18 Kasim 2018 Pazar

Adiyat Süresi Tefsiri

12-05-2018 18:08 Güncelleme : 05-06-2018 01:47

Adiyat Süresi Tefsiri

Gelen tüm elçilerin kavimlerine karşı bu tür uyarıları olmuştur. Onlar ben size o günün azabı gelmezden önce gönderilmiş güvenilir bir elçiyim diyorlardı. Şimdi ise o gelecek olanın yolda olduğundan bahsediliyor. Bu hali ile sözkonusu durum apaçık bir şekilde bir endişe kaynağı olmalıdır. Bu endişe ınkılabi “bir endişe olarak taşlaşmış statükocu zeminlerde kıvılcımlar saçan çarpışmalara girmeyi salık vermelidir. Bu endişe her işin sabahında(başlangıcında) kendini hissettirmeli,bu endişe tehlike olabilecek tüm her şeyi toz dumana katmalı onu merkezinden(ortasından) dalarak bir daha ayağa kalkmamak üzere toz zerreleri haline getirmelidir. Fakat buna rağmen insan ünsiyet kurduğu nimetlerin etkisine girmekte ve bu endişeyi bunlar ile gidereceğini zannetmektedir. Oysa sonuç olarak o böyle bir ilişki içine girdiğinde kendisini parçalamakta ve kendisini duman etmektedir.

Soluk soluğa koşanlara.

Kıvılcımlar saçanlara

Sabahleyin akın edenlere

Tozu dumana katanlara.

Topluluğun ortasına dalanlara.

Muhakkak ki insan Rabbine karşı nankördür.

Bu ifadeler yolda olup, son sürat yaklaşan bir tehlikeyi haber vermektedir.Bu öyle bir şeydir ki koşarken ağız ve burnundan aldığı nefesler neredeyse yetmemekte, yerlere öyle basmaktadır ki o yerler onun şiddeti  ile etrafa kıvılcımlar saçmaktadır.

Apaçık bir şekilde ağır ve seri bir tehlike ,korkutucu işler yapmak üzere yollara çıkmıştır.

O şey sabah olmakla birlikte akın etmektedir.Onun saldırıya başladığı an günün başlangıcıdır.İnsanların gafil olduğu bir zamandır.Ama bu zamanda o korkunç akın başlamaktadır. Öyle ki insanların farkına varmadıkları bir anda seri bir şekilde topluluğun içine dalarak bi r korku ve panik içindearalarına grip,  geçtiği yerleri kasıp kavurmakta oralardan geçtiğinin işaretlerini bırakmaktadır.Orada  büyük bir toz bulutu,enkazlar,solmuş bahçeler,evleri başlarına yıkılmış insanlar vardır.

Gelen tüm elçilerin kavimlerine karşı bu tür uyarıları olmuştur. Onlar ben size o günün azabı gelmezden önce gönderilmiş güvenilir bir elçiyim diyorlardı. Şimdi ise o gelecek olanın yolda olduğundan bahsediliyor.

Bu hali ile sözkonusu durum apaçık bir şekilde bir endişe kaynağı olmalıdır. Bu endişe ınkılabi “bir endişe olarak taşlaşmış statükocu zeminlerde kıvılcımlar saçan çarpışmalara girmeyi salık vermelidir.

Bu endişe her işin sabahında(başlangıcında) kendini hissettirmeli,bu endişe  tehlike olabilecek tüm her şeyi toz dumana katmalı onu merkezinden(ortasından) dalarak bir daha ayağa kalkmamak üzere toz zerreleri haline getirmelidir.

Fakat buna rağmen insan ünsiyet kurduğu nimetlerin etkisine girmekte ve bu endişeyi bunlar ile gidereceğini zannetmektedir.

Oysa sonuç olarak o böyle bir ilişki içine girdiğinde  kendisini  parçalamakta ve  kendisini duman etmektedir.

O bu nimetler ile kendisini güvende hissedeceğini zannederken ,diğer taraftan  bu nimetlerin elinden gitmesi halini bir endişe kaynağı olarak görmektedir.

Rabb bu nimetleri ona verdği halde onun bunu verene karşı nankörlük etmesi gerçekten de nankörcedir. Zira onun insan olması hesabı ile ünsiyet kurduğuna bir düşkünlüğü olacak ise aslında onun en çok ünsiyet kurup ta varlığını ona borçlu olduğu Rabbine karşı nankör olmaması gerekmez mi?Ama o buna rağmen Rabbin verdiklerine bağlı olup Rabbine karşı nankörlük etmektedir.

Oysa bunlar ona Rabbine nankörlük edip onunla ünsiyetini kesmesi için değil,onunla ünsiyet kurması hatta daha güçlü bir şekilde ünsiyet kurması için verilmişti.Bu güçlü ünsiyet terbiyevi olduğunda vukubulur.Şu halde o terbiyevi yaklaşmalı idi.

Onun nankörlükten Rabbine kaçması doğru yol alması gerekir.

Ona doğru kştukça koşması,yerlere sağlam basarak kıvılcımlar saçması,her daim sabah gibi kendini yenileyerek ,önündeki her engeli toz duman edip,onun ortasından girip yarmalıdır.

Muhakkak ki o bunun üzerine şahittir.

İnsanın Rabbine karşı nankörlüğü şehadetle sabittir.O’nun nankör olduğunun şahidi Rabb ve yine aynı zamanda kendisidir.Şu halde o bunu bilmektedir.

Rabb şahittir. Zira onun bunu bildirmesi O’nun şahit olduğunu ortaya koyar.

Buna insanda şahittir.İnsanın şehadeti O’nun bundan gaflet halinde olmadığını ifade eder.bu halde o nankörlüğünü bilmez değildir.

O bu halinden gafil olmadığı gibi bu durumun farkındadır.

Onun bu durumu bildiği sürekli bir durum iken şahit olduğu ise apaçık bir şekilde zaman zaman açığa da çıkmaktadır.

O, sizi tek bir nefisten yarattı ve kendisiyle sukunet bulasınız diye kendinzden  eşini var etti. Onu örtüp-bürüyünce, o da bir yük yüklendi de bununla gezindi. Nitekim ağırlaşınca, ikisi Rableri olan Allah'a dua ettiler: "Eğer bize sağlıklı (bir çocuk) verirsen, andolsun şükredenlerden olacağız.

Fakat (Allah) onlara sağlıklı bir çocuk verince, kendilerine verdiği bu çocuk hakkında Allah'a ortak koştular. Allah ise onların ortak koştuğu şeyden yücedir."Araf 189-190

Ya da azgın dalgalar içinde dolu gemide giderken de insan koştuğu ortakları unuturda Rabbe,kendisini kurtardığında O’na hiçkimseyi ortak koşmayacağını söyler,ya da başına büyük bir olay gelip o olaydan kurtulduktan sonra kendince yapması gereken olupta yapmadıklarını yapmaya başlar,

Aslında bunlar onun kendisinin kendi ağzı ile ifşa etmiş olduğu işlerdendir.

Bu hali ile insan nankör olduğunu ya da yeterince şükretmediğinin bilincindedir.

O’nun bu durumuna karşı ileri sürebileceği hiçbirşeyi yoktur.

Muhakkak ki o malı çok sever.

İnsan mala karşı bir düşkünlük gösterir.bu onun yaratılışında karşı konulamaz olmasa da vardır.Bu arzu mal ile yan yana geldiğinde bu arzu daha da şiddetlenir.

Mal onun kendisini bir tür tanımlamasıdır.O kendisini o mal ile güçlü zanneder ve ona yönelir.

Bu onda bir sevgi oluşturur.Bu sevgiyi gün geçtikçe büyütür.

Bu sevgi öyle bir hal alır ki insan ona karşı artık sevgisini değil kendisini verir.Mal artık onun içine aldığı nefesi olur,onunla nefis bulacağını zanneder, onunla yeryüzünü sallayacağını zanneder,nefsine ve etrafına karşı kıvılcımlar saçar halde toz duman çıkarır da onların bütüncüllüğünü ortadan ikiye ayırır.Nefisni parçalar, toplumda bozgunculuk yapar.

Bilmez mi kabirlerin içindeki dışarı çıkarıldığında

Nasıl ki vucut reddettiğini kusarak dışarı çıkarırısa işte o günde kabirlerde olan insan dışarı çıkarılacaktır.

Şu halde aslında o kendini içine sığmayacağı bir yere,kabre, koymuştur.Onun yeri burası değildir.Ama o mal sevgisi ile kendisini daha baştan kabre koymuştur.

Fakat Rabb onun bu durumunu izhar ederek onu bu durumdan çıkmasını istemektedir.”Ey insan, sen bu şekilde kabirlere sığmayacak kadar büyüksün o halde üzerideki bu toprağı at ,bu kabirden çık” demektedir.

İnsan gerçekten de o kabirden istese de istemese de çıkarılacaktır.Şu halde mal sevgisi ile hayat sadece bu dünya  görüşü vesveseleniyorsa da ,hayat bu dünya ile son bulacak değildir.

Göğüslerde olan toplandığında.

İnsanın içine attığı ,içinde ekip yeşerttiği tüm herşyein toplanması yapılacaktır.Bunlar orada kalıp,toprak ile birlikte yokolup gitmez.

O gün insanın mal sevgisi ya da tohumunu içine atıp yeşertip içini tümü ile sardığı bu sevginin mahsulu şimdi alınacaktır.

Her ne kadar mal sevgisi ya da dünya malı dünyada kalsad aonun göğüste meydana getirdiği hasıla o gün bir araya getirilecektir.

Bu hali ile göğse atılan hiçbir şey yada göğüste büyütülen hiçbir şey yoktur ki o bu toplanmanın dışında olsun.

O gün Rabbleri onlardan haberdardır.

Rabb haberdardır. O’nun haberdar olması her şeydedir. Onun haberi insandandır da.İnsanın yaptığı,söylediği,düşündüğü ya da aklından teğet geçen hiçbir şey yoktur ki onun haberinde olmasın.

Onu haberdar olması insanın tümü ile gözetlendiğini ifade eder. Diğer bir deyişle o yalnız başına değildir.

Rabb onu yaratıp onu kendi haline terk etmemiştir. Onun tüm her şeyinden haberdardır.Bu hali ile insan kendisinin sürekli olarak haberlerini bilene karşı kendisinden de haberdar olarak gaflet içinde olmaksızın  nankör olmamalıdır.

Rabbi terbiyecisi olarak görmelidir. Onun terbiyesi ile terbiye olmalı sevgisini tümü ile ona vermelidir. Sevgisini tümü ile ona verdiği gibi göğsünde onun sevgisini büyütmeli ve bunun hasılatını toplamalıdır.

Rabbe bu haberlerini vermelidir.

 

 

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

En Çok Okunanlar

ANKET - ARAŞTIRMA