21 Temmuz 2018 Cumartesi

Ala Süresi-1

17-02-2018 11:03 Güncelleme : 19-02-2018 14:05

Ala Süresi-1

Onun adı ile meşgul olacak olan da şeref ve yüceliğe erer. Fakat bu şeref ve yüceliğe ermek, malın ve temel ihtiyaçların üzerine çıkarak olabilir. Buna göre bireyin ne kendisinde bir kibir ne de Rabb dışında birilerinde Rabb gibi şeref ve yücelik görmesi ile mümkün olabilir.

A’la Süresi

Rabbinin yüce ismi ile meşgul ol.

Hitap bireyedir.  Ona yapabileceği emredilmiştir. Onun tek başına olsa dahi yapması gereken bir emir verilmiştir. Şu halde o bu emri ifa etmenin önüne hiçbir engeli koyamaz  ya da hiçbir şey onun bu emri ifa etmesinin önünde bir mazeret de olamaz.

Ona bu emrin verilmesi onun terbiyesi içindir.  Bu terbiyeyi Rabb ibaresinden anlıyoruz.  Şu halde bir baskı aracı ya da aklı ve düşünceyi tahkir veya tazyif edici olarak bu emir verilmiş değildir.

Rabb,  terbiye edici, Yücedir. Onun yüceliği onun Rabb olmasındandır.  Onun Yüce Rabb oluşu ise yarattıklarında da apaçık bir şekilde görülmektedir.  Şu hali ile onun Rabb olması onun yüce olduğunu ortaya koyarken bunun birey tarafından ifası Rabbin yüceliğine bir şey katacak da değildir.  O halde Rabbin adını yüceltme Rabb için değil,  bireyin kendisi için olmaktadır.

Birey Rabbi yüceltirse,  terbiyeli bir hale gelecektir.  Onun terbiyeli  olması ise onun ancak adıyla meşgul olması ile olur.

Bu terbiyenin olması ise birey için istenen bir şeydir.  Çünkü onun huzur bulması ancak bu meşguliyet ile olur. (Bu sebeha kelimesinin manaları içinde vardır. ).

O halde bireyin huzur bulması Yüce Rabbin adı ile terbiyevi bir meşguliyet içinde olması ile mümkündür.

Rabbin yüce adı ile meşguliyet, onun adı dışında hiçbir şey ile meşgul olmama anlamına da gelir. Zira Onun adı en şerefli ve yücedir.  Bu yücelik,  başka bir şerefe yer bırakmayacak kadar yücedir.

Onun adı ile meşgul olacak olan da şeref ve yüceliğe erer.  Fakat bu şeref ve yüceliğe ermek, malın ve temel ihtiyaçların üzerine çıkarak olabilir. Buna göre bireyin ne kendisinde bir kibir ne de Rabb dışında birilerinde Rabb gibi şeref ve yücelik görmesi ile mümkün olabilir.

Bu hali ile Rabbin adı ile meşgul olmak çamurun (insanın bağımlılıkları) yapışkanlığına rağmen Rabbin adı ile yükselmektir.

Bireyin değeri onun Rabbin yüce adını anması ile artar.  Onun adı ile meşguliyetinde bir zayıflama ya da meşguliyeti başka yöne kaydırma olursa o zaman bu birey  aşağılara doğru yuvarlanır ve ismi de anılmaz.

Kendilerine insanlar arasında büyük bir nam bırakılan peygamberlere bu namın bırakılmasının nedeni onların Rabbin yüce adını anmalarındandır.  Böyle oldukları için Rabb onları hem kendi yanında andı,  hemde insanlar nezdinde bir nam bıraktı.  Hala insanlar onların isimlerini çocuklarına,  yakınlarına ve sevdiklerine vermektedirler.

 

 

 

 

Yarattı ve seviyelendirdi.

O yaratandır.  Yarattığını eşsiz yaratandır.  Zira onun yaratması belirli bir seviyededir. Bu seviyede kimse olamaz. Onun yaratmasının seviyeli bir yaratma olması yaratmasının eşsiz olduğunu da ifade eder. Zaten onun gibi yaratanda yoktur. Daha doğrusu ondan başka yaratıcı yoktur. Onun yaratması ve yaratmasının eşsiz ve seviyeli olması onun adının nasıl yüceltilmesi gerektiğini ortaya koyan  ayetlerindendir.

Bu halde onun yüce adının anılması onun eşsiz yaratması gibi eşsiz olmasını  gerektirir.  Onun adı gibi kimsenin adı ile meşgul olunmayacak iken onun adının yüceliğine uygun olanda budur. Bunun yöntemi de belirlenmiştir.

Çünkü o seviyelendirdi.

Bu seviyelendirme onun Yüce adının anılmasının,  mutedil bir şekilde ama gayri ciddi ve samimiyetsiz olmamasını da ifade eder.

O halde o nasıl ki yaratmayı en güzel şekilde düzenlemiş ise onun yüce adınında anılması  seviyeli olmalıdır.

Bu bireyin hayatının planlı ve belirli bir seviyeye getirerek taze bir ruh kazanması için de gereklidir.

Ve Takdir etti,  yolunu gösterdi.

Yüce İsim sahibi Rabb , güzel bir yaratma ile yaratırken yarattığı ile ilişkisini salt bu varetme şeklinde ortaya çıkarmamıştır.

Ona bir kader de tayin etmiştir.  Bu kader onun yaratılışı ve seviyelendirilmesi ile ilgilidir.

Bu hali ile onun Rabb ile irtibatı kopuk değildir.  Kader bu manada onunla Rabb arasındaki apaçık bir bağdır.

O bu bağdan asla ayrılamaz ve kopamaz. Rabbin takdiri onun varlığı ve ölümü ile yapışıktır.

Rabbin takdiri yaratılmış olanların hepsini sarmışken onların bu takdiri aşmaları sözkonusu değildir.  Şu hali ile onlar bu takdirden dışarı çıkamazlar.

O halde varolan her şey bir takdire göredir.  Hiçbir şey yoktur ki onun kendi başına hareket etmesi sözkonusu olsun.

Buna göre takdirin vuku,  iş , oluş ve eylemlerde onun yüce adı ile ilişkili olduğunu ortaya koyar. Diğer bir deyişle bunlar hep onun adını hatırlatıcı bir takdir olarak vardır.

Bu takdir şüphesiz ki en doğru yoldur.  Çünkü onun yüce ismine yakışan budur.

O yarattığına da kader belirlerken bu kader o yaratılana uygun bir yol gösterme ile tamam olur.  Diğer bir deyişle yolunu gösterme onun yaratılış ve seviyesine uygun bir takdirdir.

Herşey bu yolda akıp gider.  Hiçbir şey yok ki onun gösterdiği yoldan başka yola girsin.

İnsan içinde en genel anlamda bir takdir söz konusu iken iradi olması hesabı ile yine Rabbin takdiri içinde bir seçim yapacaktır.  Ama ona neyi seçmesi gerektiği hususunda da yolunu göstermiştir.

Rabbin yüceliği şu halde hiçbir zaman yarattıkları ile arasında bağın kopmadığını gösterir.  Esasen onun yüceliğinin kanıtı onun yarattıkları ile olan ilişkisidir de.

Yaratılanların takdir ve yolları bütüncüllük içinde bir birliği (tevhid) oluşturmaktadır. Şu hali ile onlara yolu gösterme sözkonusu iken hiçbirinin diğerinin yolunu kesme ya da diğerinin yolundan saptırma gibi bir isyanı da söz/konusu değildir. Her biri kendi akarı içinde akmaktadır.

Bu durum onun isminin yüceliğini en büyük kanıtlarındandır.

O halde takdir onun takdiridir.  Yol da onun yoludur.  Bu takdir haktır. Bu yol doğru yoldur. Her ne kadar onun takdiri bir zaman sonra ya da bazen hiç anlaşılamıyorsa da bu takdir yol gösterici bir takdirdir. Zira onun takdirini her zaman kavramak mümkün değildir.

Onun yolu en uygun yoldur.  O halde edinilecek olan yol onun yoludur.

Onun en yüce ismine uygun olan budur.

Onun işminin yanında başka isimlerin anılmaması onun takdirinin hak onun yolunun doğru olarak en üstte tutulmasına bağlıdır.

Onun takdirine isyan eden biri onun adını yüceltmiş olmaz.

Onun yolundan başka yola sapmış birisi içinde aynı durum sözkonusudur.

Bu manada ataların,  beylerin,  büyüklerin ya da nefislerinin yollarından gidenler onun yolundan sapmış olanlardır. Bu hali ile bunların Rabbin adını yüceltmeleri sözkonusu olamaz.

Ve öyle ki otlağı çıkardı.

İşte hayat sahnesine aktif olarak çıkmak böylece mümkündür.  Bu hali ile yeni bir diriliş ile hayat bulunur.

Mera kelimesinin diğer ilişkilerine bakıldığında idare etmek , gözetmek manaları da vardır. Bu hali ile onun gözetim ve idaresi altında kendisinde tutanın ortaya çıkacağı manası anlaşılabilir. Şu halde onun tebaası olmak gerekir.

Buna zaten o layıktır.  Zira takdir ve yol gösterme ona aittir. Şayet onun tebaası değil de insanların ya da nefsinin tebaası olursa bu durumda onun varlık sahnesine aktif olarak çıkması mümkün olamaz. Bundan

 

 

 

 

 

Sonra onu çerçöp haline getirdi

Süreç yaratılıştan çerçöp haline kadar ve bundan sonra tümü ile onun takdiri içerisindedir.  Onun takdiri  hiçbir şey yok ki içine almasın. Yaratılmışlıktan, çerçöp haline çevrilmeye kadar tümü ile onun takdiri ve yol göstermesi içindedir.

O halde onun yüce adı ile meşgul olan bir tebaa haline gelmek ,  varlık sahnesinde olan nağmeye katılmakla mümkündür. Bu şekilde bir katılım dengeli ve canlı bir çıkış olacaktır.

Aksi halde çerçöp olmaktan başka bir takdire uğramak mümkün değildir.

Sana okutacağız ve sen unutmayacaksın.

Rabb vahyi ile doğru takdiri ve yolunu gösterir.  Onun bireyle konuşması ancak böyledir.  Hal bu iken doğru takdir ve yol yönünde tercih yapan bu durumda okumaya istekli olandır. Onun bu isteği karşılıksız kalmaz.

Rabb terbiye edici olarak bu okumayı kendi üzerine alarak unutulmayacak ya da unutturmayacak bir okutma takdir edecektir.

Böylece o birey takdiri ve yolu okuyacaktır.

Ama bu okuma bireyin meşgul olduğu bir nitelikte olmalıdır.  Zira onun üzerine bırakılacak olan bu ağır ve şerefli elçi sözü bunu gerektirir.  Buna göre o bu sözü omuzlarında hissedecek iken kalbinin derinliklerine kadar da sirayet edici bir hal alması gerekir.

Böylece Okutma salt zihni bir unsur olarak talim anlamında değildir.

 O halde sürekli onunla meşgul olana o bunu unutturmaz.  Eğer unutma gibi bir durum hasıl olursa bu bireyin unutmak istemesindendir.  Yoksa Rabb meşgul olma şartını ifa eden bireyi ondan gafil bırakmaz.

Bireyin takdiri okuması ve yolun okutulması bu şekilde mümkündür.

Ancak  Allah’ın dilediği başka.  Muhakkak ki o gizliyi de açığı da bilir.

Hiç şüphesiz takdir ve yolun tümünü okumak insan için mümkün değildir.  Ona bu manada okutulacak olan onun okuyabileceğidir.  Bu da hem onun taşıyabileceği hem de onun ihtiyacı olandır.

Onu aşan okutulmayan ise onun bunu idrak edememesinden ve kapasitesindendir.  Bu durumda ona yine bir lutuf yapılmıştır.

Ona okutulmayan bu kısım Rabbin bilgisi içindedir.  Bu hali ile okutulmayan bu kısmın kendi başına işlemesi de söz konusu değilken bireyin bilmediği bu takdire düçar olması halinde Rabbin bunun bildiğini bilmesi gerekir.  O halde o takdirden ve yolda karşılaşacaklarını tümü ile bilemese de bu O’nun  Allah’a olan bağlılığını daha da arttıracaktır.

Şu halde onun Allah’a bağımlı olduğunu bilmesi için takdir ve yol okutulmakta iken ,  takdir ve yolun okutulmayan kısımları da aynı şekilde Allah’a bağımlı olduğunu bilmesi içindir.

Allah’a hiçbir şey gizli değildir.  O gizliyi de açığı da bilir.  Herşeyin varlığı ona bağlıdır.  

Zaten onları bu halde yaratan seviyelendirip,  takdir ederek,  yolunu gösterende ondan başkası değildir.

Birey kendisine okutulmayanın kendisi için bilinmezlik anlamında bir zorluk oluşturmadığını bilir.  Çünkü başa gelen takdir ve yolda karşılaşacakları kendisi için bilinmez iken Allah için değildir.  

Böylece tümü ile açık ve gizli olan tüm her şey Allah’a bağlı ve onun bilgisindedir.

 

Sana kolay olanı kolaylaştıracağız.

Şu halde bu okutma zor olacak değildir.  Bu okuma kolaylaştırılacaktır.  Sadece kolaylaştırılma da değil,  kolay olanın okutulması anlamında kolaylaştırılacaktır.  Şu halde okuma ve okunulacak olanlar kolaydır.

Kolay olanın kolaylaştırılması,  zorluğun olmadığı ya da olmayacağı anlamına gelir.  Şayet zor gibi gözükse de onun kolaylaştırılacağı da anlaşılabilir.  Zira bu bir süreçtir.  Kolay olan zor gibi gözükse de hem o zor değildir hem de onun ifası ile artık diğerleri daha da kolay olacaktır.  Bu durumda kolay olanın kolaylaştırılması veya zor gibi gözükenin  kolaya çevrilmesi sürecini gerektirir ki bu ancak Yüce Rabbin adı ile meşgul olmakla olur.

Bu durumda Yüce Rabb, takdirini ve yolunu izhar etmektedir.

Onun takdiri kolay , gösterdiği yolda kolaydır.

Onun takdirinden başka takdir ya da yolların tümü Onun yüce adı ile meşgul olmaktan alıkoyan olarak kolay olanı zorlaştıracaktır.  Belirsizlikleri arttıracak,  okutulmadan habersiz cahil kalacaktır.

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

En Çok Okunanlar

ANKET - ARAŞTIRMA