar gibi olalım mantığı ile onları yalnızca basit bir ziynet olarak görmüşlerdir.Oysa onlar birer yıldızdır.Onlar dünya semasının ziynetidir.

Gerçekten biz yakın göğü, bir süsle, yıldızlarla süsledik.Saffat 6.

Ama bu ziynetler aynı zamanda yol gösterici,şeytanca eylemlere karşı frenleyici olma niteliğine de sahiptir.Onların ziyneti sel suyunun üzerindeki köpük değil suyun bizzat kendisi olarak hayat kaynağı,bereket kaynağı ve meyve verici özelliklerindendir.

Şu hali ile onlara böylece yaklaşmak gerekir.Evet onlar gibi olunamaz.Onlar seçilmiş ve Allahın büyük lutfuna mazhar olmuşlarken bizden istenende o yıldızlardan ve onların ışığından faydalanmaktır.

Nebi ve Resuller birer yıldız olarak var iken insanlar kendilerine esasen yıldız olamayan bir takım insanları seçmişlerdir ki onlar bunları isteyerek te olsa istemeyerek te olsa hayatlarında peygamberlerden daha etkin kılmışlardır.Esasen onlar peygamber yıldızlarını dünyalarında ancak yanıp sönen fakat sönmeye yüz tutan bir yıldız konumuna koymuşlardır.

Oysa onların yıldız dedikleri ya da zımnen bu konumda gördükleri esasen yıldız tanımına uymakta değillerdir.Bunun nedeni onların Allahı giden yolu gösteren olmayışlarıdır.Bu hali ile onlar bu insanlar için birer tağut olmuştur.Tağut ise

……İnkar edenlerin dostları ise tağutlar olup onları aydınlıktan karanlıklara götürürler. İşte onlar cehennemlik kimselerdir ki orada ebedî kalacaklardır.Bakara 257

Tağutlar toplumsal konumda farklı yerlerde farklı şekillerde ortaya çıksalarda nihayetinde yıldız değil,karanlığa götüren birer tağut olmaktan öte geçmez.Bu manada pop yıldızı futbol yıldızı; aydınlık veya parlak gibi bir takım nitelemeler ile Allaha giden yolda peygamberlerin yıldızlarını karartmaya yönelik her tür dost bu manada tağuttur ve reddi gerekir.O halde kimin dost edinildiği önem kesbeder.

Arkadaşlığın kimle yapılıp,kimlerle beraber olunduğu ve kimi örnek alıp,kime imrenildiği, üzerinde  fikretmeye değer olandır.Gençlerin ve çocukların önlerine ve ellerine verilen yada yazılı ve görsel kitle iletişim araçlarında allı-pullu resimler ile yaldızlı sözlerle semalara çıkarılmaya çalışılanlar, insanların dünyalarının yıldızları yapılmaya çalışılmaktadır.

ibrahim (a.s)ın yıldızlara bakması  bu manada anlamlıdır.

Üzerine gece basınca (İbrâhim) bir yıldız gördü; "Budur Rabbim" dedi. Yıldız batınca: "Batanları sevmem", dedi.En’am 76

Kavminin yıldız veya onun yerine koyduklarını sorgularken yaptığı saptamalar ve ayetlerin verdiği ışıklar çok anlamlıdır.

Bu manada İbrahim (a.s) tevhid dininin babası bir yıldız olarak karşımızda durmaktadır.

O yıldızdan daha parlak olan Ay’a ve ondan daha büyük ve parlak olan Güneş’i de sorgulamakta ve nihayetinda onların Rabbi işaret eden birer yıldız olduğuna kanaat getirmektedir.

Bunlar üzerinden onun verdiği mesajlar anlamlıdır.

Zira onların genel anlamda yıldız olmaktan çıkarılma nedenleri onları sadece gece basınca ya da kendileri gecenin içinde oldukları zaman bakmalarıdır.Oysa geceden daha uzun süre gözlemlediğinde onların konumları daha iyi  idrak edilebilir.Güneş te de bu manada ışıklar vardır.Onun kendisi büyük ve ışığı daha parlak olduğu halde oda gündüz içinde değil geceleyin ortadan kayboluyor.Bu halde de o batmaktadır.

İşte tüm bunlar  batacak olanlardır.Buna göre onlar hiç batmayacak olan gibi değerlendirilmemelidir.

Buna göre Yıldızların herbirini kendi yerinde görmek gerekir.

Bu şekilde olmaz ise  yükselen yıldızlar batırılır ve onların yerlerine tağutlar ihdas edilir.

Hayır, yıldızların yer (mevki)lerine yemin ederim. Şüphesiz bu, eğer bilirseniz gerçekten büyük bir yemindir.Vakıa 75-76

Rabbin yıldızların yerlerine dikkat çekmesi  bu manadan olarak yine rabbin ifade ettiği gibi büyük bir dikkat çekmedir.Onların yerleri nasıl hassas ölçülere göre ayarlanmışsa insan içinde aynı durum sözkonusudur.Nasıl ki onların yerlerindeki değişmeler ya da sapmalar büyük felaketlere yol açarsa insanda yıldızını iyi görmeli ve onu kendi semasında ölçülü bir yere koymalıdır.

Göğe ve Tarığa,Tarığın ne olduğunu sen idrak edebilirmisin,O karanlığı delen yıldızdır.Tarık 1-3

Bu şekilde bakıldığında insan içinde bulunduğu karanlığı delebilir.Buna göre onun karanlığının delinmesi ancak yıldız olma niteliğine haiz olan ile mümkünse o kendi semasında bu yıldızları gecelerindede gözlemeli,güneşi ile gündüzlerini de aydıtlatmalıdır.Şu halde o tüm zamanında bu yıldızlarla yolunu bulabilir.

Diğer taraftan  İbrahim(a.s) güneş ,ay ve yıldıza bakarken,Yusuf (a.s)’ın önünde bunlar secde etmektedir. Acaba bu secde nedendir.

Hani Yusuf babasına: “Ey babacığım, gerçekten ben on bir yıldız, güneşi ve ayı gördüm. Gördüm ki onlar bana saygı ile yöneliyorlardı.” demişti. …..“Ve Rabbin seni böylece beğenip seçecek, sana rüya yorumuna dair bilgi öğretecek ve daha önce ataların İbrahim ve İshak’a tamamladığı gibi senin ve Yakup ailesinin üzerindeki nimetini tamamlayacaktır. Şüphesiz ki Rabbin Alîm’dir, Hakîm’dir.”Yusuf 4/6

Bu durum yıldızlarla insanın olması gereken ilişkisini göstermektedir.Şu hali ile insanın yıldızlarla olan ilişkisi saygı duyulacak bir konumda olmaktır.Bu Hangi mahluk olursa olsun böyledir.Buna göre insan yıldızların kendi önünde eğildiği ve  onların böylece kendisine saygı duyacağı bir konum sahibi olmalıdır.

Geceyi, gündüzü, güneşi ve ay'ı sizin hizmetinize verdi. Yıldızlar da O'nun emriyle (size) boyun eğdirilmiştir. Şüphesiz bunda aklını kullanan bir toplum için ibretler vardır. Nahl 12
İşte İbrahim(a.s)da yıldızların konumu yol gösterme kelimesine vurgu yapılarak belirlenirken  Yusuf(a.s)’da insana saygı kelimesine vurgu yapılmaktadır.İşte insanın olması gereken konum son kertede yusuf (a.s) gibi güzel bir yıldız olarak zamanına ve geleceğe ışık göndermesidir.

Bu noktada onun yapması gerken husus yıldızlardan istifade etmesidir..

 

 

İbrahim yıldızlara bir baktı.

"Ben hastayım " dedi.

90- Bunun üzerine onun yanından kaçtılar.

91- İbrahim de; gizlice onların tanrılarına sokuldu. "Size sundukları yiyecekleri yemiyor musunuz?"

92- "Neyiniz var konuşamıyor musunuz?" dedi.

93- Ve gizlice üzerlerine yürüyüp sağ eliyle putlara kuvvetli bir darbe indirdi.

94- Bunun üzerine puta tapanlar koşarak İbrahim'in yanına geldiler.

95- İbrahim onlara "Elinizle yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz?"

96- "Oysa sizi de, yaptığınız bu şeyleri de Allah yaratmıştır" dedi.

97- Puta tapanlar: "Onun için bir bina yapın da onu ateşe atın" dediler.

98- İbrahim'e bir tuzak kurmak istediler, biz de onların tuzaklarını boşa çıkardık, onları alçalttık.

99- İbrahim dedi ki: "Ben Rabb'ime gidiyorum, O beni doğru yola iletecek. "Saffat Süresi.88-99

İbrahim (a.s)’ın kavminin şirk ve onun namazına çağrıya karşı yıldızlara bakması anlamlıdır.Onun yıldızlara bakması bu çağrı karşısında yapabileceğinin ne olduğunu tayin etme manasındadır.Buna göre yıldızlar şirkten ve onun namazından alıkoyucu olarak kendilerine bakılacakken diğer taraftan insanların durumlarını dert edinilerek yıldıza bakanı rahatsız edecektir.Bu hali ile onların sapkınlıklarına karşı doğru yolu göstermek üzere onların karanlık dünyalarına sağ eliyle kuvvetlice yıldızı çarpıp  aydınlatma yoluna gidecektir.

Ortada iki yol vardır.Ya Tüm kainatın ve peygamberlerin ışıklarını aldıkları, Büyük ışık kaynağı olan(Nur) Allah’a doğru giderek aydınlanmak ya da şu örnekteki insanlar gibi olmaktır.

 Bunların örneği, ateş yakan adamın örneğine benzer; (ki onun ateşi) çevresini aydınlattığı zaman, Allah onların aydınlığını giderir ve göremez bir şekilde karanlıklar içinde bırakıverir.

(Onlar) Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Bundan dolayı dönmezler.

 Ya da (bunlar) karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşek(ler)le yüklü, 'gökten şiddetli bir yağmur fırtınasına tutulmuş gibidirler ki, yıldırımların saldığı dehşetle; ölüm korkusundan parmaklarıyla kulaklarını tıkarlar. Ama Allah kâfirleri çepeçevre kuşatıcıdır.

 Çakan şimşek, neredeyse gözlerini kapıverecek; önlerini her aydınlattığında (biraz) yürürler, üzerlerine kanlık basıverince de kalakalırlar. Allah dileseydi, işitmelerini de görmelerini de gideriverirdi. Hiç şüphe yok Allah, herşeye güç yetirendir. Bakara 17-20

Şu halde aydınlanmak isteyenlerin göğünde şu ayet parlak bir yıldızı olarak klavuzluk yapar.

Ey insanlar, sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize kulluk ediniz ki sakınasınız.Bakara 21

 

 

 

 

 

 

 

 

 

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

En Çok Okunanlar

ANKET - ARAŞTIRMA