24 Haziran 2018 Pazar

Kırk Yaşında olmak.

24-03-2018 18:01 Güncelleme : 26-03-2018 11:47

Kırk Yaşında olmak.

Bizler henüz olgunlaşmamışız.Çocuklar gibi oyun ve eğlence içinde sadece tüketmekte ya da salih amele çevirmemekteyiz. Rabbe şükrü olgun insanlar gibi,salih amele çevirmekten çiğ insanlar gibi sözlere indirgemişiz. Anne ve baba haklarına riayet etmeyen asi ergenler gibi onlara davranmışız.

Nihayet güçlü çağına gelip kırk seneye ulaştığında dedi ki Rabbim bana ve anne babama verdiğin nimete şükretmeye düşkün kıl.ve Razı olacağın salih amel üretenlerden.

Zürriyetim içinde de ıslah nasip et. Doğrusu ben sana yöneldim ve sana teslim olanlardanım.Ahkaf 15

Kırk yaş olgunluk çağı ise aslında bu olgunluğa eren insanın fark edebileceği bir vakıadır.

Bu tür bir olgunluğa eren kimse etrafına bakan ,onlar üzerinde akıl yürüten ve üzerinde hakkı bulunanlara karşı bir vefa borcu olduğunu idrak eder.

İşte bu vefa borcu onun olgunluğundan gelir.

Bu noktada vefa Anne ve babadan başlar.Bu kişi anne ve babasının kendi üzerindeki hakkını bilir.

Fakat biraz daha derin düşünerek anne ve babadan mülhem atalarının da daha ilerisine giderek Bir terbiye edici ve eğiticiden bahseder.

O Rabbtir.

Rabb onun atasına anne ve babsı ile kendisine de nimetler vermiştir.Bu nimetler ile kendisini anne ve babasına ya da atalarına ya da kendi nefsine değil, Rabbe borçlu olduğunu hisseder.

Bu borcu öyle bir hissederki evzini ibaresi ile bu hissi Rabbe düşkünlük ile ifade eder.

Bu borcu hisseden kimse şu halde Anne ve babası ile atalarından daha çok Rabbini anar ve bu borcu ifa etmek üzere vefalı olarak bunu bütün gücü ile ödemeye çalışır.

Atalarınızı andığınız gibi hatta onlardan daha çok anın. Bakara 200

rüştüne ermiş kişi nimeti kendisi için bir azgınlık değil, Şükür vesilesi kılar. Bu şükrü dikkat edilirse sadece sözde kalan bir unsur olarak değil, kendisine yapıldığı gibi bir şeyler yapmayı ister. O şey ki salih ,düzeltici ve faydalı bir şeydir.

Sadece bu da değil, bu şeyin Rabbin razı olacağı bir şekilde yapmak ister.

O halde bu kişi esasen kendisine verilen nimetlerin şükrünü ifa etmek üzere bir çaba içine girer.

Bu çaba içinde mücadeleye koyulur.

Yönelişi Tümü ile rabbedir. Bu durumda o yüzünü Rabbe doğru çeviren olarak hayatının yönünü ve istikametini, onun rızasını arama için belirler.

Ona teslim olarak ondan gelene rıza gösterir, ona kendisini teslim eder, ve onun kendisi hakkında hakktan başka hüküm vermeyeceği bilinci içinde ona sadakat gösterir.

Müslüman olduğunu söyleyen bizlerin durumu nedir? Nimetleri şükür ve salih amel vesile mi görüyoruz? Yoksa onları elde edilmesi gereken bir amaç olarak mı?

Yönümüz, Rabbimize doğru mu? Dünyalıklara, mallara, evlatlara, makamlara mı?

Kime teslim olmuşuz? Nefsimize mi? Atalarımıza, Hocalarımıza, Şeyh ,üstad veya diğer kimselere mi?

Bizler henüz olgunlaşmamışız.Çocuklar gibi oyun ve eğlence içinde sadece tüketmekte ya da salih amele çevirmemekteyiz.

Rabbe şükrü olgun insanlar gibi,salih amele çevirmekten çiğ insanlar gibi sözlere indirgemişiz.

Anne ve baba haklarına riayet etmeyen asi ergenler gibi onlara davranmışız.

İleriye yönelik beklenti ve yaşantımız olgun insanlar gibi değil, ancak gününü gün edip, hayat bu dünyadan ibaret diyen aklı evveller gibi yaşamışız, yönümüzü bu dünya ve içindekileri arzu edip hayat bir ekmek kavgasıdır diyen akılsız varlıklar gibi çiğlik göstermişiz.

Rabbimiz bizi olgun insanlar gibi olmaya çağırıp, örnek olarak bu insanı göstermişken bizlerin hala çocukça davranış içinde olmamız ve başkalarını örnek almamız ne ile izah edilebilir?

Ama çocukça davranışlardan dolayı hesaba çekilmeyip, kendi başımıza bırakılacağımız üzerine hesaplar yapıyosak, ya da birilerinin bizi kurtaracağı üzerine hesaplar yapıyorsak şunu bilmeliyiz ki, bu hesaplar tutmaz.

Bizler bu davranışları hesabını veremeyiz.

Hesaplarımızı olgun insanlar gibi yapmak ve yönümüzü Rabbe doğru çevirerek ona teslimiyet göstermeliyiz. Bunu yaparsak işte o zaman olgun insanlar olabiliriz.

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

En Çok Okunanlar

ANKET - ARAŞTIRMA