24 Haziran 2018 Pazar

Allah'a yakınlaşmak

04-03-2018 19:02 Güncelleme : 04-03-2018 19:02

Yüce Rabbin kitabında özellikle vurguladığı husus, kullarının yalnızca kendisi ile irtibata geçmesidir.

Aracı ya da birileri ile kendisine yönelmelerine istemez. Çünkü o her defasında kullarım bana senden sorarlarsa ben onlara yakınım, Allah kişi ile kalbi arasına girer, Biz insana şah damarından dahi daha yakınız, Biz ona sizden daha yakınız diyerek defaatle yakın olduğunu söylerken aracılardan hiç bahsetmez.

O, kendisinin kullarına yakın olduğunu bu şekilde söylerken kullarında kendisine yakın olmasını salih amele bağlar. Şu halde kendisine yakın olmaya çalışanlara yol olarak salih ameli gösterirken hiçbir zaman birisinden ya da birilerinden bahsetmez.

Çünkü onun nezdinde tüm kullar aynıdır. Bu aynılıkta farklılık ona olan sığınma ve buna bağlı olarak yakınlaşmada iken, takvayı da ancak o bilir.

Fakat buna rağmen hep birisini ya da birilerini bu nokta da işaret edip onları aracı ya da rabıta olarak görmek niye?

Allah göklerde ve yerde ve ikisinin arasındakiler ile, kendi nefsimizde, hayvanlarda, ağaçlarda, yediklerimizde ve içtiğimiz sularda apaçık delillerini ortaya koyup, Kur’an gibi bir kitabını indirmiş iken nasıl olurda hala aracılar ediniriz. Nasıl olurda birilerini düşünürüz.

Her tarafımızı Rabbin ayetleri ile sarılmışken onlara rağmen hala başka şey ya da şeyleri düşünmek nedir?

Bu durumda buna cevaz veren ve birilerini işaret edenler kendilerini vazgeçilmez görüp değerli mi görüyorlar.

Ben de sizin gibi bir insanım diyen resulden bunlar kendilerini daha mı üstün  görüyorlar?

En azından elçiyi yanınızda gibi hissedin ve onu örnek alarak bunu yapın demeleri gerekirken birisini ya da birilerini işaret etmek o kimseleri üstün görmek değil midir? Onları elçi yerine koymak değil midir?

Allah dininin temsil edicisi olarak Resulunu işaret ederken buna rağmen birilerini bu hususta söz söyleyen ve yaklaştıran olarak görme ve kabul açıkça o kişiye haddinden fazla değer vermek değil midir?

Peki bu kimselere uyanlar bu kimseleri aşılamaz ve üstün konumda görürken onların hata ve yanlışlarını da bilemez ve göremezler.

Zaten onları değerlendiremezler ,  üstelik bi de her yaptığında bir keramet vardır denilerek bu yaptıkları da bir hikmete bağlanınca durum nasıl olacak?

Onları yüce Rabb elçi gibi hata yaptıklarında düzeltmeyeceğine onlara vahy gelmeyeceğine göre ister kasıtlı ister de kasıtsız yapsınlar,  hatalarını doğru olarak kabul edip onların peşlerinden gidenler bu sefer hahamlarını ve rahiplerini Rabbler edindiler ayetinin muhatabı olmazlar mı?

O halde Allah ile aramıza birilerini kaymak onlar ile Rabbe yaklaşmak kabul edilebilir değildir.

Çünkü Rabb bize yakın. Ama biz ona yakın değiliz. O’na yakın olmak ise salih amel ile olursa (Ne mallarınız ne de çocuklarınız, sizi bizim katımıza daha çok yaklaştıran şeylerdir! Ancak iman edip salih amel işleyenler başka. İşte onlar için işlediklerine karşılık kat kat mükâfat vardır. Onlar cennet köşklerinde güven içindedirler.”   Sebe’ su.37.) şu halde bizden sadır olacak olan ancak ve ancak bu tür eylemler olmalıdır.

Bunun için gerekli olan samimiyettir. Çabadır. Arapça bilmek, ilim tahsil etmek değildir.

Arapça bilen, ilimler tahsil eden   kimselere de baktığımızda onlarında ayetleri nasıl çarpıtıp manaları değiştirdiğini görmüyor muyuz? Onların kendi aralarında ne kadar büyük bir çatışma olduğunu görmüyor muyuz?

Oysa Rabb doğruyu ayırtetmek ve doğru üzerinde olmanın şartını şu ayetinde dile getirmiştir.

Ey iman edenler! Eğer Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız; O, size iyiyi kötüden ayırt edecek bir anlayış verir ve sizin kötülüklerinizi örter, sizi bağışlar. Allah, büyük lütuf sahibidir. Enfal 29

Biz ancak uğrumuzda çalışanları yollarımıza ulaştırırız. Ankebut 69

 

 

 

 

 

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

En Çok Okunanlar

ANKET - ARAŞTIRMA