17 Agustos 2018 Cuma

İnşirah Süresi Tefsiri

05-05-2018 17:54 Güncelleme : 07-05-2018 13:02

İnşirah Süresi Tefsiri

Daha önce“senin üzerine ağır bir söz bırakacağız”denmiş ve hatta dağların bile üzerlerine indiğinde parçalanacağı söylenen bu ağırlık O’na geceyi bir vatan gibi kullanarak okuması söylenerek bu ağır yükün hafifleyeceği söylendiği gibi,Ona bu sözü yüklenmediği halde karşılacağı ağır yükler haber verilerekte beli büken yük hafifletilmektedir.”Rabbini vekil tut” emri de büyük bir genişliktir. Yorulma Rabbe rağbet etme olarak yapılacaktır. Rabbe rağbet etmek isteyen birey yorulacaktır.Rabbe rağbet etme istenen bir yorulmadır.Zor bir yorulma değildir. Ama bu rağbet dinlenme halinde de olacaktır. Şu halde yorulma ve dinlenme halinde de O’na rağbet edilecektir.İşte O’na rağbet etme bir sürekliliği ihtiva eder. Rağbet edilmesi gereken O’dur. Zira o Rabb’tir.Yediren,içiren,hastalandığında şifa veren,yaşatan ve öldürecek olandır. Rabbe rağbet ile göğüs genişliği ve ağır yüklerin indirilmesi sözkonusu olabilir. Böylece zorluklar kolaylığa dönüşür.

Biz senin göğsünü genişletmedik mi?

Hitap bireyedir .Ona söylenen ise  O’nun tecrübe edinip,semeresinden istifade ettiği o nimettir.O’nun tecrübe ettiği ve bizzat yaşadığıdır.

Şu halde O’na hatırlatılan yaşadıklarıdr. Böylece o, hal için geçmişi hatırlamalıdır.Yani “geçen” onun için gelip geçmiş değildir.Geçen, hal ve gelecek ile bir bütünlük arzeder.

Şu halde geçenin üzerinde durularak ondan olan hatıraları canlı tutmak gerekir.Şayet geçen olumsuz ise de onun bu durumu üzerinde ondan kurtulmuş olmanın göğüs genişliğini idrak etmek gerekir.

Göğüs darlığı, için sıkıntı dolu olmasıdır.Bu, baskı ya da endişeden kaynaklanarak bireye daral getirecektir.

Bu darallık bireyin hissettiği bir olgu olarak tüm genişliğine rağmen alemi O’na dar kılacaktır.

Bu aşamaya gelene kadar Onun gögsünü daraltanlara bakıldığında bu daraltmalara rağmen O’nun göğsünün genişlemesi bir faili muhakkak kılar.

Aslında bu “Biz” diyenin kendisini  hatırlatma biçimlerindendir. Bu O’nun bireyi yalnız başına  bırakmadığının apaçık göstergesidir. O’nu fırtınalı denizlerde yalnız bırakmadığı gibi,işlerinin yoluna konulmasında da yalnız bırakmamıştır.Bu ondan başkasının ifa ettiği işler değildir.

Böyle bir şeyi vermek , biz ifadesi ile ifade olunuyorsa bunun anlamı bu şeyin büyük bir şey olduğu ve yine bu şeyi yapanında büyük ve yüce olduğunu ifade eder.Bu büyük lük ve yücelik O’nun büyüklenmesi ve yüceltilmesini muhatap açısından gerekli kılar.O halde muhatap O’nun bu genişliği vereceğini bilerek O’na bu ferahlığı hasrederek,O’ndan başka kimseden bu ferahlığı bekleyemez

Çünkü O’ndan başka kimse bunu veremez. Bunun verilmesi için O’nun gibi büyük ve yüce olmak gerekir ki ,O’nun gibisi yoktur.Bu halde ferahlık ancak O’ndandır.

Bazıları bu durumları bir takım tabiat olaylarına bağlayıp, mutlak belirleyici olarak onları kabul edip,insanın kendisinin sebebi işleten olarak ifa ettiğini zannediyorlarsa da aslında onlar dar bakış içinde olanlardır.

Bu ayetin muhatabı olan birey ,her bir bireydir.

Rabbe yönelen birey olmasa da böyledir. O her ne kadar Rabbe rağbet eden olmasa da genel anlamda bir göğüs darlığı içinde olacaktır. Ama ara ara göğüs genişliği ile de muhatap olacaktır.Bu hali ile onun göğsünün genişletmesi” Biz” le olmuştur.

Ya da bireyin Rabbe rağbet etmeden önceki Halide göğüs darlığıdır. Rabbin dilemesi ile onun öğüt alması  bu onun için göğüs ferahlığıdır.Zira bundan önce o toplum içinde kendini yalnız hissederken, hiçbir şey onu tatminde etmekte değildi.

Zira öncelikle vahyin inzali göğüsler için bir şifadır.

“Ey insanlar, Rabbinizden size bir öğüt, sinelerde olana bir şifa ve mü'minler için bir hidayet ve rahmet geldi. Yunus 57”

Allah kimi hidayete erdirmek isterse,O’nun göğsünü islama açar,Kimi de sapıklıkta bırakmak isterse O’nun göğsüne sanki göğe çıkıyormuşcasına darlık verir.En’am 125

Bu aşamadan sonraki süreçte de şüphesiz bir göğüs darlığı ile muhatap olunacaktır.Bu darlık muhataplardan durumlarından dolayıda makes bulmaktadır.

Rabbin zebaniler ile menedeni savma tehdidinde bulunması,onu bana bırak,onun burnunun üzerini damgalayacağız şeklinde ifadeler,düşmanın durumunda dolayı hasıl olacak göğüs darlıklarına karşı bir göğüs genişliğidir.

Onun için kesintisiz bir ecir müjdelenmekte ve Rabb O’nun yüce ahlakına bizzat kendisi şahitlik ederekte bireye göğüs genişliği vermektedir.

Şu halde duha süresin sonunda Rabbin sana olan nimetini anlat derken , O yetimin, ihtiyaç sahibinin ve aynı zamanda tüm insanların Rabbten gelen ama “haber verici bir nimeti” olarak bu nimeti israf edeceklere karşı ,bu nimete nankörlük edeceklere karşı, bu nimeti taşlayacak olanlara karşı, O’na göğsü genişlettiği hatırlatılırken ,sadece ferahlık değil,bundan çok öte bir güzellik ve lezzet vermektedir.

Üzerindeki yükü indirmedik mi? Öyle ki o senin belini çökertmişti.

Bir yandan göğüs genişliği, içten bir ferahlık iken şimdi üzerine binen ağır bir yük hem de öyle bir yük ki beli çökertecek derece de ağır bir yük içindedir.Bu durumda birey her yönü ile ağır bir baskı ve göğüs daralığı içinde sıkıntılarda olduğu halde O’na hem göğüs genişliği hem de O’nun yükleri indiriliyor.

Daha önce“senin üzerine ağır bir söz bırakacağız”denmiş ve hatta dağların bile üzerlerine indiğinde parçalanacağı söylenen bu ağırlık O’na geceyi bir vatan gibi kullanarak okuması söylenerek bu ağır yükün hafifleyeceği söylendiği gibi,Ona bu sözü yüklenmediği halde karşılacağı ağır yükler haber verilerekte beli büken yük hafifletilmektedir.”Rabbini vekil tut” emri de büyük bir genişliktir.

Ayrıca sana kolay olanı kolaylaştıracağız vaadi de yerine getirilmişti.

Şu halde bu yükler hafiflemiştir.

Ama bu hafifleme bu yükü atma şeklinde ya da ondan kaçma ile husule gelmiş değildir. Birey bu yükü taşıma sorumluluğu içinde olmuştur. Bu hali ile bu yük O’nun gecesini ve gündüzünü belirlemiştir.

Şu halde bu yüke bu ciddiyetle sarılanın bu durumundan dolayı ona göğüs genişlemesi vermiş,O’nun yükünü indirmiştir.

Öyle ki birey o yükü  belini bükecek derecede yüklenmiştir. Diğer bir deyişle o yük belini bükecek derecede de olsa onu almaktan imtina etmemiştir.

Ve senin adını yüceltmedik mi?

Bu aslında bir insan için en büyük payedir.O’num adının dereceler sahibinin yanına doğru yükseltilmesi ,değersizlikten,sıradanlıktan değere ve seçilmişliğe geçmektir.

Rabb böyle ağır yükü yüklenenlerin yükünü indirip göğüs genişliği verirken,onu bu yükün ağırlığından vareste kılarak yükseltir.

Bu O’nun yasasıdır.Bu yasaya göre yükselme derecelerinin sahibinin yanına yükselme bu ağır yükün altına girmekle mümkündür.Bu yükler altına girme iradesini gösterenler ise o ağır yük altında kalacak değildir.Bu iradeyi onlar “ancak sana kulluk eder ve ancak senden yardım dileriz”duası ile girmiş ve Derreceler sahibi onların yüklerini indirerek bu sürecin tümü ile onun adını yükseltmiştir.

Bu ayetin ilk elden muhatabı olan Muhammed a.s’ı düşünelim.Mekke’de 1400 yıl öncesinde yaşamış bir yetim iken O’nun adı 1400 yıl ötede ve O’nun yaşadığı yerlerden binlerce kilometre ötelerde ,büyük bir özlem ve hasret gözyaşları ile anılmakta,insanlar çocuklarının adlarını O’nun adını vermekte,hatta istatiki olarakta en çok verilen O’nun adı dahi olabilmektedir.

İşte yükselme derecelerinin sahibinin adı yükseltmesi böyledir.

Bu O’nun rızasıdır.Bundan büyük bir şey yoktur ,bu bireyin istediği rızadır.

Buna rağmen daha önce yaşamış olup ta Rabbe rağbet etmemiş olduğu halde insanlar arasında takdir toplayan kimseler de vardır.

Ama bunların adının yükseltilmesi sözkonusu değildir.İnsanlar arasında ki takdir Yükselme derecelerinin yanında da bir takdir olacağı anlamına gelmez.

Bunların adı insanlar arasında ama bu dünya zamanı içinde kalır.Bunun onlara bir faydası yoktur ki.

Oysa senin adının yükselmedik mi ifadesi,zamanda yatay olarak bir artışı ,ölümden sonrada dahil olmak üzere ifade ederken,dikey olarak bir yükselmeyi de ifade eder.Şu halde adın  tüm varlığı kaplayacak bir yükseltilmesinden bahsedilmektedir.

Muhakkak zorlukla beraber bir kolaylık vardır.Muhakkak zorlukla beraber bir kolaylık vardır.

Zorluk bir mazerat değildir. Bunu mazeret olarak gösteren onun ne olduğunu bilmeyendir.Zira o bunu mazeret olarak gösterirse o ona zor olur.Şu hali ile o kendisine bunu zorlaştırır.

Oysa zorluk yalnız değildir.Onunla beraber kolaylık vardır.Böylece zorluğu kolaylıkla birlikte görmek gerekir.

Bu durumda aslında kolaylığın yanında da zorluğun varolduğunu söyleyebiliriz.Zorluk ve kolaylık birbiriden bağımsız mutlak tek olarak var değildir.

Göğsün genişlemesi için O’nun daralması gerekir, Yükün indirilmesi için yükün beli çatırdatması  gerekir.

Buna göre zorluk kolaylığın bir önceki kapısı olmaktadır.

Ayette bunun iki defa vurgu yapılması bu durumun mutlak olduğunu ifade eder.

Öyle ise boş kaldığında hemen yorul.

O halde boş kalmak yok. Yatma düşüncesi, zamanı boş şeylerle ile öldürme,zaman geçsin diye uğraşma olmamalıdır.

Ya da işin can sıkıcı olması,ağır bir yük olması da atalete sürüklememelidir.

Zira boş kalmak değil, yorulmak emredilerek boş kalmaya dahi fırsatın olmamasından bahsedilmektedir.

Hatta bitkinlikten düşünceye kadar bir yorulmaktan bahsediliyor.

Bu halde yapılan işe tüm güç ve yetenekler ile sarılıp onun ifası için enerji ve imkanların kullanılarak o işin ciddiye alınmasından bahsedilmektedir.

Böylece boşa geçecek  bir an dahi yoktur.Bu dinlenmeye mani değildir.Dinlenme olacaktır.Zaten gecenin yaratılış amaçlarından biri bu iken bu dinlenme daha çok yorulmak için güç toplamadır.

Rabbine Rağbet et.

Ama yapılacak yorulma nedir? Bu sorunun cevabı da verilmektedir.

Yorulma Rabb için iken yorulma terbiyevi olacaktır.yani yorulma sadece yorma amaçlı olarak yapılmalı değildir.

Yorulma Rabbe rağbet etme olarak yapılacaktır. Rabbe rağbet etmek isteyen birey yorulacaktır.Rabbe rağbet etme istenen bir yorulmadır.Zor bir yorulma değildir.

Ama bu rağbet dinlenme halinde de olacaktır. Şu halde yorulma ve dinlenme halinde de O’na rağbet edilecektir.İşte O’na rağbet etme bir sürekliliği ihtiva eder.

Rağbet edilmesi gereken O’dur. Zira o Rabb’tir.Yediren,içiren,hastalandığında şifa veren,yaşatan ve öldürecek olandır.

Rabbe rağbet ile göğüs genişliği ve ağır yüklerin indirilmesi sözkonusu olabilir. Böylece zorluklar kolaylığa dönüşür.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

En Çok Okunanlar

ANKET - ARAŞTIRMA