21 Nisan 2018 Cumartesi

Fecr Süresi-3

07-04-2018 15:53 Güncelleme : 20-04-2018 18:00

Fecr Süresi-3

O imtihan için verilenleri bundan başka olarak gördüğünde onlara bağımlılık anlamında müptela olur Zaten sözkonusu edilenlerin hicr sahibi olmaktan uzaklaşmalarının nedeni onların imtihan için verilenleri hem bir hak olarak görmeleri hem de elde edilmesi gereken bir hak olarak müptela olmalarından kaynaklanmaktadır

Ama insan   Rabbi ona ikram ettiği ve nimet verip denediği zaman derki  Rabbim bana ikramda bulundu

Genel olarak insanın muhatap olduğu unsurlara karşı belirli bir algılayış şekli vardır ki Terbiye edici   insana sözkonusu algılayış tarzını haber verirken onun psikolojisine vurgu yapmakta ve onu bu algılamaya karşı uyarmaktadır

Terbiye edici insanı sınamak için verir  Bunun için geniş ikramlarda bulunur veya yine büyük nimetlerde de bulunur

Ama bunların verilmesi insanın kendi konumunu bilmesi içindir Yoksa onun bu konumdan sapması ya da bu konuma aykırı bir davranışta bulunması için değil

Ona verilen bu ikram ve nimetler sözkonusu edilen Ad   Semud ve Fir’avn gibi verimli ve geniş ikramlar şeklinde olduğu halde bu insanın algılaması o ikram ve nimetlerin sanki kendi hakkı imiş gibi algılamasıdır

Şu halde o bunları kendi hakkı olarak görürken   bunlar üzerinde de doğal olarak dilediği gibi tasarruf etme yetkisini kendinde görecektir

O bu ikram ve nimetleri kendisinin bir hakkı olduğun söylerken diğer taraftan onların neden verildiğini anlamış değildir

Zira bunu anlasa idi o bu ikram ve nimetlere böyle yaklaşamazdı

Onun bu şekilde yaklaşımı daha baştan kendi içinde apaçık bir çelişki yaratmaktadır

Zira bu ikram ve nimetleri verenin Rabb olduğunu kendisi söylediği halde diğer taraftan Rabbi bunlar üzerinde müdahil olmayan ve kendisine vermek zorunda olan bir Rabb olarak kabul etmiş olmaktadır

Oysa Rabbin ona bu ikram ve nimetlerde bulunması   ne ona bunlar ile değer verildiği ne de bunların onun hakkı olduğundandır

Bunların verilmesinin tek nedeni onun ancak imtihana mübtela olmasıdır

Bunlar ona imtihan için verildiği halde onun bunu değer ve hakk olarak görmesi işte onu hicr sahibi olmamasından kaynaklanır

O imtihan için verilenleri bundan başka olarak gördüğünde onlara bağımlılık anlamında müptela olur Zaten sözkonusu edilenlerin hicr sahibi olmaktan uzaklaşmalarının nedeni onların imtihan için verilenleri hem bir hak olarak görmeleri hem de elde edilmesi gereken bir hak olarak müptela olmalarından kaynaklanmaktadır

Oysa bu ikram ve nimetler onlara verilirken Rabbin sıfatı ile verilmiş olması hesabı ile terbiyevi manada verilmiştir

Diğer bir deyişle  insan için bu ikram ve nimetler bir girdi iken Rabbani olması hesabı ile insanı terbiye eden bir çıktı olması gerekmektedir

Onun bu tür bir çıktı olması halinde işte o zaman insan için onun bir nimet ve ikram olarak algılanmış olması söz konusudur.

Fakat onun rızkını bir takdire bağlayıp imtihan etse o zaman da der ki: Rabbim bana ihanet etti

Amma Rabbin diğer bir şekilde olan imtihanına düçar kıldığında ise onun yaklaşımı bu durumda biraz önceki kör bakışın devamı olacaktır

Zira ikram ve nimeti hakk olarak gören insan bunlar elinden belirli bir şekilde alındığında hemen Rabbinin kendisine ihanet ettiğini söyler

Dikkat edilirse onun bu yorumları ne Rabb odaklı ne de insani odaklıdır Bu yorumlar tümü ile ikram ve nimet odaklı olarak onlara kör bakışın mahsülü olarak vardır

Diğer taraftan Rabb onun rızkını da kısmış değildir  Ancak o    rızkı belirli bir ölçüye göre diğer bir deyişle hikmete göre vermiştir Bu durumda Rabb ona sırtını dönmemiş aksine yine rızık ölçüsüne göre vermiştir Nedeni ise yine onu imtihan etmektir

Aynı şekilde ona rızkın bir ölçüye göre verilmesi onun o ikram ve nimetin değerini rabbani anlamda terbiyevi olarak algılaması içindir de

Şu halde Rabbin imtihanı ikram ve nimetler ile olacağı gibi bunlar haricinde rızkı daraltarak ama belirli bir ölçüye göre de vermek şeklinde olacaktır

Ama her iki durumda insanın değerini belirleyen bir unsur değildir  Ama bu girdilerin insandan terbiyevi olarak çıkması gerekir

Fakat verilen ikram yada belirli bir rızık başlangıçlı olarak Rabbi tanımaya doğru gitmek Rabbi  yanlış ve tümü ile eksik ve haince bir tanıyış olacaktır

Çünkü Rabb bunlar ile tanımlanamaz O ancak onun kendisini tanımladığı şekilde iken kalkıp bu  nimet ve ikram tanımları ile onu tanımlamak   haşa zengin ve fakir ayırımı yapan  insanları toplumsal konumlarına gören ayırıp birini diğerine üstün kılan  bir Rabb anlayışına götürür iken   işte bu  apaçık bir şekilde ihanet olmaktadır

Hayır  Siz yetime ikram etmiyor sunuz?

Hayır  İnsanın düşündüğü gibi değil Onun söylediği gibi de değil Rabb ne azgınlığa ve fesada meydanı bırakır ne de sırtını döner

Hayır, Hicr sahibi olmamayadır, Azgınlığa ve fesada hayırdır.

O halde karanlıklar içinde kalmaya hayır.   savrulmaya hayır,  fecre çıkmaya   geceleri yürütmeye sarsılmaz kayalar gibi tek parça olmaya evet…  

Yetime ikram etmeyenler kimlerdir? Ki bunlar ilahi hitaba muhatap olmaktadırlar

Yetim olarak nitelenenler bir dayanak olarak güçlü bir savunucu olarak babadan yoksun iken  yani fiziksel bir korumadan yoksun iken  diğer taraftan düşünsel olarak olgunlaşmayıp bir veliye ihtiyaç duyandır

Şu halde bu nitelikler yetimde konsantre olan olarak bu niteliğe haiz olan her bir birey için yetim denilebilir

Yetimlik bu mana da her zaman olabildiği gibi belirli zamanlar içinde sözkonusu olabilir

Bu durumda olan bir birey korunmaya   gözetilmeye  bu ve bunun gibi ikrama muhtaçtır

Bu muhtaciyet ondan topluma doğru giden bir istek iken bu istek toplumda cevap bulan bir hakk olarak ona dönmesi gerekir

Şu halde yetimin toplumda alması gereken bir hakkı vardır Bu bir hakk iken bu hakkın verilmesi bir ikram değildir Çünkü bu onun hakkıdır

Fakat Rabbin ikramda bulunmuyorsunuz ifadesi   bu manada onun hakkının zaten verilmesi bir yana ona bundan daha fazlasının verilmesini ifade eder

Şu halde bu hakkın verilmemesi çok büyük bir hakk ihlali iken ona ikramın yapılmaması da aynı şekilde büyük hak ihlallerindendir

İşte Ad  Semud ve Fir’avn’da yetime ikramların olmadığını görürüz Aksine bu ve bunlar gibiler olanların bu durumlarından istifade etme çabası içindedirler Onları ya köleleştiriler ya onların mallarını haksızlıkla üzerine geçirirler  ya da onların bu durumlarını onlar lehine mevzuat hükümleri olsa dahi o mevzuatı uygulamazlar

Sadece bu da değil   insanları  yetim hale getirmeye çalışırlar

Oysa onlara kendilerinin ikram etmeye muhtaç olmalarını bilmeleri gerektiği halde   onları kendilerinin ikramına muhtaç etmeye çalışırlar

Şimdi ikram etmeyenler aslında kendileri yetim haline dönmüşlerdir

Çünkü onların Ad’a   Semud’a   Fir’avn’a benzer bir sonla karşılaşmaları mümkün iken   buluğ çağına ermemiş yetim gibi de olgun düşünememektedirler

Yoksulu doyurma üzere birbirinizi hassas davranmaya teşvik etmiyorsunuz

Miskin açlıktan bıçak kemiğe dayanan kimse anlamına gelir  Bu kimse diğer bir deyişle açlıktan nerede ise ölecek kimsedir

Yemeğe bir şey bulamayan olma bir yana günlerdir aç kalan kimsedir

Söz konusu edilen kimselerin önünde bu miskin durmakta iken bunlar onlara karşı adeta taş kesilmişlerdir  Bunların taş kesildiği kimseler tarif edilen şekilde günlerdir aç kalmış olanlar iken bunların bu kimseye karşı hassasiyetlerinin kalmaması insani değerlere karşı hangi durumda olduklarını apaçık bir şekilde gösterir

Bu şekilde bir miskinin durumundan dolayı toplum sorumludur  Zira toplum bunu teşvik etmek durumundadır

Oysa bu insanlara bakıldığında teşvik etmek bir yana onları daha da yoksul bırakmak için elele vererek o insanı kendilerine muhtaç hale getirmeye çalışırken birbirlerini insanları da miskin kılmak için teşvik etmektedirler

Mirası sınır tanımaksızın yiyorsunuz

Kendilerinin olmadığı halde başkaları tarafından kendilerine bulunulan ikramlardaki davranışları da eleştirilmektedir

Onlara bu ikram yapıldığı halde bunlar sadece kendilerine kalan ile değil   başkalarına kalanı ya da kendileri ile birlikte başkalarının da olan bu ikramı hiçbir sınır tanımaksızın yerler

Onlar için hak    hukuk kavramı yoktur Onlar için yalnızca kendileri vardır ve kendilerinin bunu  yeme hakkına(!) sahip olduğunu zannederler

Gelecek olanlara karşı da hiçbir şey bırakmazlar  

Kendilerine hazır olarak verilen her ne varsa bunu değerlendirme ya da tasarrufta bulunarak verimli kılma gibi bir çalışmaları yoktur

Bunlar sadece tüketicidir  Bu tüketim alışkanlığı içinde her şeyi tüketilecek olan olarak görürlerken   herşeyi de  tüketilmeye uygun hale getirmeye çalışırlar

Tüketim alışkanlığı içinde Rabbe    insanlara   doğaya ve nefislerine bakarlar  Rabbi   tüketim alışkanlıkları   içinde  sadece göklere hapsedip insanlar arası ilişkilere müdahil olmayan olarak görürler  Onlara göre Rabb sadece yaratmış ve çekilmiştir ”Bu dünya ve içindekileri insanlar için yaratmış iken her şeyden istifade etmeliyiz ”Diyerek varlığı da tüketilecek hazır bir yer olarak kabul ederler  Diğer insanları ise nefsani duygularını tatmin edecekleri birer köle  kendi işlerini yapacak birer binek  ya da tüm zaman ve ilişkilerini kendi tüketim alışkanlıklarına hizmet edecek bir ticari metaa olarak görürüler

Esasen son kertede bunlar bu tüketim alışkanlığı içinde kendilerini birer tüketici olarak görerek kendilerini insan olmaktan çıkararak kendilerini tüketmişlerdir  Çünkü   

Malı toplama sevgisi ile seviyorsunuz

Bunlarda bir mal düşkünlüğü vardır  Bunlar  malı yığma arzusu ile tutuşmuşlardır Onu o kadar sevmişlerdir ki O’nu diğer tüm sevgilerin üzerine çıkarırlarken diğer sevgileri de buna göre belirlemişlerdir

Şu  halde onlar muhabbet besleyip sevgili edindikleri şeyler ancak mallardır Bu daha baştan insana ironik gelmekte iken diğer taraftan bu insanlar diğer insanlardan nefret etmektedirler

Onlar malı yığma arzusu içinde olduklarından varlıkla aralarında bir muhabbet kalmamıştır  Onların varlığa karşı muhabbeti sevgi üzere değil ancak nefret üzeredir Bu minvalde onlar muhabbeti de bilemezler

Görüldüğü gibi sahipsiz ve olgun düşünemeyene ikramda bulunmama   açlıktan ölmek üzere olana yedirmeme   mirası sınır tanımaksızın zimmetine geçirme   işte bu aşırı bir yığma sevgisindendir

Onun malı bu şekilde yığma hırsı   bunu bir hedef ya da hayatın amacı olarak belirlemesi anlamındadır  Şu halde o hali ve geleceği de buna göre belirleyip  ilişkide bulunduklarını da meta halinde görecektir

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

ANKET - ARAŞTIRMA