21 Nisan 2018 Cumartesi

Fecr Süresi-2

23-03-2018 23:14 Güncelleme : 26-03-2018 11:27

Fecr Süresi-2

Semuda ki vadide kayaları yontmakta idi

Diğer bir kavimdir ki bu da semuddur Bunların özelliği vadilerdeki kayaları oyma ustalığı idi hem de öyle bir ustalık ki bu alanda söz konusu edilecek derecede üstün bir niteliğe sahiplerdi

Bu kavmin düz yerlerde kaskatı olan taşları onları güzellik ve kullanılabilir olma anlamında yontup şekil vererek konuşturmalarına rağmen kendilerinde   oyup estetik ve güzellik verdikleri o kayaların özelliği yoktu  

Semudda hicr sahibi değillerdi Hicr halkı olarak ün salmışlardı Zira taşları oyup güzel mimari eserler ortaya çıkarıyor  soğuktan ve sıcaktan koruyacak güzel barınaklar inşa ediyorlardı

Bunlarda bu yontma ve şekil verme işini toplumun tüm katmanlarına yaymış   hukuk   ekonomi   siyaset   ahlak v d tüm her şeyi şeklini kendilerinin tayin edeceği   yontulacak bir taş olarak görmüşlerdir

Ama nefislerinde hicr sahibi değillerdi  Çünkü onlar kendilerini korumuyorlardı. Zira hicr sahibi olmalarına rağmen Rabbin ayetlerinin yanından taşlaşmış biri gibi geçiyorlardı  Onların kalpleri taş gibi idi ki önlerine vadi gibi serilmiş olan   üzerine yemin edilenleri de donuk olarak görüyorlardı

Bunlar da içinde bulundukları bu hal dolayısı ile kendilerini  korunmadan beri kılıp   kendilerini apaçık bir şekilde tehlikeye attılar  Bunlar da nihayetinde kasırgalar ile sürüklenip felakete uğradılar

Ne olurdu sanki biraz kendilerini yontsalardı. Ne olurdu taşlaşmış kalplerini yontup evlerine verdikleri o güzelim estetiği ve tahkimatı kendilerinde yapsa idiler. Ama onlar kendilerini unutturlar. Rabbte onları unuttu. Onları yontulmamış taş blokları gibi bıraktı.

Sütunlar sahibi firavn

Bir diğerine daha yapılandan bahsedilmektedir  Bu kibirlenen azgın birisidir  Kendini yükseklerde görüp kibirliliğinin işaretleri olarak büyük saraylar inşa ettirmiştir

Kendisini dünyaya kazık çakarak ebedileşeceğini zannedecek kadar azgın birisidir  Korunmanın,   güçlü olmanın bu azgınlık ve gösterişli yapılar inşa etmekten geçtiğini zanneden azgınlığının en yukarıda olması için her türlü sutunu buna direk yapan biridir. Piramitleri inşaa etti. Astronomi ilmini kullanarak tapınaklar yaptı. Fakat o kendisini daha da tehlikeye atıyor ve korunmasız hale getiriyordu

O da kendisinin ebedi yaşayacağını zannediyor ve buna göre mezarlar yapıyordu.

Son kertede oda hicr sahibi olmayan biri olarak denizin dibine kadar kendi ayakları ile sürüklendi de boğuldu

Beldelerinde azdılar

Bunlar verimli topraklar üzerinde   suyun ve havanın bereket üzere birleştikleri yerlerde idiler Ama onlar bu beldelerde olmalarına rağmen bunları kendileri için bir azgınlık vesilesi kıldılar Haddi aşıp sınır tanımaz bir hal aldılar Hicr sahibi olanların kendilerinin haddini bilen olmalarına rağmen bunlar bundan kendilerini alıkoyduklarından haddini bilmez bir hale geldiler Kendilerine verilenler ile hiçbir şekilde kayıt altına alınmadıklarını   hesap üzere olmayacaklarını zannederken  ahlaki  hukuki sosyal ve insani hiçbir şekilde sınırlarının olmadıklarını zannettiler Hiç birşey ya da kimseye karşı sorumlu olmayıp adeta kendilerine sözlü ya da fiili olarak ilahi bir nitelik atfederken   kendi konumlarını unuttular. Oysa sahip oldukları hiçbir şeyi kendileri yaratmamışlardı.Hep onlara verilmiş ve ikram edilmişti. Ama onlar kendilerine verildiği için azdılar.

Ve oralarda fesadı çoğalttılar  

Kendi konumlarını unutarak azanlar nihayetinde bu azgınlığı etrafına yayacaktır  Bunlar nerede durmaları gerektiğini bilmeyenler olarak kendi dışındaki tüm her şeye karşı mütecaviz olacaklardır Saldırganlaşacak ve azgın hevasına uydurmaya çalışacaktır Bu konumda ekonomiden siyasete  hukuktan  bireysel ve toplumsal ilişkilere kadar her şeyde bozulmuşluk ve kokuşmuşluk hasıl olacaktır

Hicr, sözkonusu edilen bu nitelikler önünde koruyucu bir unsur olarak dururken bundan beri olarak azanlar hem kendilerini hem de oraları apaçık bir şekilde fesada bürürler  Salt bürüme ile de kalmaz bu fesad gün geçtikçe de artar

Bunların durumuna bakıldığında bunlar hicrden uzak olmanın insanı ne kadar azgınlaştırıp fesadı yaydıklarını gösterir

Zira Ad kavmi:

Siz her yol üzerinde   gelip geçenleri şaşırtmak için bir alamet yapıp saçma sapan şeylerle mi uğraşırsınız? O muazzam yapıları dünyada ebedî kalmak gayesiyle mi inşa ediyorsunuz? Başkalarının hukukuna karşı hiç sınır tanımadan hep böyle zorbalık mı yapacaksınız Şuara 128-130

Semud:

Artık Allah’a karşı gelmekten sakının da bana itaat edin  Sakın işi gücü dünyada fesat çıkarıp nizamı bozmak olan   düzeltme için ise hiç bir gayretleri bulunmayan o haddi aşanların isteklerine uymayın Şuara 150-152

Firavn:

Doğrusu Firavun   ülkesinde zorbalık yaptı   büyüklük tasladı  Halkını çeşitli gruplara ayırdı  Onlardan bir topluluğu   erkek evlatlarını kesmek   kız evlatlarını ise hayata atmak suretiyle özellikle zayıflatmak istiyordu  O   fesadın teki idi Kassas 4

Artık bu kimselerin hikmeti bulmak veya onu ihya etmek gibi bir çabaları olmadığı gibi nerede bir hikmet görseler onun başını ezmek ve onu ortadan kaldırmak üzere çaba sarfederler  Hatta hikmeti ayrılık   bölücülük ya da fesat olarak kabul edip onu dışlamaya çalışırlar

Dikkat edilirse bunlar ıslahı fesat  fesadı da ıslah olarak göstermeye çalışanlar olmaktadırlar

Rabbin onlara azap kırbacını yağdırdı

Terbiye edici Rabb onlara onların anlayacağı şekilde onları terbiye etti  Şayet onlar iradi olarak terbiye olmaz iseler her halükarda ilahi olarak terbiye edileceklerdi

Rabb onların azgınlık ve fesatlarının çokluğuna karşılık yağdırdı Arda arda hatta aralıksız gelen  hareket edemeyecekleri nefes dahi alamayacakları andan dahi kısa bir zamanda kırbaçlar yediler

Bu aralıksız gelen kırbaç darbelerini izleyenler bu sahneden ibret almalıdırlar  Zira bu kırbaç darbelerini seri olarak vuran Rabb bunları terbiyevi olarak vurmaktadır İbret-i alem olmak üzere

 Artık taş kesilen o kalpler Allah korkusundan yuvarlanan taşlar gibi olmalı (Bakara 74)  yosun (kir) bağlamış taşlar gibi değil

Diğer taraftan bu sahne karşısında muhatap Rabbine: Rabbimiz bizi hicr sahiplerinden kıl; haddini bilen   korunması gereken kutsalları koruyan   akıllarına mukayyet olan Rabbanilerden kıl diye dua eder.

Muhakkak ki Rabbin gözetleme yerindedir

Terbiye edici Rabb yaratıp bırakmış değildir  Rasathaneden her şeyi gözetlemektedir Bu gözetleme pasif bir gözetleme değildir Yani o gözetlediklerini kendi başlarına bırakıp diledikleri gibi hareket etme serbestisi içinde bırakmış değildir

O Rabbani olarak gözetlemektedir  Yani o insanların rasathanelerindeki gibi bir gözetleme içinde değil   Rabbani bir gözetleme yapmaktadır

İşte söz konusu edilenlerin başına gelenler O’nun nasıl bir gözetleme yaptığını açıkça göstermektedir

O halde yeryüzünde azgınlık ve fesad kol gezip her geçen gün semirse de bu durum Rabbin onu kendi başına bıraktığı ya da ona cevaz verdiği anlamında değildir

Bu durum ancak Rabbani bir terbiye içinde gelişmektedir

İnsanların bir takımı eğer Tanrı olsa idi  böyle bir azgınlık ya da fesada yeryüzünde izin vermezdi deyip onun yokluğuna kanıt olarak bunların çoğalmasını gösterirken diğer bir grup bu azgınlık ve fesadın olması ile Rabbin göklerin Rabbi olduğunu söylerken   diğer bir grup ta göklerin ve yerin Rabbi dedikleri halde bu fesadın çoğalmasının kontrolsüz olduğunu söylemektedirler

Oysa Rabbin gözetlemesi işte bu düşünce de olan insanların imtihanı için bir vesile olur

Oysa Rabbin gözetleme yerinde olması onun en sonunda kırbacını vurması anlamında değildir Onun gözetlemesi baştan beri olan bir gözetlemedir Zira Leyl süresi 13 Ayette “ilkte sonda onundur”diyerek tümü ile sürece hükmedenin o olduğu sarih iken bunun senin Rabbin denilerek aslında senin terbiyen için bunların olduğu ifade edilmektedir

Azgınlığın ya da fesadın olması onun kontrolsüz olduğu ya da Allah’tan başka birileri tarafından yaratıldığı anlamına gelmez  Aksine bunu da yaratan Allah iken böylece o Muhataba kendi kontrolü altında bu gelişmelerin olup bir moral vermektedir  Böylece o azgın ve fasitler kendisine hiçbir zarar veremezler Ayrıca bu azgın ve fasitlerinde “zulmedenlerin hangi ınkılap ile yıkılacaklarını” (Şuara 227) öğrenmiş olmaktadır Bu azgınlık ve fesad süreci on gece gereği belirli bir olgunlukta fecre kalbolunacaktır

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

ANKET - ARAŞTIRMA