20 Temmuz 2018 Cuma

Mizan Olarak Oruç

14-05-2018 20:22 Güncelleme : 05-06-2018 01:36

Mizan Olarak Oruç

Yeme, içme ve cinsel arzuyu tutma ile Saldırganlık, haddi aşmak, kötü söz söylemek, çirkin fiil işlemekten uzak olmak, daha genel olarak insanın hevasının peşinde koşan değil, onun dizginlerini eline alan muhkem bir kişilik olması eğitimi gözetilmektedir. Bu hali oruç, insanı ıslah eden, arındıran, nefsi üzerinde otorite sahibi olan ve dengede karar kıldırma noktasında sebat veren bir eğitim olmaktadır.

Oruç,

Oruç insanlık tarihinin derinliklerine kadar uzanan bir eğitimdir. Yüce Allah orucu daha önceki milletler üzerine yazmıştı.

 Sizden önceki ümmetler yazıldığı gibi size de oruç yazıldı. Bakara 187

Orucun yazgı olması insanın yaratılışın denge üzere olması ile örtüşür.

Zira Allah, ayetinde “…………. ki o seni yarattı, düzenledi ve sana denge verdi. İnfitar 6-7 der.

 Orucun temeli de eğitim ve dengedir. Bunlar ise tutma kavramı ile ifade edilir.

Denge de tutma…

Zaten insanın en büyük sorunu da dengeden bir çok etki altında kayması değil midir?

 İşte oruç bu manada anlamlıdır. O, zaman ve mekanı aşan bir dengede tutma eylemidir.

Namaz kılma, zekat verme gibi orucun tutulması , tutma kelimesi ile ifade edilmesi anlamlıdır.

Oruç tutma; yeme ,  içme ve cinsel arzuyu belli zamana kadar tutma iken bunların helal ve temiz olanından ise oruç gecesinde istifade etme serbestisi  vardır.

Dikkat edilirse orucun  tutma eylemi ve serbestisi, bastırmak anlamında değil aslında bir denge kurmak için vardır.

Bu manada oruç ,  tutulması gerekenleri yerinde tutmak, ifa edilmesi gerekenleri de ifa etmek olarak karşımızda durur.

Yeme, içme ve cinsel arzuyu tutma ile Saldırganlık, haddi aşmak, kötü söz söylemek, çirkin fiil işlemekten uzak olmak, daha genel olarak  insanın hevasının peşinde koşan değil, onun dizginlerini eline alan muhkem bir kişilik olması eğitimi gözetilmektedir. Bu hali oruç, insanı ıslah eden, arındıran, nefsi üzerinde otorite sahibi olan ve dengede karar kıldırma noktasında sebat veren bir eğitim olmaktadır.

Oruç, toplumsal olarak ta insanların durumlarını idrak açısından büyük bir eğitimdir. Zira bazı haller ancak yaşanarak bilinir. İşte, aç insanın halinden tok değil, onun gibi olan anlar. Böylece o, açlığın ne olduğunu ya da bu halde olan insanların hallerinin ne  olduğunu  daha iyi anlar. O, insanlar ile paylaşmanın güzelliğini anlar, kaynaşmayı, kucaklaşmayı derinden hisseder. Yoksul ve yoksunu öteki gibi görüp, onun bu halde kalmasını kadere bağlamaz. O devrimci kimliğini bir kez daha gösterir ve bu kişinin hapsedildiği bu zindandan çıkması için onunla paylaşır.(Beled 13).Ona değer verir, insan olarak onun değerli olduğunu ona hissettirir. Böylece kalbindeki merhamet duyguları açığa çıkar ve insanların hallerine kayıtsız kalamaz. Toplumsal sınıf veya kutuplaşma değil, kaynaşma ve kardeşlik bilinci gelişir.

Orucun ramazan ayında olması da manidardır.

Ramazan, toprağı sıcak bulan yağmur anlamındadır. Kur’anın indiği zamanda topraktan yaratılan insanlarda ateşler içinde idi. İnsanların birbirlerini köleleştirip, canlarını, mallarını, ırzlarını haksızca kendilerine helal kılıp, kız çocuklarını diri diri toprağa gömmekte, kötü alışkanlıkları ve fiilleri ise had safhada idi.

Allah, onlar bu halde iken yağmuru, Kur’anı indirdi ki, onlar için Kur’an bir rahmet ve ferahlık olsun, onlara  ruh versin.

Orucun bu ayda tutulması, oruçta, Kur’anın gözettiği ilkelerin  bulunmasındandır. Böylece oruç Kur’anın uygulanmasının göstergesidir. Zira Kur’an insanı tutan, ona hadlerini bildirip, iyiliği, adaleti, vermeyi iş olarak emrederken, diğer taraftan fuhşu, kötülüğü ve azgınlığı yasak eder. İşte bu yasaklara karşı bireyin kendisini tutması ama emredileni ifası oruçta toplanmıştır.

Kur’an bu tutma eylemini emrederken, yemeyi, içmeyi de emreder. Çıkarılan mahsulleri sayar .Bunların kulların istifadesine sunulduğunu söyler.Ama israfı yasaklar.

Evlenmeyi teşvik eder, ama zinayı yasaklar.

İşte Kur’anda tutma varken, bu tutma “dengede tutma” manasında olmaktadır.

Hal böyle olunca oruç sadece ramazan ayına özgü bir etki bırakmamalıdır. Ramazan ayı dışında diğer tüm aylarda da kişi kendini denge de tutmalıdır. Ramazan ayı bu dengede tutmanın vurgusunun yenilenerek yapıldığı bir ay iken, diğer aylarda da bu aydan edinilen tecrübeler konuşturulur.

Gördüğümüz O’dur ki  bir çok insanda oruç denge ve sürekliliği ifa edememiştir. Fakat bu, orucun kendisinden değil . insanlardan kaynaklanmıştır. Çünkü, Oruç insanı tutmaz. Ancak fail olan insan orucu tutar. Diğer taraftan  insanların bir çoğu orucu mahalle baskısından , gelenekten, atalarından görme üzere algılarken , onun geniş ve derin manalarından habersiz sadece yeme, içme ve cinsel arzuyu tutma olarak algılamaktadırlar.

Diğer bir deyişle bu insanlar orucu “dengede tutma ve süreklilik eğitimi” olarak idrak etmediklerinden , onun eğitiminden geçer not alamamışlardır.  

Zira birey , orucu ; nefsi  ve toplum ile olan ilişkilerini “dengede tutma” eğitimi olarak kabul etmesi gerekirken,  sözkonusu dengeyi tüm zaman ve mekanında(süreklilik) tutmalıdır.

 

.

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

En Çok Okunanlar

ANKET - ARAŞTIRMA