20 Temmuz 2018 Cuma

Tebbet Süresi Tefsiri

13-01-2018 07:18 Güncelleme : 15-01-2018 16:24

Tebbet Süresi Tefsiri

Zira toplumun yapı taşı olarak varolan aileden başlayan yangın tüm toplumu sarar. İşte ebu lehep ailesinin yaptığı da bu amacı ifa etmek üzere tüm toplumu ailevi ilişkilerden başlayarak yangın alanına çevirmektir.

Tebbet Süresi

 

Ebi Lehebin elleri kurursun. Kurudu da.

Bahsedilen bu kişi Peygamberin amcası şahsında onun gibi olan herkestir. Şu halde o ve onun gibilerin muhatabiyyetinden herkese mesajlar vardır.

Ebi (inatçı )leheb(alevli ateş ),kendisi için inadı seçen biridir. Bu öyle bir inat içine girmiştir ki kendisi hakkında ki hükmü kesinleştirmiştir. Böylece inat içine giren bu kişi bu inadının alevini arttırmış ve bu alev baştan onu tümü ile sarmıştır. Artık inanılacak olan tüm her şeyi yaktığı bu ateş küle çevirmektedir.

Bu kişi salt inanmamakla kalıp bunun alevi ile tutuşan kişi değil buna ilaveten apaçık bir şekilde bir şeylere el veren ya da onlardan el çekendir.

Fakat el verdiği şeyin ateşin alevini arttırdığı ama elini çektiği şeyin ise ateşin alevini azaltmak olduğu sarihtir.

Bu zarar ona geri dönecektir. O elleri ile hedeflediğine ulaşamayacaktır. Her ne kadar fitnenin ateşine el vermiş ise de onu alevlendirmek için elleri ile odun atmış ise de bu amaçlarına o ulaşamayacaktır. Aksine alevlendirdiği bu ateş kendisini saracak ve yaptıklarının tüm canlılığını yakıp eritecektir. Onu kuru ve cansız hale getirecektir.

Şu halde onun odun atan o elleri tutuğu odun gibi olmuş ve ateşin yakıtı olmuştur.

Bu, rabbin bir yasasıdır. Bu yasaya göre o ateşlerin(fitne fesad çıkaran,yakıp,yıkan,mallara,canlara,ırzlara saldıran ) en babaları dahi bu yaptıkları ile amaçlarına ulaşamayacaktır. Hatta yakıp alevlendirdikleri o ateş kendilerini bulacaktır.

Bu halde vahy suyu ile serinleyenlere bir kez daha yüce Rabb serinletici bir haber vererek fitne ateşi yakmak isteyenlerin ateşlerinin bu ateşi yakanları saracağını söyleyerek vahy su ile serinlemelerine ateşin en baba yakıcıların dahi  engel olamayacağını müjdelemektedir.

Onlar hangi makamda olursa olsunlar,ne kadar teknolojik,mali,ekonomik imkanları olursa olsun bunların hiç biri onlara serinlik verici olmayacaktır.

Onun ne malı ne de kazandıkları kendisine fayda sağladı.

Hitabın tekil gelmesi onun Rabbin gözetlediğini ve ondan haberdar olduğunu ifade eder. Buna göre o kendi başına sorumsuz değildir.

Onun malları ya da kazandığı her ne var ise bunlar ona fayda sağlamaz.

Malları ve kazandıklarının kendisini serinleteceğini zannediyordu. Her defasında malının arttırma yoluna giderken bu arada bir çok şeyi de.  Gece-gündüz demeden ,uykusuz geçen günler,sıkıntı, stres baskı altında ateşli bir şekilde iki elleri kanda bir şekilde kazanıyordu. Güç ve iktidarın onu mahvolmaktan kurtaracağını ve kendine faydayı ancak bu şekilde sağlayacağını zannediyordu. Ateşin bunlara işlemeyeceğini zannedip onları ateşe karşı bir barikat gibi yığıyordu. Fakat o

Ateşe yaslanacaktır.

 

O ateşin önünde hiçbir şey duramaz. O ateş müddesir süresindeki gibi ne bakiye bırakır ne de salar.

Onun malı ve kazandıklarının ona fayda vermemesi onun ateşle oynamasındandır.  Ateşle oynayanın kendisi daha baştan ateş içinde ise onun malı ve kazandıklarının ona ne katkısı olabilir.  Üstelik bunlar da ateşin yiyeceği olur.

O bu durumda acı bir haldedir.

Bunlar onun için yalnızca bir ateş topu haline gelmiştir.  Ona hiçbir faydaları da yoktur.

Şu halde bu gibi şeylere el vermek ellerini bunlara uzatmak o kişiye hiçbir fayda sağlamaz. ne kadar mal yığsa da neler kazanırsa kazansın kendisi için ateş olanı kazanana ateş ne fayda sağlar ki. Onun yaslandığı şu halde ateştir. Ateşe yaslanan olarak onun dayanak olarak kabul ettiği her şeyi bu ateş kurutup eritmiştir. Onunla yalnız başına o vardır. Ateş onu tümü ile sarmıştır. Artık onun ayaklarına ellerine yüzlerine, göğsüne ve sırtına nufuz ederek onun hareketlerini yönlendirmektedir. Ondan şu halde sadır olan her şey ateşin onda meydana getirdiği acıdır. Bu acı üzerini öyle sarmıştır ki ateş sarmış biri gibi çığlıklar içinde ellerini ateşini söndürmek için çırpar, ayakları ile ondan kaçmaya çalışır, serinlik verici su arar. Şimdi yangın ateşi içinde olan bu kimse pınar başlarında olanlara mı zarar verecek yoksa ateşin düştüğü nefsini mi yakacak?

O halde neye dokunulduğunun, neye el verildiğinin,neye el atıldığının  bilinmesi gerekmektedir. Kendini yakacak olan ateşe mi, yoksa serinletecek olan suya mı?

 Karısı da odun taşıyıcısı olarak.

 

Ateşin içinde olan o inkarcının en yakını  karısıdır.  Karısı ona olan yakınlığı simgeler. Zira onun en yakınlarından olarak o inkarcının ehlidir.

Bu durumda biz karısı olarak niteleneni yalnızca onunla aynı işe ele atan karısından bahsedilmediğini düşünebiliriz.

Kişinin karısı onun aynı yolda elelele vererek aynı işler içinde bulunan herkestir.  Zira bunlar ile beraberliği onun bunlara olan yakınlığındandır.

Şu hali ile sözkonusu edinilen onun kendisinden bir parça olarak gördüğü herkes için bu sözkonusudur.  O halde bireyin sukun bulduğunu zannettiği , kişi ya da topluluk ona  karısı mesafesinde ya da daha yakındır.

İnkarcılık ateşi içinde olan bu kimseye en yakını olan o kişi doğal olarak onunla ortak bir işe el vermiş olmaktadır ya da ona bu hususta yardımda bulunmuştur. Fakat onun bulunduğu bu yardım onun yararına olacak bir yardım değildir. Çünkü onun için sözkonusu olan bu yardım ona yapılması gereken yardım değildir.  Her ne kadar yardım gibi  gözükse de ona yardım edilmiş değildir.

Zira verilen bu el o inkar ateşinde olanın ateşini arttırmaktan başka bir katkıda bulunmamıştır.  Bu kişi ancak onun ateşinin alevini daha da artıracak odunlardan başka bir şeyi ona taşımamıştır.

Onun ateşini arttıran odunları taşıyan ona yardım etmiş olabilir mi?

 

Boynunda sağlam bir bağ olduğu halde.

Bu onların birbirleri ile olan yakınlıklarının derecesini ifa eder.  Bu bağ ne kadar sağlam ise onunla bunun arasındaki bağ da o kadar sağlamdır. Ama bu sağlamlık ona taşıyacağı bu odunu düşürmeyeceği ya da eksiltmeyeceği anlamındadır. Mesed aynı zamanda sağlam ve kuvvetli kişi anlamlarını da ifade ederken, ona odun taşıyan o yakınının bu taşımada gevşek olmayıp sağlam bağ ile yükler dolusu odunu taşıyan kuvvetli birisini ifade eder.

O halde onunla ekonomik, ticari, siyasi, hukuki veya diğer  bağlar içinde olup inkar ateşini alevlendirecek ilişkiler içinde bulunanlar kendisinin yaslanacağı o ateşin alevi için kendisine yükünü düşürmez bağları kopmaz, güçlü hamallar edinmiş demektir. Bu kimse onun dostu ya da arkadaşı değil apaçık bir şekilde onu ateşler içine atıp yakmaya çalışan bir düşmandır. Oysa o daha önce onu en yakınlarından edinmişti.

Kişinin kendisini verdiği o iş onun için bir ateştir.  Bu ateş onun isteğini ifade eder.  Ama aslolan bu ateşin yakıcı özelliğini bertaraf kılmadır. Aksi halde ortaya ateşin sarıp yaktığı acılı bireyler çıkar.

Doğal olarakta,  ateşli bir şekilde istenen içinde yardımlar ya da yardımcılar edinilir.  Ama yakıcı ateş, ateşli bir şekilde istemeye rağmen edinilen yardım ya da yardımcılar o kişinin ateşini daha da arttırır.

 

Allah buyurdu: "Sizden önce gelip geçmiş cin ve insan topluluklarıyla içiçe, girin bakalımateşe. " Her ümmet girdiğinde, yoldaşına/kızkardeşine lanet eder.  Nihayet, hepsi orada bir araya gelince, sonrakiler öncekiler için şöyle derler: "Rabbimiz! Bizi bunlar saptırdılar.  Ateş azabını bunlara bir kat daha fazla ver. " Allah buyurur: "Her biri için bir kat fazlası var, fakat siz bilmezsiniz. " Araf 38
Bu durumda onlar hakikatte birbirlerinin düşmanı olmaktan başka bir şey yapmış olmakta değillerdir.

Bu insanın ateşlice peşinden koşup eliyle yakalamaya çalıştığı aslında kendi elini yakacak olan rezil bir şeydir

Ey Rabbimiz! Sen biriniateşe soktun mu onu tam rezil etmişsindir.  Zalimlerin, yardımcıları olmayacaktır. "Ali-imran               192      

 

Kendisini daha dünyada tutuşturarak alevlenmiş gelecekte ise bu alev daha da artacaktır.

O halde onun elini uzatması gereken bu olamaz.

Onu rezil edecek olan onun malı ve kazandıklarıdır.  O apaçık bir şekilde parası ile rezil olmuştur.

Bunların kendisine bir iktidar verdiğini zannedip ateşli bir şekilde inat ateşini alevlendirerek kendi alemindeki tüm ayetleri bu ateşlerin içine atan kundakçı bu yangını tüm alemlere de sıçratma peşindedir.  İnsanlar için su taşıyan sakilere karşı durup onların su testilerini dökmeye çalışan kundakçılar  şu hali ile tüm alemlerin düşmanıdır.

Son kertede o tüm alemini yaktığında önünde ve arkasında yangından başka bir şey kalmayacaktır.

O’nun kendisini ve tüm alemi yakma çabasının başlangıcı esasen aileden geçmektedir. O tüm alemin tutuşturulacak yerinin burası olduğunu bilmektedir. Bunun içindir ki Yüce Allah ebu lehep ve karısı üzerinden meseleyi ortaya koymuştur.

Ebu leheb’in karısı onun için bir eş değildir. Allah tealanın zevce kavramını kullanmaması bir nevi bundandır.

Zira onun karısı onun eşi değildir. Eş olma için birbirini tamamlama ve birbirlerine sukun buldurma sözkonu olmalıdır.

Fakat burada sözkonusu edilen kadın bu niteliklere sahip değildir. Çünkü Kadın kocasının içinde bulunduğu ateşin daha da artması için odun taşımaktadır. Oysa onun yapması gereken odunları taşımak değildi.

O  kocasının içine düştüğü ateşi dert edinmeli idi. Bu derdi boynuna asıp bu dert ile birlikte onun ateşini söndürecek suları taşımalı idi.  

Fakat bu kadının yaptığı bu olmadı. O her defasında onun inkarcılık ateşini daha da alevlendirdi. Onun ateşinin artması için ona el verdi. Bu halde onun eşi değil ona tümü ile karşı bir düşmandan başkası olmamıştır.

Bu hali ile ayette aile içi ilişkiler konusunda mesajlarda bulunmaktadır. Karı ve kocanın eş olabilmesi için onların birbirlerini ateşe çağırmaktan ya da ateşe girmekten alıkoymaları gerektiği gibi ateşten kurtarmaları gerektiği de belirtilmektedir.

Bunun içindir ki “Kendiniz ve ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun” ayeti vurgu yapar.

Zira toplumun yapı taşı olarak varolan aileden başlayan yangın tüm toplumu sarar. İşte ebu lehep ailesinin yaptığı da bu amacı ifa etmek üzere tüm toplumu ailevi ilişkilerden başlayarak yangın alanına çevirmektir.

Oysa Allah aile içinde bu yangınların çıkmasını önlemek ve toplumu ateşin sarmasına mani olmak üzere ateşten sakındırıyordu. Üstelik bunun için eşler arasına bir kendinden sevgi ve merhamette koymuştu.

Onun ayetlerinden biri de eşler arasına koyduğu sevgi ve merhametti.

Eşlerin birbirlerini ve tüm alemi saracak ateşi söndürmeleri istenirken onların içinde olması gereken ateşin mübarek bir ateş olmasını istiyordu. Bu ateşin bereketi ile  sağ elindeki asası ile huzur ve hayat vermeye vesile olmalıdır.  Bulunduğu yeri çerçöpe yanıklara çevirip hayatları söndüren ateşe değil.  

Ellerini de pis şeyler ile kirletmemelidir.  Ellerini bunlardan sakındırmak için koynuna sokup onları tertemiz olarak muhafaza etmelidir.

 Oraya gittiğinde, kendisine seslenildi: "Ateşde olanlar da, çevresinde bulunanlar da kutlu kılınmıştır.  Alemlerin Rabbi olan Allah yücedir. Neml 8

İşte bu ateş insanı yakmaz.

 Biz de dedik ki: "Eyateş, İbrahim'e karşı esenlik ol. "Enbiya 69

Karanlık çöl gecelerinde yollarını kaybetmiş,soğuktan üşümüş olan ailesine ve tüm alemlere yol gösterici ve bir ısıtıcı bir ateş parçasıdır. . .

O vakit Musa ailesine dedi ki:Gerçekten ben bir ateş  hissettim. Size ondan bir haber getireceğim. Yahut yanan bir ateş parçası getireceğim. olur ki ısınırsınız. Neml 7

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !

En Çok Okunanlar

ANKET - ARAŞTIRMA